Pazartesi, Ocak 11, 2016

gün gelecek herkez ekmegi süt e batiracak ..



Brötchen ve süt ..

Brötchen dedigim ufak, yuvarlak, yumruk kadar kahvaltilik ekmekleri, yani sadece kahvaltida degil, aslinda günün her saatinde yenebilecek bisi. Firindan taze ciktiginda kokusuyla zaten insanin agzini sulandiran bisi, üzerine tereyag ve recel yada bal sürünce yenmiyo tadindan. Tad olarak Türkiyede ki bildigimiz somun ekmegine en yakin olan ekmek türüdür kendisi. Türkiyenin tazecik firindan cikmis ekmegine herzaman hasret oldugumuz icin, bizler (ben ve bencinslerim) tarafindan sikca tüketilen ve cok begenilen bir ekmek türüdür. Almanya da yöreye göre ismi degisiktir birde, bana cok ilgin gelen biseydir bu, Bavyerali lar "Semmel", Berlinli ler "Schrippe" diyor kendisine, bilmedigim daha baska isimleride var ama simdi kafam basmiyor, arama zahmetine de girmeyecegim.
Konumuza dönelim, süt ve ekmek!
Bayatlayan Brötchenleri parcalara koparip kaynar süt e atip sicak sicak yemeli. Cocukken cok severdim bunu, simdide seviyorum, simdide yiyorum, hep sevecegim, hep yiyecegim.
Bu zevkimden dolayi cogu zaman arkadaslar arasinda sevilen alay konusu haline gelmisimdir, zira herzaman geyik malzemesi cikiyor (anlamiyorum niye). Kedi mamasi yedigim iddia ediliyor ve bunun üzerine kat kat espiriler yapiliyor, ama ben alistim artik :).

Evet gün gelecek herkez ekmegi süt e batiracak, bunu iddia ediyorum ve o gün gelecek. Bu cümleyi slogan haline getirip, t shirt baskisi yapmayi düsünüyorum, daha da ileri gidip, pazarlamaya kalkabilirim, dünyanin her yerinde, farkli dillerde bunu okuyabilirsiniz belki?! kimbilir?! Hayal etmek yolun yarisi, hayal ettigim sürece birseylerin olabilirligi hakkinda ilk adimi atmis bulunmuyormuyum? Galiba oluyorum. Isterseniz bu cümleye siyasal veya ekonomik acidan yaklasin, ozamanda göreceksiniz, kurdugum bu cümle hicte bos ve espiritüel bir yaklasim degil, birgün gercek olucak, sizde anliycaksiniz.

*** *** *** *** *** ***

Bugün farkli bir gündü. Farkliligi bende gizli kalsin, ama yillardir icimde kalan birseyi artik birakmama sebep oldu. Bazen bazi seyleri birakmak gerekiyor, anladim artik, nekadar güzel ve iz birakan türden olsalar bile, hayatimizi saglikli sürdürebilmek icin gerekli olan bir adim. Birseylere takilip kalinca, hayat sürekli ayni olayin etrafinda dönüp duruyor, insanlar degisiyor, mekan degisiyor, hayatimiz degisiyor ama icimizdeki o duygu degismiyor. Inatla o duyguya sarilip, kopmamak icin elimizden geleni yapiyoruz. Sirf bu yüzden yarim kalan bir sürü hikaye olusuyor icimizde, kimseye anlatamadiklarimiz, icimizde büyüyor, büyüdükce acitiyorlar ve zaman acimasizca geciyor.

Üzülüyorum, bosa harcanan yillara, hayati degistirememek cok koyuyor. Kader dedigimiz neki? Hayat böyle demekten biktim aslinda, ne kadar ayagim kaysa, okadar cok kalktim ve hayat böyle dedim, bir cogumuz gibi. Türk bir ailenin kizi olmasaydim acaba hayatim nasil olurdu? Bunu cok düsündüm bir zamanlar. Almanlarda tam olarak Kader diye birsey yok galiba, Kader olayi sanki sadece Türklere özgü birseymis gibi gelirdi hep bana, sonra anladimki, hangi milletten oldugum önemli degil, kimin kizi olursam olayim, nerde dogarsam dogayim, kimi seversem seveyim, ben "ben" oldugum sürece hayatim hep böyle olacak. Ben degismedikce degisen birseyler de olmiycak, yine Hayat böyle diyecegim, yine Kader bu diyecegim, ayni tas ayni hamam.

Ve aslinda hersey cok güzel olabilirdi, ama hersey cok güzel olabilirdi. Aslinda.

*** *** *** *** *** ***

Unutulmamis olmak güzel bir duygu. Eger yillar sonra birisi sizi hala hatirliyorsa, sizinle ilgili ufak bir Hikaye baskasinin hafizasinda yer edebildiyse, bu cok büyük bir mutluluk. Iz birakabilmek, nahos olmayan bir ani birakabilmek.

Biliyorum yazdigim seyler sanki tutarsizmisim gibi bir izlenim birakiyor sizlere suan, ama alakasi bile yok, beynimde kelime yagmuru söz konusu, yazasim var, hatta yazim geldi, neyi nasil yazacagima karar veremedigim icin, gelisi güzel döküyorum buraya, toparlamasi sizden. Yok baktiniz olmuyor, yarida birakin hic okumayim, gerci suan bunu okuyosaniz, okumayin demenin de bir anlami kalmadi sayilir dimi :) Tutarsizligin bukadar iste ..

*** *** *** *** *** ***

Bu arada Senemcim, Studivz de silinmis hesabin, yani göremiyom seni :( Yoksam sen feysbuk cu oldunda Studivzli lere tenezzül etmiyormusun artikin ;) Bak söylim sana, feysbuk, studivz viz gelir, bulurum seni gittigin yerde, piskopata baglarim baaaaak .. .. yersen :) kendime hayrim yok zati :) Öperim seni, ancak o olur :-*
Bu da iyi bir korkutma yöntemi olur aslinda, bak dogru dur öperim yoksa .. öperim haaa ... öpcem baaaak :) keske her kizan öpücem diye kizsa :) dünya ne bariscil ne yasanasi bir gezegen olur, Bush un rahmetli Saddam i öpücem diye kovaladigini farzedin bi, "len Saddam dogru dur, halkina karsi gaddar olma, bak öpücem yoksa, valla öpücem .." düsünmesi kafi :)

Saat ilerledikce sacmalama durumum vahim bir hal aliyor. Yatmali artik, uyumali unutmali, ve yine uyumali, sonra yepyeni bir sabaha uyanmali.

Son bir sözüm var ama, bundan 8 yil önce minik bir adres deftercigi almistim kendime, 2000 yilina girmeden hemen önce, yeni yila ailece Antalya da girmistik, o yilbasindan sonra o adres deftercigine bir cümle yazmistim. O adres deftercigi hala bende, artik bir hatira konumuna gecti kendisi. Gelelim asil son söze, o yazdigim cümleyi son söz olarak kullanmak istedim ..

Ögrendim ki, gercek arkadaslarin arasina mesafe girmez; gercek Asklarin da ..!
-Hasan Hüseyin-

..ey günlük, hey gidi günler hey..


Pazartesi, Ağustos 24, 2015

Merhaba ..

Bir yildan biraz fazla olmus buraya bir yazi düsmeyeli .. 

Yazacak birseyler yoktu diye mi? yoo .. cok sey oldu, bir yilda neler degisti neler .. ama iste artik bazi seyleri kendime saklamali, artik bazi seyleri paylasmamali ..

Iyisi ile kötüsü ile 10 yasina girdi blogum bu yil .. bundan 10 yil evvel, henüz sosyal medya yokken, telefonlar da sinirsiz konusma hatti yok iken, ben üniversite icin ailemden uzaga gittigimde, haberlesmek, ve bütün arkadaslarimi yeni hayatimda ki gelismelerden haberdar etmek icin en basit yoldu blog. 
Cigdemler bu sekilde dogup dünyaya merhaba dedi, bir cok üzüntümü paylastim burada, tabi güzel seyleri de ama bana sorarsaniz daha cok üzüntü agir basti gibi sanki, ya da ben üzüntülerimi hep en dorukta yasadim ondan olmus olabilir, hissi olarak daha cok üzülmüsüm gibi bu son 10 yil icinde. 

Beni üzenlere de buradan selam olsun .. artik büyüdüm. 

Artik beni kimsenin üzmesine izin vermeyecegim bir hayatin icindeyim, ben baska bir ben, hayattan beklentilerim cok baska seyler .. benimle birlikte blog da büyüdü, kocaman oldu, ergenligi de atlattik birlikte tanriya sükürler olsun :) 

Artik herkes kendi yoluna .. yeni hayatim icin düsündügüm "Format" baska .. artik bu bloga dair degil yasanacak mutluluklarim, gelecegimde ki sevinclerim, yarinimda ki sen kahkalarim, artik buraya dair degiller .. onlar icin tertemiz bir sayfa acmak lazim .. hüzünden uzak, rengarenk balonlarla, envai cesit havali ucurtmalarla .. 

Blogun 10. yas gününü onu ve kendimi özgür birakarak kutluyorum .. bu yolda bana eslik edenlere de selam olsun ..  hic birinizi unutmayacagim.

Kucakliyorum hepinizi, hüzünlerim, dünlerim, gecmiste kalan kaygilarim, zor günlerim, en kötü günlerim .. 

Hosca kalin.

ÇiğDem

 


Perşembe, Mayıs 29, 2014

- Her yer Taksim, her yer Direnis -




õlenler, dövüşerek öldüler
Güneşe gömüldüler
vaktimiz yok onların matemini tutmaya
akın var
güneşe akın
güneşi zaptedeceğiz
güneşin zaptı yakın.

Devrim şehitleri ölümsüzdür. 


Sehitlerin hesabi elbet birgün sorulacak Tayyip ... o elini buladigin kanda bogulacaksin!

24. Mayis Türkiye Genclik Birligi Almanya - Genclik Söleni


24. Mayis Türkiye Genclik Birligi'nin Oberhausende ki Genclik söleninden kalanlari paylasmak istedim sizlerle, harika bir gün gecirdik, harika insanlarla tanistik, en önemlisi, bir catinin altinda fikir birligi olusturduk, tek yürek olduk!
Hep bir agizdan Istiklal marsini söyledik ...  

video


Soma'nin anisina bizde bunlardan 200 tane yaptirip, sölende insanlara hediye ettik, tekrar kapitalist zihniyetin kurbani olan Canlara allahtan rahmet ve geride kalanlara sabir diliyorum .. unutturmayacagiz ve hayatinizi calanlardan hesap soracagiz!!!


gecenin benim acimdan ne önemli konugu Metin Feyzioglu idi, öyle bir konusma yapti ki, salonda ki binlerce insan pür dikkat dinledi ve coskuyla eslik etti ona! 

Türkiyeye layigiyla temsil edecek bir insan varsa, o da kuskusuz Metin Feyzioglu'dur! Cumhurbaskanligi koltugunda görmek istedigimiz insan o'dur!!


Salonda herkesle birlikte girdi, ne bir korumaya ne de güvenlige ihtiyac duydu ve büyük bir sevgi seli ile karsilasti, insalarin arasina katildi, tribüne oturdu ve hic bikmadan fotograf cekindi herkesle, kimseyi kirmadi, o kadar ince o kadar zarif ve hem büyüklerine hem kücüklerine karsi saygili ve inanilmaz mütevazi bir insan, saatlerce kitap imzaladi ve herkese bir kac dakikasini ayirip sohbet etti, gercekten Metin Feyzioglu saygi duyulasi ve sevilesi bir insan!


Bilemiyorum kac bin insan vardi, aksama dogru binlerce kisi Köln de Tayyipe karsi düzenlenen yürüyüse katildiktan sonra cikip Sölene akin etti, salon geceye kadar doldu tasti, hep bir agizdan 

"Bu daha baslangic - mücadeleye devam" sloganlari yükseldi!


Kalbimiz Soma da ve ülkemizi Tayyip ve yalaka tayfasina yedirtmeyecegiz!!!! 
Kimseden korkumuz yok,  
meydani ak zihniyete birakmiyoruz - birakmayacagiz!!!!

Sölene katilan onurlu sanatcilardan bir kaci, Resul Dindar, öyle sicak öyle samimi ki, anlatilmaz yasanir, binlerce insan hep birlikte Horona durdu onun seslendirdigi ezgilerle .. agzina saglik güzel insan Resul Dindar ..!


 Cem Adrian .. enteresan cizmeleriyle :) ve büyüleyici sesiyle muhtesem bir katki sagladi .. o ne ses di arkadasim ya .. mest ettin bizi Cem Adrian .. yüregine saglik ..!

Duman .... Kaan Tangöze ile Darmaduman olmak ... var öyle birsey evet ... ne deli, ne divane, ne darmadaginsiniz siz arkadaslar !? bir tanesiniz .. ayni safta sizinle yer almak ne güzel birsey ..


ve Grup Cig .. Mustafa Özarslan esliginde .. dosdogrusunuz siz, yürektensiniz siz, herkesin gönlüne hitap etmeyi biliyorsunuz siz .. Grup Cig .. Mustafa Özarslan .. siz hep iyi olun ..


aci bir yildönüm ..

Bir yil önce bu gün, bu Canlar hayattaydi .. simdi gururlu bir mücadelenin sehitleri onlar .. 

Kahrolsun AKP ve Tayyip zihniyeti!!!!


bunlari da unutma unutturma ... kabatas yalanini bizzat izledim, gördüm, duydum diyerek, bir toplumu zan altinda birakip ötekilestirmeye calisan, yalakalikta sinir tanimayan bu insanlik müsveddelerini  unutmuyoruz!!!

Çarşamba, Nisan 30, 2014

Kölnlü ve mutlu

Efenim hala gönlümün başkentinde ve hala musmutluyum.. 

Şimdi yaz geliyor ya, işte gönlümün başkentini bir de o zaman görün siz, yemyeşil çimenleri, dolu dolu akan ren nehri, ve beşibiryerde gibi üzerini süsleyen köprüleri .. 

Yazı bir başka güzel gönlümün başkentinin .. 

Köprülerden birinden - tercihim genelde Deutzer Brücke'dir - miniş arabamla karşıya geçerken, güneşli havada, rüzgar saçlarımı savururken, bu ezgiyi olabildiğince yüksek sesle dinlemek, işte o an hayatta olduğumu ve hayallerimin gerçek olduğunu hissettiğim anlardan birisi ..

 
"Esti seher yeli söküldü seller
Gidiyorum, kömür gözlüm ağlama
Ağlamanın vakti geçti ne çare
Kemend atıp yollarımı bağlama

Sana derim sana kaşı kemanım
Büküldü kametim geçti zamanım
Gidiyorum yedi benli ceranım
Yarim gitti deyü yürek dağlama

Karacaoğlan der gözyaşım silinir
Bir ah çeksem yüce dağlar delinir
Yüreciğim bölük bölük bölünür
Yaş döküp de ardım sıra çağlama"


Seni seviyorum gönlümün başkenti! 
Sokaklarında cıvıl cıvıl insanlar ve her renkte sen, 
yazın bir başka güzelsin sen .. 

Çarşamba, Temmuz 24, 2013

Öyle hayaller kurdum ki ..





.. birer birer Gerçekleşiyorlar sanki. 

19. Temmuz cuma günü ilk kez koro provalarına katıldım, evet buradan koroya kabul edildiğim anlaşılıyor a dostlar :) Köln konservatuarında çektiğim ilk foto ise üstte :) artık her cuma akşamı Köln konservatuarında provalara katılacağım! Çocukluğumdan bu yana kurduğum konservatuar hayali bu sekilde hayat bulmuş oldu!

Hala hayal ile gerçek arasında gidip geliyorum, bir yıl evvel, dünyadan bezmiş bir şekilde tezimi bitirmeye çalışırken, vaz geçmememi sağlayan, kuaförlükten psikologluğa bir köprü kurup geçmeye çalışırken destek aldığım ve onüç yıl boyunca aklımdan çıkmayan tek hayal, yolun sonunda Köln'e taşınacağımdı. Bu hayali gerçekleştirmiş olmamı hala idrak edememem bi yanda, öyle gönülden istediğim koroya kabul edilmiş olmam üstüne bal kaymak oldu. 

Aslında girmek istediğim konu farklıydı, evren teorisine inanıyorum artık ben, hemde tüm kalbimle! İşte bir yıl evvel bu zamanlar, göttingen de bıkmış bi halde Carola ile gelecekten ne isteklerimiz var diye bir göz gezdirmiştik, ve ben iki dilekte bulundum ve evrenden Köln'e taşındıktan sonra bana bu dileklerimi gerçekleştirme imkanı versin istemiştim. 

Bunlardan birisi koro idi. Oldu :) 

İkincisine gelince, o daha bi antin kuntin idi, şu an detaya giremeyeceğim, zamanı var detayları paylaşmanın daha, ama o da oldu ki :) 

Cuma günü koro geldi, ertesi günü Cumartesi ise ardından ikinci isteğim geldi. 

Hala bunun sarhoşluğu var içimde. 

Nasıl yani, nasıl yani diye diye şaşkınlığımı dile getiriyorum sürekli ama idrak kabiliyetim sıfır :) 

Allah'ın sevgili kuluymuşum meğerse :)

Uzun lafın kısası, hayat güzel dostlar! 

-Kalimeraba-





Pazartesi, Temmuz 08, 2013

kendini bulmak

Bir karar verdim, uuuu evet, yes, ja, son günler de sürekli bir karar verme havasındayım, sürekli birşeyler değişsin, yeni birşey olsun istiyorum.

En son kararım ise, kendimi bulmak. 

Kimdim ve kim oldum zaman içinde dedim kendi kendime, ha yok öyle bir iç yolculuk falan değil, daha bir yüzeysel sanki sanki :) 

Evet varılan sonuç ise, ben kendime, yıllar önce ki çiğdeme dönmek istiyorum geri, daha bir hayatı hafif ve pembemsi algıladığım günlerime, he ya vardı bir zamanlar o günler, inanılmaz ama gerçek, vardı.

O günleri bu kadar dayanılmaz ve hafif kılan faaliyetlerden birisi koro idi. 12 yıllık bir koro geçmişim var ki benim. Daha sonra hayatıma giren bir öküz yüzünden maalesef müzikle olan alakamı kestim fakat şu an çok pişmanım bundan ötürü. Yıllar önce albüm teklifi bile almıştım, o kadar işin içinde idim, müzik hayatım da anlamlı olan tek şey idi, sahnede olmak tarif edilemez bir mutluluk kaynağı idi benim için. 

Tas tamam 15 yıl oldu ben bu işleri bırakalı, en son 2003 yılında bir arkadaşımın albüm hazırlığı için stüdyo da iki parça için düet olarak demo kaydı yapmıştık, en son bi o faaliyette bulundum, ve yineliyorum pişmanım, tekrar kendime dönmek istiyorum. 

Evet böyle düşündükten sonra, imkanlarımı gözden geçirdim ve köln de bulunan bir koronun gelecek hafta düzenlenecek olan seçmelerine kaydoldum! 

Umutluyum ve hatta kendimden çok eminim, seçmeleri formalite olarak görüyorum hatta, bir an önce tekrar sahne de olmak istiyorum artık! Günlerdir düşünebildiğim tek şey bu!
Yine yabancı müziğe döneceğim, İngilizce ve Almanca eserler seslendiren bir koro, muhtemelen tek Türk olacağım, açık söylemek gerekirse bu da güzel :) 

Uzun lafın kısası, birşeyler değişsin çok istedim çünkü içimde beni, elimi, kolumu bağlayan bir mutsuzluk hakimdi uzun zamandır, ve o çözülmek üzere mi ne? 

Çözülüyor sanırım, çünkü ben beni buluyorum yeniden.

Öptüm kokladım sizi a dostlar!

Cuma, Temmuz 05, 2013

Güzel hatırlanmalı insan

Ben hep bi Türkiye özlemi taşıdım içimde, çocukluğumdan beri hemde. 
Hep biz neden buradayız, neden bizde Türkiye de yaşamıyoruz olması gerektiği gibi (benim kafamda olması gereken öyle gibi idi ..) diye sorguladım durdum ömrüm boyunca.

Hala bazen Türkiye de büyümüş olsaydım, çok farklı bir hayatım olur diye düşünüyorum. Burada çok mutsuz olduğum oldu, ama tabi çok mutlu olduğum da oldu, nankörlük etmeyeyim şimdi. 

Burada olmanın avantajları çok dışarıdan bakıldığında fakat dezavantajlarını kimse sormaz ki bizlere.
 
Bizler derken, Almanya da doğmuş büyümüşleri kastediyorum. 

Çok farklı bir çocukluk ve çok farklı bir gençlik yaşadık bizler. Bana şimdi orada ki hayat mı güzel yoksa Türkiye diye mi sorsalar, bence kesinlikle Türkiye. 

Kurulan dostluklar başka Türkiye de, ilkokul arkadaşlarını gördüğünde sevinebiliyor insanlar, aradan geçen zamana rağmen, lisede ki arkadaşlıklar ise benim gözümde başka dünyadan. Burada öyle bir okul hayatı yaşamak mümkün değil. Birlikte 7 yıl boyunca aynı sınıfta okuduğum ve hatta aynı masada oturduğum o yıllarda ki kankamla bile görüşmüyorum, çünkü Almanya da böyle. Dostluklar belirli bir dönemi paylaşmak içindir, ötesi yoktur, Türkiye'de ki gibi sıcak dostluklar kurmak mümkün değil ki burada. 

Yani anlayacağınız dostlar, burada insanın bir yani hep eksik .. 

Ben çocukken işte, hep bu özlem oldu içimde, ne gariptir ki Türkiye'de ki hayattan hiç birşey bilmememe rağmen oluştu bu özlem.

Müsebbibi belli ama, Kemal Sunal, nam-ı diğer inek Şaban ve hababam sınıfı.
Türkiye'de ki öğrenciliğin hababam sınıfında ki gibi olduğunu düşündüm ben hep, hayatın hep o tad da olduğunu düşündüm hep.
Öldüm bittim resmen Türkiye'de yaşamak orada okumak için.
Belirli bir noktaya kadar, annem ve babam yaramazlık yaptığımda, akıllı durmazsan Türkiye'ye yatılı okula göndeririz diyorlardı, sonra anladılar ki ben daha bir coşuyorum bu ihtar karşısında, zaten istediğim buydu ki! 

Ama göndermediler, ne kadar yaramaz oldumsa da .. 

Yıllar geçti bu özlemle, kavuşamadım türkiyeme ben, sonra bir de baktım ben buranın olmuşum, burası da benim olmuş. 

İnsan herşeye alışıyor dostlar. 

Bu konuyu başka bir yazıda biraz daha açmak istiyorum, şimdilik Nur icinde yat sevgili Kemal Sunal, mekanın cennet olsun .. Sayende kurduğum hayallerle çok mutlu olmuştum ben .. 


Cumartesi, Haziran 29, 2013

Teknolojiye yetişmek namümkün ..

İnanılmaz fakat bu paylaşımı cep telefonumdan yazıyorum! 
Google'ın bunun için bir uygulaması varmış, mis gibiymiş :) foto yüklemeyi de deneyeceğim hatta, çok sevdim ben bu işi :) bloğumda daha aktif olabileceğim bu sayede, ne güzel :) 

Eski evimde internet son bir aydır çok sorunluydu, hatta iptal ettirmeye kadar gitmişti, netcologne gördüğüm en saçma en müşteri memnuniyeti sıfır olan internet sağlayıcısı bence, yeni evime taa taşınmadan bir ay önce müracaat ettim ve hala bekliyorum, yani artık nasıl bir bağımlılık ise, internet olmayınca hayat duruyor gibi sanki.. ne kötü aslında ..

açıklamamdan da anlaşılacağı üzre, yeni evimde kalıyorum bir kaç gündür, geçen haftasonu eşyalarımı taşıdık, ailem arkadaşlarım, çabucak hallettik, herkes sağ olsun .. babam mutfağımı kurup monte etti, biz Yasemin ile bir hafta öncesinden dolapları kurmuştuk, ama asıl iş babama kaldı tabi, kurulması, bağlanması, üstünün tezgahının monte edilmesi vs. Aslan babam bir gün içinde harika bir iş çıkardı! Benim babam bir tanedir, elinden gelmeyen iş yoktur, hatta çocukken babasının Süpermen olduğunu düşünen bir küçük kızdım ben.. valla ha ya :) 
Süpermen değil belki ama süper bir insan benim babam, Allah onu ve anneme uzuuuuuun ve daha çok mutlu bir ömür versin, onları başımdan eksik etmesin inşallah ... 

yeni evim demişken, çok mutluyum ben yahu, öyle gerçekten bir evim oldu, bir artı bir, yetişkin büyük insanların yaşadığı gibi bir evim oldu, her odasını ayrı bir renge boyadım, çamaşır makinam var hatta artık, ben geçen yıl Kasım'dan beri elimde yıkıyordum çamaşırlarımı, iki ayda bir falan havlu ve çarşaf türü seyleri ailemin yanına geldikçe yıkıyordum hep, yani angarya işler, şimdi evimde çamaşır yikayabilmek bana inanılmaz lüks geliyor, ilkel hayattan günümüze merhaba dedim gibi gibi :))) 


-evin tadilat ve yerleşme şeyisinden iki karecik-

Hayat güzel dostlar, gök kuşağı renklerine bürünmüş evimde, yeni hayat, yeni huzur.. ama mümkün mü yeni huzur? 

Mümkün ise ben alayım ufak bir porsiyon, miniminnak da olabilir .. 

Çido'ya minnak bir porsiyon huzur lütfen .. 

Pazartesi, Haziran 17, 2013

yilin yarisi gecti ah ile vah ile ..

yan tarafta ki fotografa baktim da simdi, saclarim uzunmus ki o zaman daha, iki yil mi olmus ki o fotograf cekileli? nasil ve kim cekti onu bile hatirlamiyorum ..
Simdi hala kisa saclarim, inat ettiler uzamiyorlar, uzatayim diyorum, sonra bos bi animda yap bi cilginlik diyerek kendimi gaza getirirp kesiyorum elime makasi alip, egri bügrü, sanki kendimi cezalandiriyorum öyle makasi alip kör kör keserek. Demek ki benim buna ihtiyacim var, demek ki benim ilacim da buymus.

Niye buradayim, niye yaziyorum .. aman ne bileyim, aslinda her zaman söyledigim sey, daha fazla yazmak ve burayi unutmamak istiyorum ama sartlar zorluyor .. yeni is, ona alismak, farkli bir düzen, farkli alanlar, cok yordu beni gercekten. Hep diyorum ki, canta mi alip gitmek istiyorum, neresi oldugu önemli degil ama bilinmedik yüzler, beni ben oldugum icin kendine yakin gören insanlar tanimak istiyorum, kimseye karsi kendimi degistirmek zorunda kalmak istemiyorum, ben "ben" olamadim gitti.

Cünkü "ben" hep sorun yasiyor, hepte beklenmedik yerlerden, hep en güvendigi yerlerden.

"Ben" incinmez,
"Ben" kirilmaz,
"Ben" üzülmez.

-aslinda bütün bu "Ben"ler yok benim icimde, ama insanlar bana böyleymisim gibi davrandi yillarca, bende o "Ben"'i kabul etmek, üzerime giymek zorunda kaldim. Istemedigim, veya ziyadesiyle taniyamadigim bir insan olma yolundayim. Ben kimim diyebilecek duruma geldim.

Öyle ki, ne olursa olsun, karsimda ki insanlar rahat olsunlar diye, ben kirilmam ki, incinmem ki, üzülmem ki diyorum pesin pesin, ve sonra ben gercekten öylemiyim, öyleysem benim bu icimde ki aci neyin nesi diyorum. Anlayamiyorum. Keske kafamin icine bakip, isik tutup, hiii burada bir ariza var diye tespitte bulunup, o arizayi yaratan kismi söküp alsam kafamin icinden ve huzur bulsam. birazcik huzur.

Kimseden bir beklentim yok, ciddi anlamda yok, ailemden, arkadaslarimdan, is ortaminda birlikte oldugum insanlardan, kimseden yok, yillardir bana en yakin olan tek kisi kendim oldum. Beklenti olursa hayal kirikligi da olur, baska türlüsünü bilmiyorum ben.
Baskalarindan yardim bile isteyemem, hep icimde, ya rahatsiz ediyorsam kuskusu oluyor, sonra ne var kendim hallederim bir sekilde diye düsünür, hepte öyle yaparim, her alanda öyle oldu. Belki kimseye muhtac olmamakla da alakasi var bilmiyorum.

Dayanisma nedir, bunu bile bilmiyorum, hic yasamadim ben.

o yüzden, yalnizliktan söz etmesin bana kimse
cünkü bilmiyorlar heybemde ne agir taslar var benim.

kalin saglicakla, görüscez yine, umarim bu gün kadar sicak olmayan bir günde..

Perşembe, Nisan 11, 2013

bir varmisim bir yokmusum, e ben buymusum ..

Aylar gecmis, yeni bir yila girilmis, ve tekrar blogu hatirlar oldum .. hayirsizmiyim neyim ne bileyim, valla ne bileyim?

Tasiniyorum, yerlesiyorum, is ariyorum derken zaman su gibi akip gecmis .. her zaman oldugu gibi ..
Evet isimi de buldum ..

Blog yazmaya yeni basladigimda, bu mecrayi arkadaslarim ve ailemle haberlesmek, onlara uzakta olduklari icin hayatimda ki gelismelerden bilgi verebilmek icin düsünmüstüm bu yazim cizim isini .. sonra da bir baktim ben bu yazma isini sever olmusum, derdimi de sevincimi de buradan paylasir olmusum .. Ne vakit kalbim kirilsa, icim daralsa, üzüntü duysam, hep buradan yazdim yazdim yazdim ve icimde ki o nahos duygular ucuverdi kayboldu gittiler ..

Son günler de acaba artik bu blogu kapatsam mi diye düsündüm, hani ne bileyim, amacina ulasti zamaninda, bana uzun bir yol boyunca eslik etti, her kahrimi cekti demek üzereyim neredeyse .. Tabi bir arac görevi de gördü, cok tatli insanlarla tanistim, cok güzel cok degerli bilgiler edindim sayelerinde, hatta ve hatta cok depresif hallerdeyken destek oldular, moral verdiler, nasil ödeyebilirim ki, bilgisayarin öbür ucunda, benden belki cok uzakta, bilmedigim diyarlarda, benimle birlikte sevinip benimle birlikte üzülen o insanlarin hakkini?

bu mümkün mü? sanmiyorum.

Nasil bir ikilemse, ne yardan ne serden gecebiliyorum. Elim el vermiyor burayi birakip gitmeye.

Bundan bilmem kac yil önce burada bir yazi paylasmistim ve "cok iyi hatta en iyi bir cocuk psikologu olacagim" demistim bir cümle de, evren mi diyelim yoksa kismet mi diyelim, cocuk psikologu olarak ise basladim. Universiteyi bitirdikten sonra basladigim ilk isim ve ben cok mutluyum bundan ötürü. Psikiyatrik bir sorun yasayan 14-17 yas arasi zihinsel özürlü cocuklara yönelik hizmet veren bir klinikte calisiyorum Ocak dan bu yana. Cok seviyorum isimi, departmanimda tedavi gören cocuklari cok seviyorum öncelikle, onlarin o masumlugunu, ne olup biteni anlamadiklari icin neden kendilerini öyle hissettiklerini bilmedikleri icin yasadiklari o karmasayi ve ona ragmen sevgi dolu olmalarini .. cok baska bir dünyanin icinde buldum kendimi birden ve beklemedigim kadar cok sevdim bu dünyayi.

Dünyayi güzellik kurtaracak ve o cocuklar bu güzelligin bir parcasi olacak, bundan hic süphem yok. Icim sevgiyle dolu onlarla birlikte vakit gecirirken, gercekten böyle karsiliksiz ve beklentisiz bir sevgiyle dolu.

söyleyeceklerim burada bitmiyor .. kisa süreli bir ara olsun bu ..

sevgi basinizdan asagi seller sular gibi aksin emi ..

Pazartesi, Kasım 12, 2012

Köln diyorum ...



Inat etmistim, bir daha ki yazi Köln'den olacak diye .. ya ben keci gibi inatciyim, ya da evren ona yolladigim dilekleri bu sefer es gecmedi .. 

Son üc ay icinde o kadar cok sey oldu ki, hangisini anlatayim simdi bilemedim acikcasi .. yoklugumda birakilan tüm mesajlara cevap verecegim, hic birini cevapsiz birakmayacagim, söz :)

12 Yildir, ben orada yasamak istiyorum diye hayalini kurdugum sehir de, yani BENIM sehrimdeyim, kendi evimdeyim, huzurluyum, tez di, diplomaydi, tasinmaydi hepsi ama hepsi gecti .. cok sükür .. buradayim .. huzurluyum .. mutluyum .. kafam dingin .. daha ne isteyebilirim evrenden? 

Tecrübelerimden ögrendigim birsey varsa eger, o da birseyi cok istiyorsaniz, illa olacak diye birsey yok, ama cok istediginiz birsey icin gece gündüz demeden caba verip calisiyorsaniz, iste o vakit olur! 

Cok istedim, cok cabaladim, olmayacak sandim, tekrar toparlandim, ama gercekten o kadar cok istedim ki, niyetinizden iyice emin olun birsey isterken, onu gercekten gönülden isteyin ki, olsun, ve gercekten bütün cabalariniz gönülden olsun ki, dileginiz yerine gelsin. Calismayinca maalesef hic birsey olmuyor, biraz da enerji sarfedeceksiniz ... :) ama karsiliginda o günlünüzün, yüreginizin en ücra kösesine yerlestirdiginiz dileginize kavusuyorsunuz. Ben cok mutluyum, dilegim herkesin mutlu olmasidir, kimseye kin gütmüyorum ve dargin degilim .. hayatimdan gelmis gecmis bütün arkadaslar, ahbaplar, gönül baglari, herkes ama herkes icin gecerli, hic kimseye bir kirginlik yok artik icimde, öyle huzurluyum ki, kim ne yaptiysa, ne söylediyse, her ne kadar beni üzdüyse, hic birinizi düsünemiyorum artik bile, öyle sildim, öyle yok ettim, öyle hic saydim bütün olumsuz seyleri, zira artik benim mutlu olma vaktim geldi. Sizler icin de herseyin iyisini diliyorum, allah herkesi iyilerle karsilastirsin, kimseyi zor durumda birakmasin.

Cok bi fetva gibi mi oldu bu yazi simdi ne? vallahi ne bileyim, öyle bir ic huzura erismisim ki, icimden sular seller gibi akiyor bu sözler, öyle ki bu ben miyim, ben kimim, peki ya siz kimsiniz diyesim geldi birden. Ben kendimi buldum sanki, ben simdi ben oldum, hep burada olmaliydim sanki, sanki bu sehir biriktirdigim bütün yaralarin ilaci .. bir kaptan misali, gönlümün limanini buldum sanki .. cok sacma da gelebilir size, ama insan nerede olmak istedigini, nereye ait oldugunu veya kiminle olmasi gerektigini bilemiyorsa, gercekten kayiptir .. nereye siginabilir ki? cok mu felsevi oldum simdi de ben? sanmiyorum, yok o taraklar da bezim, dümdüz yalin bir insanim, ne elime sarap bardagi alip, hayatin anlamini cözmek icin felsevi takilirim, ne de insanlara yüksekten bakarim (beyaz sarabi ise cok severim o ayri :) ), ben kendi halinde, sadece kendi hayatinin derdinde olan bir insanim, sadece bir insan.

Velhasili kelam, bir Masal basliyor umarim güzel biter..




Pazar, Ağustos 19, 2012

simdi geldi aklima, komik birsey paylascaktim ben sizinle .. yani komikten cok sacma bisey desem daha bir isabet olcak sanki :) 



Istatistik Programinda google'da yapilan bir arama ve bu arama sonucunda benim bloguma giren bir vatandas .. 
kilit kelimeler: Kücük, emrah, pornosu .. arkadasim, insan misin nesin sen? bu kafayi neyle yaptin? baska isin gücün yokmu böyle sacma sapan bisey ariyosun sen bakim? at bu sapkinliklari icinden, sök at bakim, böyle ömür mü gecer allah askina .. memleketin hali icler acisi .. böyle insanlarla ayni pasaportu tasiyoruz .. aman aman diim ...

nevrim döndü yemin ederim .. 

Mutlu Bayramlar!

Bu yaziyi okuyan herkesin hayati bayram icinde gecsin insallaaaaah :-)

Bugün Bayramin ilk günü, ben ailemin yaninda degilim, calismam gerektigi icin gitmedim ve aslinda cokta verimli olamadigim icin biraz hayiflandim .. her zaman böyle oluyor .. calisicam diye birseyden vaz geciyorum sonra da bekledigim gibi calisamiyorum, sonra da vicdan azabi cekiyorum, madem böyle olacakti vaz gecmeseydim bari diye ... ya da farkli bir Senaryo: ailemin yanina giderken, mutlaka bol bol ders calisacagim diye bir sürü döküman kitap vs. aliyorum yanima, sonra da yüzüne bile bakmadan geri getiriyorum .. bu da ayakta alkislanacak bir durum :) 

Her seferinde ayni seyleri tekrar tekrar yaptigim icin artik hayiflanmamayi ögrenmem lazim kanimca!

Bugün 40 derece buldu bizim burasi, sabahtan beri tansiyonum düsük bu yüzden, ne yaptimsa cikmadi, bu da basimin agrimasina sebep oldu, saatlerdir soldan soldan geliyorlar anlayacaginiz .. hava da gidim esmiyor, esintiden eser yok, cok sikildim cok bunaldim .. Köln de olaydim bari iyiydi .. ne bilem :) sanki herseyin ilaci Köln'müs gibi geliyor bana .. evet, kabul biraz sacma ama napim .. cok seviyorum cok istiyorum orada yasamayi .. düsündümde hayatimda bu sehri sevdigim kadar bir erkegi sevmemisimdir .. :))) ask hayatimin durgun olmasina aciklama olarak getirilebilinecek bir durum :) aman neyse sacmaladim .. sicaktan sicaktan :-)

Uzun lafin kisasi, hayatiniz Bayram icinde gecsin .. bakarsiniz bir daha ki entry'i Köln den yapiyor olurum ... (allah söyletti valla ya) :) 

hepinize kucak dolusu sevgiler, milyoncuk öpücükler :)

Pazartesi, Temmuz 23, 2012

grup abdal - Şifa istemem balından

günün güzelligine bir Türkü armagan edeyim dedim ...



Şifa istemem balından 
Bırak beni bu halımdan
Razıyım açan gülünden 
Yeter dikenin batmasın

Gece gündüz bu hizmetin 
Şefaatin kerametin
Senin olsun hoş sohbetin 
Yeter huzurum gitmesin

Taşa değmesin ayağın 
Lale sümbül açsın bağın
İstemem meth'eylediğin 
Yeter arkamdan atmasın

Kolay mı gerçeğe ermek 
Dost bağından güller dermek
Orda kalsın değer vermek 
Yeter ucuza satmasın


Sonu yoktur bu virdimin 
Dermanı yoktur derdimin
İstemem ilaç yardımın 
Yeter yakamdan tutmasın

Nesimi'yem vay başıma 
Kanlar karıştı yaşıma
Yağın gerekmez aşıma 
Yeter zehirin katmasın

Hayat bazen böyle cicek böcek oluveriyoya

evet mutlu olma manasinda .. herseyin güzel olmasi manasinda .. sanki birisi bir kalem almis ve hayatiniza cicekler böcekler cizmis, en güzelinden hemde .. 

Sevgili tanidik tanimadik arkadaslarim, her kiminiz benim icin dua ettiyse, kalbi cok temizmis, cünkü diledigim ve istedigim sey aynen diledigim sekilde geldi beni buldu :-)

Allah dilediginiz ne varsa size yasatsin ve mutlulugunuzu daim etsin .. benim su anda oldugum gibi :) aslinda cok bi isyankar bir insanim, sonra cok bi aykiri bir insanim, ama sakinlestikten sonra görüyorum ki, bu günün kaybi yarinin kazanci oluvermis .. iste o zaman icimi bir huzur kapliyor .. asla hic birsey bosa yapilmis degil, hic birsey bosa yasanmis degil .. hak her zaman yerini buluyor cok sükür .. 

Bu yil o kadar güzel bir yil oldu ki, anlatmaya tarif etmeye kelimeler yetmez! tek ama tek üzücü yani, Güneslerimin zamanin dolmasi ve onlarin 31 Temmuz da yurda dönüyor olmalari .. biriken ve buraya yüklemek istedigim yiginla foto var, hele hele Günesimden yüzlerce var .. siz düsünün artik nasil zorluk cektigimi secim yapma konusunda :) 

önümüzde ki günler biraz ferahlayayim, buraya teker teker yükleyecegim bir kac tanesini :) Tasinma telasi vs. derken hic birseye vakit bulamadim ...

öperim gözlerinizden emi ..

bu arada Ramazan geldi catti :) niyetli olan herkesin orucu kabul ve allah'in rizasi üzerinde olsun insallah!

Perşembe, Haziran 21, 2012

Yarin benim icin cok önemli bir gün .. bu gece ki dualariniza beni de alirsaniz size minnettar olacagim.

Insallah yarin cok cok güzel seylere adim atacagim, hayirlisiyla atlatayim sadece .. lütfen dualarinizi üzerimden eksik etmeyin arkadaslar ..

Cuma, Mayıs 25, 2012

kuzumuz kocaman oldu ..

Günes'in dogum gününü gecen haftasonu Cumartesi günü kutladik. Kuzumun sansina o gün, günler süren soguk havanin ve yagmurun ardindan, muhtesem günesli ve sicakti.

Göttingen de ki Levinpark'ta kutladik kuzumun dogum günü, vaktim oldugunda fotolarida ekleyecegim .. heryeri süsledik Balonlarla falan, böyle bir panayir havasi vardi :) cok güzel cok eglenceli bir gün gecirdik ve kuzum inanilmaz mutluydu, bütün günü sekerek ve gülerek gecirdi, o kadar sevincliydi!

Instagram'a dogum günü pastasini yüklemistim, suan elimde bu foto var, bari onu yükleyim dedim, Canon dan öbür fotolari pcye yükleyince onlari da paylasicam.


Bu Pastayi Ilknurla beraber yaptik bir gün önce, fikir anasi ben oldum, bir pasta yapalim ve disini badem ezmesiyle kaplayalim dedim, bide gida boyasi ile boyarsak badem ezmesini süper oldum dedim, ve gercekten süper oldu :)) Pandispanyasini kendim yaptim, icini iki kat yaptim, alt kat cilek ve jöle, ikinci kati cilekli kremali oldu, inanilmaz lezzetli bisey oldu, yani tarif edemem bile o kadar lezzetliydi :)

Günesin dogum günü pastasi ile ilgili tek istegi "Hello Kitty" ile bir alakasi olsunmus :))) o yüzden Ilknur bu hello kitty'e ugrasti saatlerce :)) renklerini tutturmak ve gercegine uygun yapmak gercekten cok zordu! Ben kaplamasiyla ve geri kalan süsleriyle ilgilendim, gayet eglenceli ve saatler süren bir ugras oldu .. Iknurla son günlerde cok zaman geciremedigimiz icin güzel de oldu :) muhabbet koyu ve güzel olunca, bi yandanda oyuncak hamuru ile oynuyormus gibi vakit gecirince, harika bir gün oldu ..

Hee biz ayni gün arada bide iki kilo sarma sardik :))) Önce pastanin icini yaptim, onu buzdolabina koyduk, kalibin icinde donmasi icin, o iki saati de sarma sararak degerlendirdik, hepsi dogum gününe hazirlik :)

Yani inanilmaz verimli bir gündü :))

ama pasta cok güzeldi yahuuu .. ben yemeye kiyamadim valla ya :)

Cok güzel bir gündü ve kuzum artik 5 yasinda bir hanim efendi ..

Allah herkesin evladina uzun ve hayirli bir ömür versin insallah ..

Çarşamba, Mayıs 09, 2012

Dağlar Duman Olur

bu da Abdal isimli topluluktan .. tabi ki yine coook güzel :))



"Dağlar Duman Olur Çayır çimen olurBen Yari Görmesem Halim Yaman Olur vay vay.."

Ervah-ı Ezelden

Bugün cooook güzel birsey paylasacagim!!!


Türkü sevmeyenlerin bile begenecegini düsünüyorum .. evet o kadar iddialiyim :)


Karsinizda ABDAL ve Ervah-i Ezelden ..







"bilmem tecelli mi yoksa ki kader, beni bir vefasız yare yazmışlar..."

Cuma, Mayıs 04, 2012

ne baharlar gecti ne baharlar ..

Cok sövdüm bu sehire son yazimda, bari güzel yanlarini da göstereyim ...

Misal Baharda Kampüsde ki Cin kiraz agaclari öyle güzel cicek acar ki ... ve ilk kez bu yil cicekleri dökülmeden fotograflarini cekmek nasip oldu ..


Burasi Kampüsün tam ortasi diyebiliriz, Kütüphaneden yemekhaneye giden yol 


Karsida daire seklinde görünen bina ise Kütüphanemiz, bu yolda bahar aylarinda yürümeyi öyle cok seviyorum ki ...


Cicekler dökülmeye basladiginda, özellikle bir de hava rüzgarliysa, sanki pembe kar yagiyor gibi oluyor, hakikaten cok güzel oluyor, baska bir sehirde bu güzelligi yasayip göremezdim her halde .. tamam Göttingen barisigiz senle .. bakma son kez yazdiklarima .. bazen esiyor iste öyle icimde bir soguk rüzgar sana karsi, ama sebeplerini de biliyorsun ..

sevgiyle ve huzurlu kalin a dostlar ..




Bunlar en favori Günes fotolarim ... her firsatta bir fotografini cekmeye calisiyorum, hatta fotografini cekmedigim bir animiz gecmiyor, cünkü sürekli baska, yeni bir kadraj yeni bir aci yakalayabiliyorum .. öyle de bir dünya güzeli benim kuzum .. Bir gün büyük bir kadin oldugunda ona burada gecirdigi 8 ay'i fotograflarla anlatan bir kitap hediye etmek istiyorum, ömür boyu hatirlayabilecegi günler gecirmesini istiyorum, yillar sonra bu günleri hatirladiginda mutluluk hissi yasamasi icin elimden geleni yapiyorum :)

Bu arada, 18 mayis da kuzumun dogum günü vaaaar ...









Evet Günes benim herseyim, gözümün nuru .. ona karsi duygularimi ifade edebilecegim yeterince kelime yok zaten .. yegenlerin icinde en usulbasli en gönlü büyük en yüregi yufka en kalbi zengin en sevgi dolu ... sonu gelmez ki simdi anlatimlarimin .. onu cok seviyorum ...

Temmuz sonunda Ankaraya dönüyorlar yine, hic düsünmek bile istemiyorum, birlikte bu kadar zaman gecirdikten sonra cok zor olacak .. Muhittin, Ilknur ve Günes, cekirdek aile olarak, Muhittinin Üniversitede ki arastirmalari icin 8 ayligina gelmislerdi, ve bu süreyi olabildigince yogun ve faal gecirmeye gayret ettim ve ediyorum .. artik elimden geldigi kadar ..

Devami Ankara da artik .. yeter ki gönüller bir olsun ..

 
 Günesin yeni yagmur cizmeleriyle, hergün gectigimiz yolda illa o ufak duvara cikip onun üzerinde kollarini acip yürümek istemesi ve sag da komsuyla Hulahoop denemeleri .. hangisi cocuk insan anlayamiyor bazen :))

 
Efenim solda ki foto da cekirdek ailemiz ve nese ve gurur kaynagimiz Günes .. ve sag da Günesin yastik savasi yaparken ki aksiyonlu hali :) yerim ben onu yaaa ..

Sirada ki fotolarda, Günesle günlük aktivitelerimizden bir tanesi, yüz boyasi alip Karnavaldan evvel biraz deneme yapalim dedik evde .. ben diyim ugur böcegi sen de aslan, hergün degisik bir tasarim denedik :)
Yalniz Günes cok acimasiz, cok bastan saliyor, hic özenmiyor, sonra da eserine bakip "cirkin oldun yahu" diyor :)



 

Yeter Yazi yazdigim biraz da foto paylasayim dedim bugün :)

Bu Fotoyu Subatta, Muhittin ve Ilknurla Braunschweig Karnavalina giderken trende cektim. Fotoda ki ablalarin trene binmesiyle eglence basladi vagonda adeta, sampanyalar falan patlatildi :) Carsaf ve yastik yüzleriyle Afrikali kadin kostümü yapmislar, ve trende yüzlerini boyayip hazirlik yaptilar!

Braunschweig karnavali cok eglenceliydi ama inanilmaz soguktu, o gün solunum yollarini üsütüp iltihap kapmistim ben, sonrasinda iki hafta antibiyotikle ayakta durmustum .. hangi akla hizmet subatta karnaval yapilir bilmiyorum?! Kesinlikle bir daha Subatta Karnavala gidersem, cok kalan giyinecegim, kalici bir Tecrübe edindim :)

Perşembe, Mayıs 03, 2012

Gönüller huzurlu olsun yeter ..

Bugün isdeyim ya, yazacak zamanim oluyor .. hani simdi is saatini bunlarla harciyorum diyenlere, en bastan söyleyim ki, o kadar verimli bir calisanim ki, yapmam gereken bütün isleri, gereken sürenin yarisinda bitirebiliyorum, kaliteden ödün vermeden, benimle ayni isi yapan is arkadasim hala ugrasiyor ve bitiremedi isini, ben hatta bu haftalik bütün isimi bitirdim ve yarinda is de saatlerce na yapacagim diye düsünmeye basladim ..

Bazen vaktim oldugunda daha önce yazdigim yazilara bakiyorum, benim icin bu blog cok iyi bisey, yoksa balik hafizali oldugumdan dün ne yedigini bile unutan biri oldugum icin, böyle yazili kanitlarimin olmasi gayet iyi oluyor :)

Daha önce yeni telefonumla ilgili bi yazi yazmistim, Iphone alabildim diye cok sevinmistim, okurlardan biride, benim maddiyata takilmamla ilgili elestiren bir yorum birakmisti, bu yoruma takildim yaziyi tekrar okuyunca. Bu yorumu birakan okurun, benim daha önceki yazilarimi okumadigini düsünüyorum, yoksa böyle bir yorum birakmasina pek anlam veremiyorum. Onca maneviyat iceren yazinin icinde, bu yaziya yorum birakmasi, aslinda benim degil onun bir sorununun olmasini gösteriyor daha cok. Eger bir insanda elestirecek birsey bulmak istiyorsak, illa buluruz, o insan ne kadar iyilik yaparsa yapsin .. ve bir insan sürekli baskalarina iyilik yapiyorsa, ve bir kere kendisi icin birsey yapiyorsa, bu insanlarin gözüne batiyor ve maddiyatci olarak adlandiriyorlar hemen .. cok adilce degil ... bir insani bir olay yüzünden yargilamadan evvel, baska neler yaptigina da bakmali .. ve insanlari bir olaydan ötürü hemen yargilamaya meyilli olan insanlardan korkun ve kacin derim, cünkü onlar sürekli kendileriyle kavga icinde olduklarindan, sizinle kavgalari da asla bitmez .. siz agzinizla kus tutsaniz dahi yaranamazsiniz o insanlara ..

Ben sürekli maddi sikintilar icinde yasayan bir insanim .. iki ek isde calisiyorum, ve gercekten her ay sonu cok zorlaniyorum, cünkü limitin de limitine varmis oluyorum artik ... ancak ceken bilir anlatmaya calistigimi .. böyle zor olmasinin bir sebebide, cok tutumlu olmamamdir .. yanlis anlasilmasin, ben har vurup harman savuran bir insan degilim, ama ne yazikki asiri bir sekilde paylasimciyim, kazandigim bütün parayi arkadaslarima harciyorum .. yalan degil ..

Hafta da bir kac kez bütün arkadaslarimi evde yemekli agirliyorum, mutlaka haftada bi kac kez bunu yapmam gerekiyor, yoksa kendimi kötü hissediyorum, illa birseyler pisireyim, paylasayim, yiyelim icelim .. .. sonra illa arada bir sürpriz yapayim, bi hediye alayim, ne bileyim ummadiklari birsey yapayim, dogum günü varsa, kocaman bir yas pasta yapayim, sürpriz bir gün yapayim, kutlayalim, yiyelim icelim, alisveris yaparken onun evinde eksik olan bisey oldugunu hatirlayim, illa ona da alirim vs .. .. sevdigim insanlara, elimde degil, neyim var neyim yoksa harcamak istiyorum .. taa cocuklugumdan beri böyleydim, ve annemle babam bu yüzden cok kizarlardi, misal ben oyuncaklarimi arkadaslarima hediye ederdim, annem sorardi kizim niye veriyorsun yeni bebegini diye, cevabim "cok sevdi bende senin olsun dedim .." elimde avcumda hic birsey kalmazdi ve hala öyleyim, paranin zerre degeri yok benim icin, geldigi gibi giden bisey zaten, saglimiz yerinde oldugu sürece de geri kalan hersey önemsiz, yeter ki gönüller huzurlu olsun degil mi?

Bu yüzden yeni bir telefon alabildigime, özellikle bu bir Iphone ise, sevinmem bilmem simdi daha iyi anlasiliyor mu? o telefonu alacak parayi birlestirebilmemin sevinci inanilmazdi :)

Hala benim bu sevincimi maddiyata tamah etmekle bir iliskisi oldugunu düsünen herkes de kendisi bilir artik ..
Sonucta ne demisler .. "kisi kendinden bilir isi" ..
Ne derseniz diyin, bu yil cok hizli geciyor.

Daha yeni yilbasi gecti sanki, ve yilin ortasina gelmek üzereyiz, sanki ben büyüdükce zaman daha hizli akiyor, ne bileyim, kücükken zaman gecmek bilmezdi, büyüdük zamani tutamiyoruz.

Bu yil cabuk gecsin istemiyorum, bu yilin icine sigdirmam gereken o kadar cok sey var ki, zaman yetmiyor, yetiremiyorum (var mi böyle bi kelime???).
Bu yaz sonuna bitirmem gereken cok sey var, hatta bu yaz sonu hayatimin yeni sayfasini aciyorum, yeni bir sehirde, yeni bir baslangic. Bu baslangicin hazirligi icin zamana ihtiyacim var, vakit gectikce ben sikinti icine düsüyorum, sunu yapmali, bunu etmeli, onu unutmamali .. vs..vs..

12 yildir yapmak istedigim birsey var, o da Köln de yasamak. Bunu Türkiye nin herhangi yerinde yasayan birinin Istanbul aski gibi de görebilirsiniz (sanki herkes Istanbul sevdalisi mi? dedigim sacma oldu valla), yani diyelim ki Türkiyenin herhangi bir yerine yasiyorsunuz, ve baska bi sehrinde büyük bi ask duyuyorsunuz, hani illa ahh keske mümkün olsa da orada yasasam gibi. Hah simdi tam öyle bir duyguyu tahayyül edin ve tutun o duyguyu icinizde ... iste bu duyguyu 12 yildir yasiyorum, Kölne karsi.
Istedigim tek sey hayatimi orada gecirmek, memleketim olsun orasi .. yani böyle abartili birsey hissettigim .. ilerde cocuklarim falan olsun ve onlarda, biz Kölnlüyüz desinler, yani bildigin yerlisi olayim .. tövbe baska bisey istemiyorum .. :)

Ve bu yil o yil, bu hayali gerceklestirecegim yil ... (allahim beni büyük konusmaktan alikoy, insallah umdugum gibi olur ..)
Öyle ki, ben kafam da yasayacagim evi dahi tasarlayip dösüyorum, malum maddi imkanlarim cok fazla kisitli, ama yavas yavas esya alirim, hic önemli degil benim icin, bi dösekle yetinebilirim, yeter ki gönlüm huzur bulsun, elimde para kaldikca alirim parca parca herseyi .. bütün esyalarimi almam belki iki yil sürer ama olsun .. :) aileme yük olmak istemiyorum bu konuda, bu yüzden disimi sikar, yavas yavas alirim herseyi .. hee hee aynen öyle yaparim, evet evet yaparim ben ya, oldu bu is yaa :)))

En cok sevindigim sey ise .. bu yil Göttingen denen sacma sapan sehirden kurtuluyor olmam .. yemin  ediyorum ondan sonra bir daha ayak basmayacagim buraya ... 6 sikintili ve zor yili burada birakip cekip gidecegim ..

cok mutluyum.

Çarşamba, Mart 21, 2012

-Bu Baharda-

2005 yilinda Bendeniz'in bu parcasina takiktim, Blogumda falan da paylasmistim, simdi niye bilinmez {:)] tekrar takigim ..


Özellikle spor yaparken dinlemesi inanilmaz zevkli oluyor, kosma hizimi bu parcanin ritmine göre ayarliyorum sonra baska bir parca gelince ayaklarim birbirine dolaniyor, o derece takigim yani :)


e bugün de yaklasik 7 yil aradan sonra tekrar paylasayim istedim .. bazen böyle eski parcalari unutulmaktan kortarmak güzel oluyor .. zira bu parca zaten cok taninamamisti, maalesef .. bence hakki yenmis :)


Hazir bugün takvimlere göre bahar baslangici, buyrun Bendeniz .. iyi seyirler!


Perşembe, Şubat 16, 2012

Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek

"Merdüm-i dideme bilmem ne füsûn etti felek


Giryemi kıldı hûn eşkimi füzûn etti felek


Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân


Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek"


Bilmem ki gözlerime felek nasıl bir büyü yaptı ki


Gözümü kan içinde bıraktı, askımı artırdı


Benim pençemin( gücümün) korkusundan arslanlar(bile) titrerken


Felek beni bir ahu gözlüye esir etti.

------------------------------------------------------------------------------------------------------

Cihan padisahı Yavuz Sultan Selim, Sam yakınına otagını kurdurarak burada üç ay kadar kalmıs. Bir Türkmen kızı da, zaman zaman padisahın çadırına gelerek, otagın temizlik islerini yapar, hünkâr çadırını tertibe ve düzene sokarak sıradan gündelik islerle mesgul olurmus…



Yine bir sabah temizlik için geldiginde, Sultan Selimi görmüs. Türkmen güzelinin gönlü sultana, su gibi anîden akıvermis gönlünü kaptırmıs ona.- Hani kalbin, her an bir halden baska bir hale geçmek, gibi anlamları da vardır ya- Zamanla kalbinin içini, ince bir sızı sarmıs genç kızın ve baslamıs kalbi için için göynümeye.



Bir gün, gözü, hünkâr çadırının diregine ilismis. Diregin üst kısmına askın gücü ona, söyle bir satır yazma cesareti vermis:



"Seven insan neylesin"



Yavuz Sultan Selim, otagına yatmaya gelince, birden direkteki yazıyı fark etmis,” Bu da ne ola ki” diyerek uzun bir muhakemeden sonra, bir vehim ve bin endise derken… Almıs eline kalemi söyle bir satır da o düsmüs aynı direkteki dizenin altına.



"Hemen derdin söylesin"


Türkmen kızı, ertesi gün gelip baktıgında otagın diregine, sevincinden aglamıs, o küçücük kalbi heyecandan gögsüne sıgmaz olmus, yer de onun olmus âdeta gök de… Fakat koskoca cihan sultanına ilân-ı askta bulunmanın, atesle oynamak, ates girdabına bilerek atlamak gibi ölümcül bir tehlikesi de varmıs. “Varsın olsun bu ask, buna deger diye düsünmüs.” Aldıgı mesajı heyecanla hemen cevaplandırmaktan kendini alamamıs ama yine de içinde bir korku kurdu varmıs ki genç güzelin, yüregini her gün dis dis, burgu burgu kemiren... Askın gücü, zoru ve korkuyu nefes nefes yasayan o gencecik yüregin imdadına yetismis derhâl. Bir satır daha yazmıs aynı direge 


"Ya korkarsa neylesin"



Yavuz sultan selim, aksam, çadıra döndügünde, not düstügü direkteki satır gelmis aklına. Bakmıs ve okumus ki askın heyecanın ve korkunun karıstıgı, tezat dolu sözcüklerin bulustugu satırlar, bir mızrak gibi durmakta karsısında. Hemen o satırın altına bir mısra daha eklemis, aska yenik düsen koca padisah:


"Hiç korkmasın söylesin"

Bir askın bulusan, karmasık ve bulanık duyguları söyle dizilmis diregin üzerine:


Seven insan neylesin


Hemen derdin söylesin


Ya korkarsa neylesin


Hiç korkmasın söylesin


Sabahın olmasını sabırla beklemis padisah. Seher vakti sırdası Hasancan’ı çagırtmıs, derhâl bir emir vererek:” Biz dahi merak edip onu görmek isteriz tîz elden bu kızı huzura getirin.” Emir derhâl yerine getirilmis ki Ahu gözlü, endamı hos, alımlı, nazenin, ceylân gibi bir Türkmen güzeli… Hünkârın emriyle derhâl bir dügün alayı tertip edilmis. Eglenceler, yemeler içmeler…


Dügünün son gecesi, sırlarla dolu bu askın bilmecesi kader-i ilâhî tarafından çözülmüs, Çözülen bu kara baht çıkınından yayılan acı haber, saskına çevirmis herkesi, yer gök âdeta üzüntüye, mateme bogulmus. Ahu gözlü Türkmen dilberinin ”Selim” diye çarpan saf ve küçük yüregi, bu büyük cihan sultanın askındaki sırrı kaldıramamıs ve birden duruvermis.


O çadırın diregi, bu olayın canlı fakat ketum sahidi olmus asırlardır. Bu dünya hayatında vuslat nasip olmadıgı gibi o gencecik yürege, buna fani alemde bir çare de bulunamamıs. Bu hazin gönül çarpılmasının ve gönül yangınının sonunda derler ki:



“Koca hünkâr, aglamıs” ve Türkmen kızına yaptırdıgı mezarın mermer tasına, su dörtlügü kazdırarak, dünyaya, askın gücünün karsısındaki çaresizligini en güçlü orduları yenen koca hünkâr söyle haykırmıs:

 
"Merdüm-i dideme bilmem ne füsûn etti felek
Giryemi kıldı hûn eşkimi füzûn etti felek


Şîrler pençe-i kahrımdan olurken lerzân


Beni bir gözleri âhûya zebûn etti felek"