Perşembe, Haziran 30, 2005

hazirlik basladi bile ..

bugün bütün dolabimi döktüm, götürceklerimi kalacaklari falan ayirdim, bavulumu hazirlamaya basladim .. Pazartesiye az kaldi, camasir yikadim bide, pazartesiye bütün camasir hazirlama isi bitsin diye.

Yarin belki Didem gelicek Magdeburgdan, Ertan Frankfurta ailesinin yanina gidiyormus, yolda ona buraya birakacak, gidicegi otoban yol üstü oluyor, hem birkac esyasini tasiycak bu geldiginde, sonrasina fazla kalmasin diye, hem Ertana agir seyleri yukari tasitiriz :) simdilik catiya koycaz esyalari, sonra oda bosalinca indirirz diye düsündük.
Yarin onlarla ugrasiriz sanirim, sonra ben ailemin yanina gidince Didem burda kalicak, odami ona birakiyorum bir ayligina, zaten bos duruyor, hem buraya alismis olur, hemde DSH sinavi var, ona hazirlanir burda sakin kafayla, DSH yurt disindan almanyada okuyabilmek icin gerekli olan bir almanca sinavi, olmazsa olmuyor, ona sIkI bir sekilde calismasi lazim, o sinavin basarili gecmesiyle burdaki kayitini gerceklestirebiliyor ancak.
onun disinda sehiri gezdircem bidaha, heryeri bulsun ben yokken diye, eline harita vercem, tamam diycem, didem surasi nerde? beni götür oraya! binevi bulmaca :)
Önemli bütün ofisleri falan göstermem gerekiyor, yani sIkI bir rehberlik yapicam anliycaginiz :) sonra burdaki marketler falan nerde? en uygun nerde alis veris olur?
evdeki kizlarlada tanistircam gitmeden, onlara takilirsa yalnizlikta cekmez burda ..

Insallah yalniz olmaz, ve insallah sever buralari :)

zaten Agustosta geri geliyorum, ben türkiyeye gidene kadar yanindayim, yine güzel olur sanirim :)

bugün bütün bunlar oldu .. haa bide sabah camasirlarimi makineye atarken asagda, Marionla girdi iceri tam ben makineyi doldururken .. ay bi hava bi hava .. icimden besmele cekmedim diil .. yani az kalsin agzimi acip yumcaktim gözümü .. yapmadim tabiiki ..
hanfendi triplere girmis, beni görmezden geliyo göya .. allahim bazi insanlar niye böyle kus beyinli anlamiyom .. simdi gercekten psikolojik hasta oldugundan eminim !

bukadar yani ..

Kelebegin Hikayesi ..

.
.
.

Bir gün, kirlarda gezintiye çikan bir adam, kenara oturdugu otlardan birinin dalinda, küçük bir kozanin varligini fark etti.
Koza ha açildi ha açilacak gibiydi. Adam, bunun bir kelebek kozasi oldugunu tahmin ediyordu. Böyle bir firsat bir daha ele geçmez diye düsündü; ve bir kelebegin dünya yüzü gördügü ilk dakikalara sahit olmak istedi.
Dakikalar dakikalari kovaladi, saatler geçmeye basladi, ama henüz kelebegin küçük bedeni o delikten çikmadi.
Sanki, kelebegin disari çikmak için çaba harcamaktan vazgeçmis olabilecegini düsündü.
Sanki kelebek elinden gelen her seyi yapmis da, artik yapabilecegi bir sey kalmamis gibi geldi ona.
Bu yüzden, kelebege yardimci olmaya karar verdi:
cebindeki küçük çakiyi çikarip kozadaki deligi bir cerrah titizligiyle büyütmeye basladi.
Böylece, bir-iki dakika içinde kelebek kolayca disari çikiverdi. Fakat bedeni kuru ve küçücük, kanatlari burus burustu. Adam kelebegi izlemeye devam etti; çünkü kanatlarinin her an açilip genisleyecegini ve narin bedenini tasiyacak kadar güçlenecegini umuyordu.

Ama bunlardan hiçbiri olmadi.

Kelebek, hayatinin geri kalanini, kurumus bir beden ve burusmus kanatlarla yerde sürünerek geçirdi. Ne kadar denese de, asla uçamadi. Adamin bütün iyi niyetine ve yardimseverligine ragmen anlayamadigi sey, kozanin kisitlayiciliginin ve buna karsilik kelebegin daracik bir delikten disari çikmak için gereken çabanin, Allah’in kelebegin bedenindeki siviyi onun kanatlarina göndermek ve bu sayede kozanin kisitlayiciligindan kurtuldugu anda onun uçmasini saglamak için seçtigi bir yol olduguydu.

Bu gerçegi ögrendiginde, hayat boyu unutamayacagi bir sey de ögrenmisti:
Bazen, hayatta tam olarak ihtiyaç duydugumuz sey, çabalardir.
Eger Allah, hayatta herhangi bir çaba olmadan ilerlememize izin verseydi, o zaman, bir anlamda sakat kalirdik. Olabilecegimiz kadar güçlenemezdik o zaman.
Ve asla uçamazdik ..

.
.
.

The Mangal Party

dün cok eglendik, 15 kisiydik, hava bozmadi allahtan (bugün yagmurlu) ve disarda oturabildik!
Herkez biseyler getirmisti, salatalar, pideler, meyveler, etler, köfteler, bide benim hazirladiklarim ..
saat 21´a dogru herkez toplanmis bulundu, sohbet cok güzeldi, seminer arkasini konustuk bide, herkez memnundu seminerden, ve yeniden bir araya gelmemize cok sevindi herkez, bunu daha sIkca yapmayi düsünüyoruz, seminerde 24 kisiydik, ama dün gelen 15 kisi seminerde gercekten birbiriyle kaynasan insanlarda, yani Seminerin Öz´ü :)

Cok güldük cok eglendik, cok basarili bir mangal Partisiydi ;)

Aksam Etnologi enstitüsünde Party varmis bitane, Mangali bitirdigimizde hep beraber ortaligi toplayip bulasiklari yikadik ve grup halinde Partye gittik.
Dün hava kapaliydi, ama nedense gece disarisi cok sicakti, korkumuza ragmen yagmur yagmadi, Party enstitünün bahcesindeydi, disariya mumlar falan yakmislardi birsürü, cimlerde oturduk, müzik dinledik ve kahkahalarla sohbetimizi sürdürdük, cok cok eglenceliydi.
Oyunlar oynadik bide, -hani yag satarim bal satarim- seklinde, Pedagoji agirlikli oyunlar (Göttingende öyle bilinir zaten, Pedagoglar bir araya gelince hep oyun oynarlar), cok eglendik, bizi izleyenlerde cok eglendi :)

Gece iki arkadasla Partyden ayrildik eve geldik geri, tam biz gelirken komsum Larissada baska bir Partyden geliyormus eve, kapida karsilastik, mutfaga gectik hep beraber, kalan salatalardan börekten ve kisirdan gece bir sofra kurduk, mutfakta devam ettik yemege ve sohbete :)
sabahta o bicim kötü yataktan kalktim :)
Larissayla onbire dogru mutfakta elimizde kahve ve sis gözlerle karsilastik sabah, birbirimize sadece manali bir sekilde, yenimi kalktin der gibi bakislar attik ;)

ben sonra yine burdayim oki doki ..

bir gece vakti ..

kahkaha atiyom kendi kendime :)

nedenide, gülom´um blogunda cay la ilgili bir hikaye okudum, (bu arada cok güzel okuyun) hem bir Bilmece hem bir Hikaye :)

Bir Bilemcem var cocuklar .. diye baslayinca hepimizin aklina ayni sey geliyordur, birzamanlarin eti reklami :)

Rabia etinin bu reklam bilmecesini comment olarak birakmis, okuyunca aklima degisik bir versiyonu geldi, net´den buldum, ve kahkaha atmamin sebebide bu :)

buyrun okuyun ;)

"bir bilmecem var cocuklar,
-haydi sor sor!!
cayda kahvaltida yenir?!
-acaba nedir nedir?
buskuvi denince akla...
-tamam simdi buldum!!!
hemen onun adi gelir!
-eti eti eti!!!"

Simdi ayni reklamin Azerbaycan'da yayinlandigini düsünün.. Lütfen ritimle beraber sesli okuyun.. Super yaaaa!

bir sormacam var balalar
-gaydi gaptır gaptır !!
çaya gaamaltıya gatar
-dimeli nedir nedir ??
miskimit denince ahla ..
-tamam şindi gaptım !!
heman onun adı düşer !
-eti eti eti!!!

nefes alamiyom ya gülmekten, oturmusum ve Eti reklamini azerice söylüyorum :)
Akil gerek bana, baskada hicbisey :))
Bu Azericede bir alem dil yani :)

Çarşamba, Haziran 29, 2005

kisa tutmaya caliscam bugün

yani kisa tutmaliyim, birazdan asagi inip arkadaslarla masayi falan hazirliycaz, Sabine ve Nadja erken geldiler, asil bulusma saatimiz 20´ydi, yardima gelmisler, saolsunlar :)
Onlar mutfakta getirdikleri esyalari cikarip hazirliyorlar, bende islerimi bitirdigim icin hemen gelip buraya bir yazi düsim dedim .. arada bir girip ciktim bloglara bugün ama yazicak zaman bulamadigim icin hep erteledim :(

Ögleyin dersden eve gelirken alis veris yaptim, eve gelince hemen börege basladim -benim, kol böregini yapabilecek bir hamaratligim olmadigini söyleyen arkadaslara inat, param olunca bir digicam alip dumura ugratcam o kem dilleri :-p .. halbuki böregin o mis kokusu, firinda hamurun icinde eriyip, hamurla birlik olusturan peynirin o buram kokusu, eminim teee Moskovalara varmistir, caninmi cekti oralarda? ohhh olsunnn-
Börek isi bitince kisiri yaptim, onuda cok fazla yaptim, kattaki kizlar yedi bi kismini saolsunlar :) bayildilar tadina, kisirim meshurdur laf aramizda, onu bir bulgur salatasindan ziyade, sofranin göz bebegi yapma özelligim var .. benim ayricaligim ;) -ne havaliyim ama-

Simdide patatesli mercimek corbasi kayniyor ocakta, yani birazdan sadece yemesi kaldi bize :)
Cani cekenler icin üzgünüm, ya baska seyler düsünün, yada buyrun tanri misafiri olun, kalabaligi severiz biz :)

Asagida masalar silinecek, ben daha börek ve corba kokan üzerimi degistircem, tabaklar bardaklar inecek, kizlar ne yapiyor mutfakta onlarada bi göz atim ..

Aksam cok gec bitmezse ayrintilari düserim buraya, yok gec olursa, yarin uzun uzun yazacak zamanim var .. burda olurum :)

Sofranizin tadi tuzu bol olsun emi ..

...

Ich bin, ich weiß nicht wer
-biriyim, bilmiyorum kim-
ich komme, ich weiß nicht woher,
-geliyorum, bilmiyorum nerden-
ich gehe, ich weiss nicht wohin,
-gidiyorum, bilmiyorum nereye-
mich wundert das ich so fröhlich bin ..
-sasiyorum, neden böyle sevincliyim ..-

Salı, Haziran 28, 2005

hersey güzel olacak ..

alles wird gut :)

..

yazilarimla arayi actim, cünki günün cogunu yatarak geciriyorum, tembellik degil, tamamen belimin iyiligi icin ..
Bu aksam Pedagoji grubunun toplantisi vardi, gitme zorunlugum olmasaydi yataktan kalkmazdim sanirim :) aksam 20´deydi ve gittim, iyide oldu aslinda, biraz carsida dolastik toplanti bitince, iyi geldi, biraz sohbet biraz geyik, dondurmada yedik dönüste :)

bundan iki hafta önce yaptigimiz Anarsi seminerindeki arkadaslarla bulusuyoruz yarin, bizim burda, yani benim yurtta, burda yerimiz oldugu icin burda toplanalim dedik (tabii fikir benden, kalabaligi seviyorumya) Mangal yapcaz beraber burda, onun planlamasini yaptik bu aksam, herkez bisiiler getircek sofra icin, sanirim güzel olur, ben yine türk mutfagindan sorumluyum, genelde böyle toplandigimizda benden sadece türk mutfagina ait seyler yapmam isteniyor :)
Bende yarin kisir ve kol böregi yapiyorum, ha bide yogun istek üzerine Mercimek corbasi, en cok bunu istediler, almanlara bizim corba bile muhtesem geliyor :)
Anarsi seminerindede türk yemekleri yapmistik, bunu anlatmamistim size galiba?! öncesinde semineri planlarken herkez degisik birseyler olsun dedi, ozaman hep beraber türk yemegi yapalim denilmisti, tarifler bendendi, almanlarla beraber türk usulü patates ve sebze sürdük firina, yanina misirli pirinc pilavi ve cacik yapmistik, bide Kocaman Karpuz kesmistik :) tam türk sofrasi olmustu, bi Raki eksikti yani :)
bence cok basit ve siradan bir yemekti ama onlar ayila bayila yemisti, alman mutfagi pek genis capli degil, damak zevki cok farkli, bizim yemeklerimiz cok cok daha lezzetli, bunun onlarda farkina vardi :)

Hersey yolunda giderse Pazartesi ailemin yanina gidiyorum, hem dönem tatiline girecegimiz icin, hemde bir aylik bir is buldugum icin, annemlerin kaldigi sehirde kiz arkadasim kendi is yerini aciyor, ilk ay´inda onunla beraber calisicam, bu demek oluyorki bir ay burda yokum, net´ede fazla takilamam, sabahtan aksama kadar calisiyor olurum :(
Ama ordan kazanicam parayla 4 yil aradan sonra nihayet Türkiyeye gidebilecegim .. Allahin izniyle bu yil 20 Agustosta türkiye yolcusuyum :) imkana göre ya 2 yada 4 hafta kalicam .. Istanbul-Ankara-Nevsehir gezicem :)

O yüzden calismak okadar koymuyor simdilik :)

bakalim bi ;)

Pazartesi, Haziran 27, 2005

egreti gelin

...

Ödünç geldim,
emanetsin elimde
Yasak döşeklere ömrüm serilir
Ali derim, dünya döner dilimde
usul yaklas, cabuk kalbin kirilir

Çocuk uyur, er uyanır koynumda
Duyulsun ki ibret olsun aşkımız

Eğretiyim, bana yer yok düğünümde
Kırk düğüne bedel bir günahımız

...

Sezen Aksu´nun egreti gelin Filmi icin yaptigi parca .. Film gösterime gireli cok oldu, ama Soundtracki yeni gecti elime .. ve muhtesem ..

Müjde Ar ve Nurgül Yesilcayin oynadigi filmde, Denizli'de genc erkeklere cinsel egitim vermesi icin kiralanan gelinlerin hikayesi anlatılıyormus.
Ben izlemedim filmi, maalesef, fazla birseyde diyemem konusu hakkinda .. sirf müzigi icin dinlemek bile degerdi sanirim ..

Pazar, Haziran 26, 2005

sadece Ask´a özel

...

sevmek günah olsaydi ..

önce mecnun sevmezdi
kerem asli icin yanmazdi

sevmek günah olsaydi ..

ferhat daglari delmezdi
bülbül gül icin feryad etmezdi

mecnun seviyorsa - kerem yaniyorsa - ferhat daglari deliyosa

bülbül gül icin feryad ediyorsa ..


Ibo´nun bir parcasindan alinti .. Playlistimde caliyordu tam .. mutsuz olunca harbi Arabeskci oluyorum .. duygusallasinca tabii bide ..

iki gözüm

..
eczaneyi buldum, acikti .. sevincime diyecek yoktu, recetedeki ilaclari aldim (cebimdeki son para gitti diyebilirim, haftasonu tarifesi ödedim bide kocaman yuuuhhhh diyorum sadece, soydular beni resmen!)
Baya uzakti ama, düsündügümden uzak :( ama iyi geldi, temiz hava ve yürüyüs fena degildi .. bol bol düsüne düsüne, türkü söyleye söyleye gittim yolu :)

Eve gelince ilk ilaclari aldim, ne agri kesici ve ilacsa anlamadim .. resmen morphium gibi, ilaci aldim onbes dakka sonra etkisini gördüm diyebilirim (sanirim Dozaji yeterince yüksek kullaninca bir fili bile bayiltabilir ..), basim dönüyo azcik ama olsun .. yeterki agriyi azaltsin ...

Bugün uzun uzuuunn zamandir aradigim bir sarkinin mp3´ünü buldum net´de .. Kaseti vardi bende sadece .. simdi Bilgisayardan dinliyorum .. Sezen Aksu ve -iki gözüm- ..

yokmu senin insafin yokmu,
bir güler yüzün cokmu?
dagmisin tasmisin?

uzakmi, bu eda bu hal tuzakmi,
hakmisin bana yasakmi?
dostmusun düsmanmisin?

iki gözüm seneler geciyor,
gönül ektigini biciyor
bir selam lutfet, bu ne cok hasret?

gel barisalim artik!

can özüm bahar geldi,
dallari kiraz basti
yedi kat eller, yakinim oldu,

gel kavusalim artik!

dinledim dinleyeli bu sarkinin asinasiyim ... bugün bunu dinleyebildigim icin cok mutluyum .. cok iyi geldi diyebilirim .. sanirim gün boyunca dinlesem yinede doymam, bikmam ..

Uzanmayi düsünüyorum, gerci daha nereme uyucam bilmiyorum, ama basim dönüyor, yatagimda güvendeyimdir herhalde :)

Saglicakla kalin emi ..

dipnot: sarkiyi isteyen varsa, yollayabilirim, mail atin yeterli ..!

saatlerimiz 05:01

ve Göttingende baygin gibi bir uykunun ardindan napicagini sasiran bir Cigdemle karsi karsiyayiz ..
uyuyamiyorum, yatahta yatmaktanda yogun bir sekilde biktim .. Nöbetci eczane saat 8´de aciyormus, aldigim bilgi dogruysa buraya fazla uzakta diil, git gel yarim saatimi alir belki sadece, sürüne sürüne gidicem .. ama beklemek var 8´e kadar .. ben en iyisi 7.30´da cikayim yola, zaten anca giderim.
Gecmis olsun dilekleriniz icin cok cok tesekkür ederim, okadarda yalniz diilmisimki ben .. sanalda olsa, insanin düsüneni var :) güzel bisey .. yasiyorum hala, ve bir atasözü geldi aklima, - aci patlicana kiraga calmaz - umarim dogru yazdim .. o misal .. ben yani ..
agriyor hala kahrolasi, gecmis diil, ama sabaha bakarak cok daha iyiyim, hüngür hüngür aglamiyorum en azindan .. galiba yanimda suan omzuna yaslana bilecegim biri olsa aglardim ama yine ..

Kahve yaptim yari yatay sekilde sandalyemde oturmaya calisiyorum, idare eder sanirim böyle .. kahvenin yanina canim cok kötü sigara cekti, son sigarami doktordan geldigimde o mutsuzlugumun üzerine icmistim (cokta iyi gelmisti, istedigi kadar sagliga zararli olsun), sonrada bidaha cikmadigim icin alamadim yenisini .. simdide cok igrenc bisii yaptim, küllügüm camin agzinda, onu aldim iceri (bosaltmamistim) icinde üc tane ceyrek izmarit vardi .. onlari aldim ictim :( cok igrenc biliyorum ama napim .. hala mutsuzum ben, niye böyle anlamiyorum .. sanki sigara icince efkarim dagiliyomus ve mutsuzlugum o sigaranin atesi sönene kadar gidermis gibi oluyor ciddi ciddi .. biliyorum sadece kendimi kandiriyorum, bu en iyi yapabildigim seylerden birisi, kendimi kandirmak ..

hadi nolur sizde benimle bekleyin zaman gecsin .. La Panse´da benimle zaten :) kahveler benden, esi benzeri görülmemis bir sohbet ederiz, dertlesir efkar dagitiriz .. haa icinizden birinde sigara varsa cok makbule gecer (huylu huyundan .. gecmezmis) .. hayir duami alir ..

Kalem dost haklisin, bencede aramaliydim annemleri, yarin yani bugün ariycam ama .. aglarsamda aglarim, zaten suan buna en cok ihtiyacim var galiba, ben aglim ve annem teselli etsin .. hatta dizlerine yatasim var, cocukken yaptigim gibi .. öyle iste ..

burdayim ...

kaybolmadim .. yataktan yeni kalkip yazi birakiyorum :(
dün aksamdan basliyan bir bel agrisina aldiris etmedim .. sabah yataktan kalkamadim .. belim kopacakmis gibi agrilarim vardi :(
BUndan öncede bir soruny asamistim belimle ama iki yildir agridigi falan yoktu, sabah son dakikalarimi yasiyorum sandim .. öyle agri görmedim hayatimda ..
Aglaya aglaya keske annemle babam yanimda olsa dedim :(
Bir ara onlari aramak ve "gelip beni alin ben hastayim ve cok yalnizim" demek geldi icimden, ama yapmadim .. biliyorumki ararsam hüngür hüngür aglarim telefonda, yapamadim iste ..

Neyse zar zor yataktan ciktim, üzerimi giyemiyorum bile, cünki belimi oynatinca felaket bir aciyla bükülüyorum, sanki kopacak gibi yine, burda cumartesi ambulans falan varmi onuda bilmiyorum, oturdum gene agladim (cocuk olasim tuttu, evde annemlerin yaninda olsam, onlar beni alir nöbetci doktora götürürdü, burda nerdedir onu bile bilmiyorum, uzaksa nasil gidicem? icime öyle bir dert düstükü, burda ölür giderim, kimsenin haberi olmaz diye, oturdum gene agladim)
Internetten adres aradim, buldum bitane yakindaymis bide, ve hala üstümü giyemiyorum, cünkü belimi oynatamiyorum, pijamamin altini biraktim, sadece bir tisört giydim, ayagimda terlikle, topallayarak (agri bacagima giriyor, topalliyorum busefer) gittim nöbetci doktora, yarim saat sira beklettiler, ben kivraniyorum acidan, yok diyolar sira var bekle, saolun yani :(

Nihayet doktor aldi beni iceri, anlattim, tamam dedi, igne yapcaz (korkmam igneden, önceki bel problemimdende biliyorum, yani vursun dedim)
Baska odaya aldi, belim yüzümden ne yata- nede oturabildigim icin ayakta vuralim igneyi dedi, tamam dedim, bi igne getirdi allahim ne uzunluk, görüntüsünden bile mideme kramp girdi, kapattim gözümü, doktor bi taraftan anlatiyor, sinirin etrafina bu ilactan sIkIcam, siniri bloke ederiz, aci diner diye (bende hee yap diyom ne bilim okadar igne batircagini)
Allahim sekiz kere o kocaman igneyi, sinirin etrafina yapiyom diyerekten belime soktu .. gözüm karardi, tamam yeter diyom, yok diyo bitmedi daha, tamam dedim ben yatcam artik, sanirim yatmasam bayilir düserdim, ac karnina o igneleri görmek baya bi yipratti sinirimi :(

Yatinca bide kalcaya agri kesici sIktI, al bi igne daha, 45 dakka yattim orda, hem orda yatiyom hem agliyom, doktor cokmu agridi diye telaslandi etrafimda, "yok yok dedim, sadece sinirim bozuldu", kalkar kalkmaz yine basim dönüyor, bide bana diyoki evin uzaksa taxi cagralim falan, allllaaa dedim ben taxiyi nasil ödim hayret yaa .. sonra recete yazdi, saat gectigi icin eczaneler kapali, nöbetci eczane Göttingenin icinde degil, disari köylerinin birindeyim .. nasil gitcem simdi oraya? gidemedim tabii, agri kesiciyide alamadim :( o yüzden eve gelince hemen yattim, agri gecer diye,
sonra uyaninca dua ediyorum, allahim nolur, kalkim ve agrilar gecmis olsun bile ... ama nerde ..
hala agriyor, oturamiyorum bile dogru dürüst ..

yarin icin yakin bir nöbetci eczane bulursam gidip agri kesiciyi alcam, bulamazsam yine nöbetci doktora gidip mecburen birkac igne daha vurdurcam .. sanirim mosmor olana kadar ..

bugün ailemden uzakta ve onlardan ayri olmanin ne kadar kötü oldugunu anladim. Simdiye kadar hic düsünmemistim bu konu hakkinda .. tek basina, ve kendi ayaklarim üzerinde durmanin duygusundan, o siddetli özlem duygusunu hic yaklastirmadim kendime.
Ama bugün nekadar yalniz oldugumu ve onlari nekadar özledigimi, ve aslinda hic onlardan ayri kalmak istemedigimi anladim. Onlarin yaninda olsaydim, annem bana bakardi, üstümü giydirirdi, beni doktora götürürdü, evde yatirirdi, canin bisey istiyomu diye sorardi, ama burda yok iste, hicbisey yok ..
Yolda doktora giderken agladim birsürü, eve geldim, yorganin altinda girdim ordada agladim uyuyana kadar.
Öyle iste, kendimi yalniz hissediyorum ve cok mutsuzum, ve ailemi cok özledim.

Cumartesi, Haziran 25, 2005

gel ..

...

yüzün bir sebepsiz korkuyla ucuk
o gün basucuma karalarla gel!
arkanda cepcevre kizil bir ufuk
tepeden simsiyah kargalarla gel!

Elinden dal gibi düserken ümit
ne bir hasret dinle, ne bir ah isit;
bir yaprak ol, esen rüzgarlarla git
kirik bir tekne ol, dalgalarla gel ..

N.Fazil Kisakürek

...

Cuma, Haziran 24, 2005

..

Sinemayi astik :( aslinda cok bakmak istedik filme .. ki hala tam olarak ismini ögrenemedim filmin, cok uzun bir ismi vardi .. ´the eternal´ bilmem ne diye basliyo, basrollerde Jim Carrey ve Kate Winslet vardi, onu gördüm Afiste ..

Aslinda Kampüsün alaninda acik havada olcakti gösterim, gittik kizlarla, baktik bütün equipment´i büyük *Mensaya almislar, belki yagmur yagar korkusuyla, Mensada tiklim tiklimdi, hava sicak, baskin, ölürüz iki saat burda kalirsak diyerekten, girmedik gösterime (ki gösterim beles), eve gelmekte pek aklimiza yatmadi, bizde disarda bir cafede oturduk bu saate kadar, sanirim film izlemekten daha eglenceliydi :)
*Mensa yemekhane oluyor bu arada, sirf almancada gecerli bir kelimemi bilmiyorum?!gösterim olan Mensada Kampüsteki büyük Mensaydi

Bizim katta derin dondurucu yok, alt katta var, bizde evin kasasindan bu kata bir derin dondurucu almak istiyoruz, iki haftadir evde onun tartismasi var, biz istiyoruz, alt kattakiler pahali diye onaylarini vermiyor, ve herkezin onayi olmadan alamiyoruz.
Alt kattakilerin mikro dalga firini var, yeni televizyonlari var, e derin donduruculari var, camasir makineside alt katta, onlar bütün lükse sahipken, bizim derin dondurucu almamiza onay vermiyorlar. Christina sabah yine imza toplamaya inmisti asagya, Davidle karsilasmis, ondanda imza istemis, David´de ona sormus, "Cigdem bisey anlattimi" diye (sanirim simdi arkasi tutustu, acaba yaptiklari Dedikoduyu ona anlattimi diye .. tabii anlatmadim .. yurt ici kavgaya yol acmak istemem) Christinada "yoo hayirdir falan" demis, oda "yok aslinda bisii ama sanirim gözünden düstüm Cigdemin" demis ..
Sonra Christina geldi sordu, neler oldu falan diye, ona olayi biraz anlattim, (ama onun hakkinda konustuklarini anlatmadim, bu kattan birisi hakkinda dedim, nasil söylim kiza, sen sismansin diye seninle dalga gectiler diye?! üzülür icerler onu sonra, bosuna komplexlerini alevlendirmeme hic gerek yok sanirim) ayni benim verdigim tepkiyi verdi olaya, sonra Larissada kulak misafiri oldu, oda küplere bindi, "ne demek biz dedikodu yapiyoruz?! onlar yapiyorsa sirf kendileri icin konussun" dedi .. biz kapattik konuyu katta, onlarin aptalca "adet" ve usullarina" katilmiycaz, kendi halimizde, yasariz bu katta dedik, biz hepimiz cok iyi anlasiyoruz, asagda herkez birbiriyle kavgali, bizdeki uyum yok onlarda, neyse .. ne halleri varsa görsünler dedik!

Ögleyin eve geldigimde Davidle karsilastim disarda, benimle konusmaya calisti, ben sohuk davrandim, eve girip ciktim, bu sefer duramadi "bana kizginmisin hala?" diye sordu, bende "yoo kizgin diilim, herkezin bir görüsü var, ben kendi görüsümü savundum, siz saygi duymuyorsaniz baska insanlarin görüsüne, ozaman birdaha sohbetli veya tartismali bir ortamda bir araya gelmeyelim" dedim .. put gibi kaldi oldugu yerde, bende zaferin emin adimlariyla odama ciktim :))

bugün olanlar bunlar iste .. tipik bir günlük yazisi yazdim ;)

havuz sefasi

... yaptik bugün yine .. sabah 11´de gittik kizlarla .. bi ferahladik bi ferahladik sormayin ..
sicaklar okadar bastiki, gecede uyuyamaz olduk ..
sabah dört bucuk gibi sIkIldim ben odada, uykuda girmiyor gözüme, mutfaga gittim, biraz tv bakarsam uykum gelir diye .. Komsum Julia´da aynisini düsünmüs, sabah disarda kuslar öterken biz mutfakta tv´nin önünde esneye esneye uykumuzu getirmeye calistik :-)

Sonra odaya gittigimde cami komple kapadim ve Vantilatörü en yüksek ayarina aldim .. öyle uyumusum sonra .. sabah 9´da kalktim geri :-(

Kizlarla Havuza gittigimizde gökyüzü kapaliydi, yagmur yagmaz dedik, ama biz havuzdayken basladi .. yagmura inat cikmadik sudan .. öylede güzeldi, hem suyun icindesin, hemde üstüne yagiyor bide :-) Julia iyi bir yüzücü, lisede ve Universitede yüzücü takimindaymis, bize biraz ders verdi bugün :-) tamam yüzmeyi biliyoruz ama daha nice püf noktalar ve taktikler varmisda haberimiz yokmus .. simdi daha iyi yüzebiliyorum diyebilirim, enerjimizi iyi kullanmayi ögretti, ha bide dalarken nefesini uzun tutma üzerinde egzersizler gösterdi, onlara calistik, acayip acayip egzersizler yaptik .. böyle havuza gide gele, olimpik bir yüzücü olmazsam sasmam :-P
Bu arada kulaklarim hala su dolu .. isitmede biraz sorun cekiyorum suan :-)

Eve gelirken bisikletimin arka tekerinin cercevesi kirildi, bisikleti ben kullanilmis aldim, cok eski bisii, yenisine param yetmemisti :-( her yani pasli .. o kirilan yeride pastan incinmis ve o yüzden kirilmis, yani kullanamaz halde simdi, eve gelirken yari yolu yürüyerek geldim, bisikletide ittim .. bide onu yaptirma cikti basima .. bi masraf daha .. Bilgisayarimin DVD romu bozuk onuda yaptirmam gerekiyor, hangisini yaptircagima sastim simdi ..
Keske bir yerde bir hazine falan bulsam ... ilk önce gicir gicir yeni bir bisiklet alirim kendime, sonra bilgisayarimi tamir ettiririm, gerisinide bagislarim valla :-) fazla bisii istemiyom, sadece su an yapmam gereken ödemelerim kapansin ..

Aksam Kampüste acikhava sinema gecesi yapiliyor, kizlarla oraya gitmeyi düsünüyoruz, ingilizce bir film göstericeklermis (hangisi valla bilmiyorum) .. komik olanda, Film zaten ingilizce, alt yazisida ingilizceymis :-) ne alakaysa .. bari alt yaziyi almanca yapsalardi ..
ama öylede bakariz herhalde ... zaten evde kullandigimiz ortak dil ingilizce, almanca bilmleyen komsularimda var, kimse konusulani üzerine alinmasin ve herkez konusulani anlasin ve sohbete ortak olsun diye ingilizce konusuyoruz hep beraber ..

yurttan haberler bukadar iste ..

haa bide Marionla niye limoniyiz onu anlaticaktim .. bak dinleyin ..

Sali günü ben Vantilatör alip eve geldigimde asagiya ugradim hal hatir sormak icin, tam ben iceri gelince Christina (yan komsum) cikti evden, Marionla David Salonda oturuyordu, girdim iceri, nasilsin falan muhabbetinden sonra bunlar Christinanin dedikodusunu yapmaya basladi .. konuda, Christinanin asiri sisman olmasi, onun görünüsüyle ilgili geyikler yapmaya basladilar (benimde orda tepem atti, hayatta böyle seyleri sevmem, ve hemen magdur tarafa gecerim)
Ikisine kizdim yaptiklarindan dolayi, bes dakka önce Christina ile güle oynaya muhabbet ettiklerini ve o odadan cikar cikmaz arkasindan cirkince seyler söylediklerini, ve bunun asaglik bir davranis oldugunu söyledim, bunun üzerine tartismaya basladik, onlarin kendini savunmasida okadar igrenctiki, dedilerki : "sizde yukarda bizim dedikodumuzu yapiyosunuzdur, bizde sizlerinkini yapmakta özgürüz" .. ben iyice hararetlendim, ki burda kimse alt kattakilerini dedikodusunu yapmaz, kesinlikle yok öyle birsey, bide bana, "bu evde gelenektir, herkez birbirini cekistirir" demezlermi?! iyiyce tepem atti .. baya tartistik, biseyler anlatmaya calisiyorum onlara, yaptiklarinin cok yanlis oldugunu, insanlik disi bisey oldugunu falan, ama dinlemediler bile, ben bisey anlatirken Marion herseferinde sözümü kesmeye calisti falan .. iyice tiksindim ikisindende cidden, yalaka ve iki yüzlü insanlar !
(sonra düsündüm, madem Christinayla ilgili böyle yapiyolar, allah bilir, ben odadan cikinca aynisini benimlede yaparlar)

Sonra ben odama ciktim, vantilatörümü falan kurdum, baktim Mariondan email gelmis ..
Hey allahim cocukmuyuz?
Emailede yazmiski,
"uzun zamandir seninle arkadaslik bazinda bir iliski sürdürebilirmiyim diye düsünüyorum, sana nezaman ihtiyacim olsa, beni yari yolda biraktin, ve beni kirdin ve incittin .. "
cüüüssss dedim yaa .. la havle ya kuvvet ... manyakmi bu???
devami ..
"sen kendini melek diye tanittin bana, ama hicte öyle diilsin .."
ohhhaaa oldum! Iyice delirmis anlasilan ..
buna benzer birkac seyler daha yazmis, özle seylerimide silah olarak kullanmayi ihmal etmemis (bundan nefret ederim iste, bir insana dostuz diye bazi seyleri söylersiniz, sir gibi yani, ve arkadaslik bittiginde size karsi kullanirlar .. igrenc)

cevap yazdim tabii ..
" sevgili Marion biz seninle surda belki 3 aydir bile tanismiyoruz, bu zaman icerisinde senin ne gibi büyük bir derdin olduda ben senin yaninda olmadim? ki 3 ay icinde nasil derin bir dostluk kurdukta ben seni yari yolda biraktim?
Incitme ve kirma konusunda birtane bile örnek veremedigin icin, saniyorumki senin kendinle sorunun var ve bu yüzden herkezin seni kirdigini ve incittigini düsünüyorsun .."
gercekten öyle birsey var Marionda, herkez hakkinda beni kirdi beni incitti, bana sunu falan yapti diye söylenir, ama örnek dahi veremez .. Psikolojik olarak kendini sürekli insanlara karsi öyle ezik ve yikilmis tanitmak zorunda hissediyor kendini, sanirim insanlarin ona acimasini istiyor .. (bende acimistim dogrusu)
"melek konusuna gelince, ben kendimi hicbir zaman bir melek olarak tanitmadim, neysem oyum, hicbirzaman senin arkadasligin icin yalvarmadim, tam tersi, ben buraya tasindim tasinali sen benim yanimdan ayrilmiyorsun, günde 3 posta bana gelip oturup dertlerini anlatip odamdan cikmiyorsun"
cidden, misafirim olur, cat kapi marion gelir, bana gelen arkadaslar dalga gecerek bana, sen onun annesimisin diye soruyorlardi burda .. tövbe tövbe ..
en son cümlemde, eger gelip yüz yüze konusacak güveni yoksa, ozaman beni böyle cocuksu mailler yazip rahatsiz etmemesini söyledim ..

Cevap yazmis hemen arkasindan, cevabada o bahsini ettigim özel seyleri silah olarak kullanmis, yazdigim hicbirseye cevap veremedigi icin onlarla yaralamaya calisiyor .. beyinsiz diyorum sadece .. asil beyinsiz benim ama burda, onun kisiligini göremeyip, ona bos bulunup bazi seyleri anlattigim icin, arkadaslik edilmemesi gereken biriymis ..

neyse sonunda anladim .. iyikide öyle oldu .. onunla birdaha herhangi bir sekilde bir irtibat kurmak istemiyorum ! bu kesin !

Perşembe, Haziran 23, 2005

noldu böyle?

....
siz hic saatlerce yataginizda yatip tavani seyredebilirmisiniz?
ben yaparim.

saatlerce ayni seyi düsünüp düsünüp tavani seyredermisiniz?
ben yaparim.

hickimseyle konusmama gibi bir ihtiyaciniz olurmu böyle anlarda?
benim olur.

bugün oldugu gibi .. eve geleli öyle yatagimla masam arasinda gidip geliyorum .. sIkIliyorum, yataga uzaniyorum, öylece yatiyorum, saatlerce .. msn´i not available´e aliyorum (bilinki not available olunca muhakkak yatakta yatiyom)
Tavana bakip hep ayni seyleri düsünüyorum, kafamda soru isareti yaratan bazi seyleri siddetle sonuclamak istiyorum .. hep düsünüyorum düsünüyorum .. sonra aklima konuyla alakali olmayan garip seyler geliyor, bakamadigim dizi´leri düsünüyorum, acaba nasil bittiler? kac tanesinde mutlu son var? hangisi trajik sekilde bitiyo .. falan gibi ... sanki baska isim gücüm kalmamista ...

ama ne bilim, bir dinginlik var üzerimde kac gündür .. ya uyuyorum yada yatakta yatip düsünüyorum sadece .. saatlerce evet ..
Kendimi yatagimda güvende hissediyorum .. canim yatagim, yatsam günlerce kalkmasam keske .. sanirim mutluluk budur .. yatagim ve ben ..

Fikra ..

okuyalim beraber :-)
son zamanlarda en cok sevdigim fikra :

Ateist

Ateist bir adam bir gün ormanda geziyor ve etrafindaki güzelliklere bakiyormus.
"Evrim ne güzellikler yaratiyor!" diye düsünüp mest oluyormus.
Birden arkasinda kocaman bir ayi belirmis ve onu kovalamaya baslamis.
Adam bütün gücüyle kaçiyormus ama her arkasina bakista ayinin daha yaklasmis oldugunu farkediyormus.
Dakikalarca süren bir kaçisin sonunda adamin ayagi yerdeki dala takilmis, ayi adamin üzerine atlamis, pençesini kaldirmis.
Tam vurmaya hazirlanirken adam "TANRIM!!!" diye bagirmis.
Bir anda zaman durmus, ayi donmus, ormandaki nehir bile akmaz olmus.
Bir anda orman kararmis ve gökyüzünden bir isik hüzmesi adamin üzerine parlamis. Çok derinden gelen ilahi bir ses adama: - "Yillarca bana inanmadin, yaratilisi kozmik bir kazaya bagladin, sana bu durumda yardim etmemi mi istiyorsun? Seni sevgili bir kulum mu saymaliyim?" demis.
Adam utanç içinde: - "Biliyorum bunca yildan sonra dindar biri olmayi istemem haksizlik, ama belki AYIYI dindar yapabilirsiniz." demis.
Ses: - "Peki." diye karsilik vermis ve isik kaybolmus.
Nehir tekrar akmaya baslamis. Hersey eski haline dönmüs.
Ayi pençesini indirmis, iki pençesini de göge dogru çevirmis, ve konusmaya baslamis: - "Tanrim, senin rizkinla orucumu açiyorum, hamdolsun verdigin nimetlere."
...
her okudugumda gülüyorum :-) harika bir Fikra ..

..

havuza gitmedim henüz .. birazdan .. evden cikmadan bloglara bakiyordum .. Hayalciimin blogunda takildim .. ne güzel seyler yazmis ..
icim bi tuhaf oldu masum hayallerini okuyunca ..

henüz okumayanlara okumalarini tavsiye ederim burdan okuyun .. ama lütfen okuyun .. cok sirin yazmis yaaa :-))

Allah herkezin hayalini gercege dönüstürsün .. herkeze kat kat mutluluk versin .. hepimiz hayatimizdan memnun ve mutlu olalim ..

yazi yazmak sart oldu ..

bu blog bana ihmal edeyim diye verilmedi dimi?! ..

bende tembellik yapmis yazmiyom bisii ... affiniza siginiyorum .. günlük gevezeligimi yazmaliyimki, baska blogcular buraya kisisel cöpümü biraktigim icin sinirlensinler :-)
-bende okudum bu blogla ilgili seyleri, aslinda cok sacma geldigi icin hicbir gönderme yapmiycaktim, ama bir satirdan bisii olmaz sanirim-

aksam üstü yataga uzanmistim odadaki sicaktan bunalip, ve uyuya kalmisim, aksam 22 gibi uyandim geri .. sonrada bidaha yatasim gelmedi .. zaten birsürü abuk subuk rüya gördüm uydugum sürede, onlari düsünmekle mesguldum .. ilginctir, son zamanlarda cok yogun olarak rüya görüyorum .. ve hep degisik seyler ... evvelki gün misal rüyamda, eve beni istemeye geliceklerini gördüm, bir kadinla bir adam geliyor bize ve bana diyorlarki, ablani büyük oglumuza nisanladik (ki ablam evli ve cocuk sahibidir) senide kücük oglumuza alicaz diyolar, ben mutfakta duruyorum, ve heyecan sariyor birden, kendi kendime düsünüyorum bide (rüyada düsünülürmü yaw?) ay nisan dügün nasil olcak falan diye ?! .. hayret bisii .. sanirim HayalPerisi´nin dügün heyecani bana gecti .. baska bir aciklama bulamadim :-)

bugün ögleyinde Marion´u gördüm rüyamda (Marionla su ara biraz limoniyiz, sanirim rüyayi o yüzden gördüm .. sürekli kafami yordugum icin) o gelmis yukari, yanimda oturuyor, benden bisiiler istiyo, ve ben konusmuyorum, sonra ben not ettigim kek´i yapmak istiyorum, ve onlarin kattaki mutfaktan kek kalibi getiriyorum, oda bana kiziyor, kendi kalibinizi alsana diye .. bende ona kiziyorum, sizde bizim mutfaktan esya götürüyorsunuz diye ...
falan iste .. uyandim alla alla dedim, bu kizdan rüyada bile rahat yok ..
Neden limoni oldugumuzu merak ediyorsaniz, onuda yarin anlatirim ..

Uykudan kalkinca, gittim önce buz gibi Karpuz yedim, susamisin, ve icim cok yaniyodu nedense, anca Karpuz care olur dedim (pardon ama yine Karpuz yiyemeyen arkadaslari imrendiriyorum .. ama günlük gevezelik iste, yazmasam olmaz ..)
Karpuzumda bitti, yarin gidip yeni bitane alicam, ama busefer söyle ala olan alicam, onlar daha güzel oluyor galiba, bu son aldigim koyu yesil ve alasizdi, alali kadar güzel degildi ..

Larrisada mutfaktaydi, onla oturduk bu saate kadar tv izledik .. bugün CSI las Vegas ve Profiler vardi, cok seviyorum bu dizileri, her seferinde cok acayip bir cinayet konu oluyor, ve dahada acayip bisekilde cözüyorlar, ve kan veya ölü gösterdiklerinde Larissayla iiiii ööööeeeeee diye basimizi ceviriyoz, cok eglenceli oluyor :-)

Gece Haberlerinde, almanyada bir kamp´ta onbes ögrencinin sicaktan fenalik gecirip hastaneye kaldirildiklarini gösterdiler, inanilmaz yaa almanyada böyle sicak olmasi, bide bu ay´da, dün hava biraz ilimisti, ama yarindan itibaren 35 dereceyi bulcakmis yine .. bizde kizlarla yine havuza gitmeyi düsünüyoruz, busefer sabahtan gidelim diyoruz, cünki ögleye kalinca havuz cok kalabalik oluyor, bitane daha var acik havuz ama o uzak oldugu icin gitmiyoruz, hepimizde bisiklet olsa belki giderdik ama olmayinca iki kisi bisikletle iki kisi yaya, oda sacma iste biraz ...

Haberde Göttingen´ide gösterdiler, hani dün yagmur yagmistiya, yol falan kaymis yagmurun etkisiyle, yani ben cok feci yagdi sanmistim, ama dahada feci yagmis, tv´de görünce dahada sehvetli geldi gözüme, yagan dolu tanelerini yakin cekimde gösterdiler, ceviz büyüklügündeydi .. ya inanilmaz bisii, cidden abartmiyorum ama öyleydi!

Karar verdim Hatice´nin krem karamelli kekini haftaya deniycem, uygun kek kalibim olsa hemen yapardim ama olmadigi icin erteledim, önce söyle güzel bir kek kalibi bulmam lazim .. Yoksa pasta yapmayi ve yemek pisirmeyi cok seviyorum, binevi hobby benim icin, saatlerce ugrasabilirim, ama yalniz olunca sonra pek tadi olmuyor, yapinca burdaki kizlarda yiyo ama, insanin yakini ve sevdigi insanlara (burdaki kizlari sevmiyom anlamina gelmiyor, ama daha cok komsu onlar) yemek yapip sofra hazirlamasi kadar güzel bisey yok bence :-) ben cok severim, kalabalik olalim, bütün arkadaslarim olsun, ve ben cesit cesit yemek yapim sofra hazirlim .. daha güzel birsey düsünülmez bence ;-)

evet öyle iste .. ya hic yazmiyorum, yada yazinca tam geveze oluyorum ... banada böyle katlanin napim :-)

allah rahatlik versin hepinize .. KeLeBeK´li rüyalariniz olsun emi ...

Çarşamba, Haziran 22, 2005

...

bugün cok tembelim .. yaza yazamiycak kadar hatta .. günlük gevezeligimi yerine getirim diyorum ama nedense olmuyor benim istedigim gibi .. bir agirlik var üzerimde .. hernedense ..
bloglardan yemek tarifleri secip defterime yaziyorum (kendi yemek defterim) ne yapacaksam? zaten yapmiyorum, yapsamda yemiyorum :-)

tuhaf bisii iste :-) Zaten yemek tariflerini okuyunca karnim feci acikmaya basladi .. ii bisey diil .. bakmamaliyim oralara .. yemek bloglari yasak bölge benim icin ...
bakmamaliyim ... kesinlikle !
ben tembellige devam edicem .. agirlik hala duruyor üzerimde ..

....

anladim ki

dün gece hic tanimadigim bir erkege
sirf sana benziyor diye,
usulca sokulup .. merhaba dedim

tanidik bir huzur aradim
saskin bakislarinda dün
bildik bir söz bekledim
eskiden kalma öylesine

konustu birseyler söyledi
bekledigim sözler bunlar degil,
yüzüme .. bakti gözlerime
ama senin gibi degil

anladim ki hic kimse
hic kimse sen degil
hic kimse senin gibi canimdan öte can degil

anladim ki hic kimse
hickimse sen degil
hic kimse senin kadar fikrime huzur degil

anladim ki hic kimse
hic kimse sen degil
hic kimse senin kadar umuduma yol degil


Playlistimde sira suan Leman Sam´in bu klasiginde .. uzunca yer vermesem olmazdi ...
Leman Sam´in bu albümünü aldigimda 14 yasinda falandim galiba, bayilmistim buna, cevirip cevirip dinliyodum .. bikac ay önce nette mp3´ünü bulup indirmistim .. sevincten bihal olmustum ya .. bendeki versiyonu kasette, ve eski oldugu icin ses kalitesi biraz yiprandi .. ama artik doya doya dinliyorum :-)

isteyene yollayabilirim mp3´ü ..

eminim ..

Karpuzun resmini koymasam küserdi bana :-)
okadar lafini ettik, bide resim gerek ...





resimde masallah kendi icin konusuyor yani :-) ohhh sulu sulu, buz gibi .. mmmhhhh canim cekti resmini görünce :-)

Suan Vantilatörümün tadini cikariyorum .. saclarimi savurtturuyorum valla :-)
cok havaliyim demenin artik cok farkli bir anlami oldu benim icin .. cidden öyleyim, vantilatörüm saolsun ;-)

Berdan Mardini´nin bir parcasi var Playlistte, sira ona geldi tam, sözleri cok hosuma gitti .. ki sarkinin ana fikri aslinda benlik degil, -senden cocugum olsun istiyorum- ama sözler bu cümle disinda cok güzel ... Arabeskci ruhuma hitap ediyor resmen ..

Seni tanidigim gün
ömrümün en güzel günüdür
saclarin hoyrat daglarin en asi gülüdür
....
senin icin, senin icin
bu dünyanin ipini cekerim
saclarinin birtek teli icin
tanimamki herseyi silerim
....
bilirsin her biseyimsin benim
gözümden sakindigimsin
yüregimin en kuytusunda
kendime sakladigimsin

böyle iste .. senden cocugum kismini gectim simdilik :-) en sevdigim yerleri buralari :-)
Güne türküde secmedim biliyorum :-( sicaktan bunalmama verin ihmalkarligimi ..

Salı, Haziran 21, 2005

yagmuuuuurrrrrrrrrrrrrr....

yagiyooooorrrrrrr ....

inanilmaz birsey yaaa .. bes dakkanin icinde gök karardi, bi yagmur yagiyor, sular seller gibi, gök gürüldüyor, simsek cakiyor, hatta dolu bile yagdi .. inanamadim yaaa .. dolu?!?!?!
bu sicaktan sonra ... Allahim neler oluyor dememek elde degil!!!

Tamda ben Vantilatörü kurarken basladi yagmur :-(
Hava hala sicak ama, tek fark disarisi karardi ve yagmur yagiyor .. onun disinda hersey ayni ..
yani aldigima pisman olmam insallah!
Aslinda masa üstü vantilatörü alcaktim, odada zaten yer yok diye, ama masa üstü olan ufakla cok pahaliydi, en ucuzu 25 €´dan basliyor .. (inanamadim yaa .. sanki klima aliyoz mubarek)
büyük ayakli gördüm bitane, 18 €´ydu bende onu aldim, simdi icerisi bi güzel sormayin, küfül küfül esiyor ne güzel :-)

ohh yaaa bu gece bebekler gibi uyucam vallahi :-)

Kinove - slip into something more Comfortable´i dinliyorum suan, wizzy´ede derin tesekkürlerimi sunarim bundan dolayi .. hos bisii ya .. sirf enstrümental ama, cok ilginc .. bu parcadanmi, yoksa vantilatördenmi serinledim, bu tartisilir ama :-)

saolasin yaa ... sanal karpuz yollanabilinse yollardim emin ol :-) ben senle okadar ugrastim, sen bide serinlim diye sarki yolluyon .. eh ne diim, rusyada olmak türklügünden bisii alip götürmemis ;-) (demekki bu millet bulasici diil, bu kanaate vardim)


:-)

serinlemek lazim ..

üüfff yaaa hem kafam dolu hem sicak ...
uyuyamiyorum yaa .. bir taraftan sivrisinekleri kovaliyom .. cami acik birakmanin kötü yan etkilerinden biri :-( vizzzzz viiiiizzzzzzz kulagimin dibinde .. cildirabilirim vallahi ...

Gülsenle msn sohbetimizde Karpuz lafi ettik .. üsenmeyip mutfaga gidip buzdolaptaki karpuzdan kesicem ... buz gibi gibi yiycem birazdan ... Gülo kulaklarin cinlasin ... allah beraber yemeyi nasip etsin tez zamanda .. mümkün mertebe sizin serin serin esen Balkonda, sokak lambasinin isiginin altinda :-)

ohh yaaa ne iyi gelir simdi bu sicakta .. serin serin ...
wizzy fazla keserim buyur gel .. duydumki Moskovada Karpuz kara borsaya düsmüs :-)
Burda bir alana bir bedava hatta ;-)

gel Vatandas gelllll buz gibi Karpuzaaaaa gellll .. kesmece bunlar kesmeceeee ....

Pazartesi, Haziran 20, 2005

Sicak .. cok sicak ..

sanirim almanya kavruluyor su son iki gündür ...

odam okadar sicakki, icinde yarim saatten fazla duramiyorum, cam tüm acik, perdeyi cektim günes girmesin diye, ama icerde hava yok, cok sicak yaaa .. sabahtan aksama kadar günes görüyor ..
ögleyin bizim mutfakta sicaktan bitkin bir halde masa etrafinda toplanip, ders´den / Isden mola veriyorduk, (yemek yemekte mümkün diil anca buzdolaba su alip koymakla mesgulduk)
Kizlarla ne yapsak falan diye düsünüyorduk, karsilikli kapilarimizi ve pencerelerimizi acik birakmayi denedik, ama hic ceryan yapmiyor, aksine, heryeri acinca sanki dahada isiniyor odalarin ici, sadece mutfakta yarim saatten fazla durabiliyoruz, nedense orasi daha sohuk bizim odalara bakarak yani :-(

Sonra düsündükki, bu sicakta evde durmak ceza gibi, neden havuza gitmiyoruz hep beraber??? daha aklimizdaki fikri söylemeden herkez onayladi :-) topladik esyalarimizi dogru havuza, alt kattan kimse gelmek istemedi, o yüzden sadece bizim kattan dört kiz olarak toplandik ve gittik .. ve cok güzeldi .. bu sicak havada, buz gibi suda serinlemek gibisi yok yaaa ... cok iyi geldi, anlatamam valla ... anca tavsiye ederim .. gidin kendinizi buz gibi sularin kollarina birakin, ve günes istedigi kadar yaksin .. insan hic aramiyor valla :-)
Tadini cikardik valla, aksam havuz kapandiginda ciktik anca .. yüzmekten öyle bir yorulmusuzki, eve gelince, mutfakta yemek yedik, tv´nin önünden kalkamadik ..
Zaten odaya gitsek yine inanilmaz sicak :-( o yüzden yeni geliyorum odama ..
Yarin ilk isim bir Ventilatör alicam ... böyle olmaz, yaz yeni basladi, bu oda hep böyle sicak olcaksa, en gerekli ihtiyac bir Ventilatör demektir :-)

bu günlük bukadar .. baskada bisiicik olmadi :-)

Pazar, Haziran 19, 2005

özet ..

verim dedim ..

merhaba :-) evdeyim geri ..

Anarsi Semineri cok güzeldi, hasta olmadan döndüm ;-) orda commentler bakamadim, daha dogrusu online olabilme ihtimali yoktu, nedenide, Semineri bir dag ögrenci evinde yaptik,
galiba söylememistim önceden :-)

Cuma ögleyin cantalarimizi sirtimiza aldik, trenle yola ciktik, yolculugumuz 3 saati kapsadi, 24 kisiydik, aksam 17 gibi kalicagimiz yere geldik.
Ev dagin üstünde ormanin icindeydi, baya bir yürüdük eve varana kadar, ev iki ayri bina seklindeydi, birinde yatak odalari, duslar falan vardi, öbürü biraz daha ufakti, icinde mutfak ve konferans salonu vardi, semineri kendimiz organize etmistik, yani kalicagimiz yeri falan.

Ilk aksam iki saat ders yaptik, sonra hep beraber mutfagi temizleyip odalarimiza yerlestik, aksama beraber yemek yapip yedik. Seminerin ana fikri, Anarsi´yi kendi üzerimizde test etmek, ve nasil olabilecegini pratikte görmekti.
Gitmeden önce hicbirseyi tam olarak organize etmedik, yani orda kim yemek yapar, kim bulasik yikar falan filan .. herkez yapmak istedigi herseyde özgür olsun, vr grup icinde liderlik olmasin istemistik.
Ve cok güzel ve olumlu sonuclar aldik, is´den kaytaran kimse olmadi, 24 kisiydik, ve aslinda birbirimizi tanimiyorduk, yani tamamen yabanciydi herkez, ve cok güzel bir uyum icinde bütün isler bölündü.
Yemek yapilicagi sira herkez bir isin ucundan tuttu, kimseye emit verilmedi, herkez kendisi icin uygun olan seyi yapti, ve hersey cok düzenliydi (hicbir organize olmadigi halde)

Cumartesi ve Pazar günüde ayni sekilde gecti, Cumartesi yogun olarak ders yapip, yazilarimizi okuyup onlarin üzerinde tartistik, ve aksamlari cayirlikta kocaman ates yakip yemekten sonra hep beraber sabahlara kadar oturup sohbet ettik, binevi tatil gibi geldi bana ..
Kafami toparladim ..
hava muhtesem güzeldi, dersi ve konusmalari disarda yaptik ve günesin tadini cikardik, cok güzel bir birlik olustu, herkez kaynasti, kimsenin hakki yenilmedi, Anarsik bir ortam yarattik sanirim, ama kimseyi dislamadan, ve kimseye haksizlik etmeden ..

bu arada yazim cok büyük begeni topladi, uzun uzun anlattim Tolstoi hakkinda (kaynastikya herifle) cok iyi Feedbackler aldim!

bu sabah uzun uzun kahvalti ettik beraber, sonra dersin son kismini isledik ve hep beraber temizledik evi, yani gercekten harikaydi, kimseye birsey söylenmesi gerekmedi, herkez bir isin ucundan tuttu, ve yarim saatin icinde iki evide temizledik.

Ayrilirken herkez biraz buruktu, cok sevdik birbirimizi, sarildik aglasdik hatta, en kisa zamanda seminer özetli bir bulusma yapmaya karar verdik, orda baslangici kurulan dostluklari devam ettirmek icin birazcikta.

Aksam 19´a dogru eve geldim, ama okadar yorgundumki (sabahlara kadar oturmaktan uykumu alamadimda ..) eve gelince yattim uyudum iki saat :-)

Cuma günü giderken cep telefonumu yanima almayi unutmusum, eve gelince sok oldum, okadar arayan soran olmus, telefonu acmadigim icinde birsey oldugunu düsünmüs herkez .. burdan birdaha söylim, iciniz rahat olsun, unutkanligim tuttu iste :-)
(aslinda cok güzel bir duyguydu, beni okadar seven ve merak eden insanin oldugunu görmek .. herkezi teker teker arayip ilgiden dolayi tesekkür ettim .. cidden)
Ama 3 gün telefonsuz olmakta fena bisey diil, kendimi cok özgür hissettim, inanilmaz ama gercek .. hicbir bagim yokmus gibiydi ... dag´da ormanin icinde ve düsünmem gereken hicbirsey yokmus gibiydi .. (tam tatil deyisim birazda bundan kaynaklaniyor olabilir)

Bir Müjdemi isterim .. unutmadan ;-) Didem´de beni arayanlar arasindaydi .. toplam 11 kez aramis .. (busefer ben bisey oldu sandim .. okadar cok arayinca)
Hemen aradim .. telefonda bi heyecan bi heyecan .. bende heycanlandim sonra .. alla alla noldu falan diye ...
Didem´e yurt idaresinden mektup gelmis ... ve eeeevvvveeettt ona benim kattaki odayi vermisler!!!!! Telefonda karsilikli takla attik sevincten!!!
Allah herkezin yolunu acik etsin, ve herkeze herzaman iyi ve hayirli haberler versin!

Cok seviniyorum buraya gelecegi icin .. bana kardes geliyor gibi sanki :-)

Didem iyiki varsin .. iyiki geliyorsun .. Hosgeldin arkadasim ...

Cuma, Haziran 17, 2005

Günün Türküsü

...

Ana beni eversene

ala kecim cift dogurdu
bol etti sütü yogurdu
gönlüme hülyalar dogdu
ana beni eversene ah ana beni eversen

bakir kaplar kalaylansin
su odada bir mum yansin
uyuyan bahtim uyansin
ana beni eversen ah ana beni eversene

sükür bizden gitti darlik
gelin almak bahtiyarlik
olmaz olsun su bekarlik
ana beni eversene ah ana beni eversene

söz, müzik : Anonim
Yorum : Orhan Hakalmaz - Türkü Yili albümü
...

bugün biraz eglenceli olsun dedim ;-) Pazar gününe kadar yokum, yani günün Türküsüde yok
:-) gelince telafi etmeye calisirim ama .. söz!

Bugün saat ikide yola cikiyoruz, seminer Kassel´de yapilacak, Pazara kadar ordayiz, Tolstoi (sinir herif) hakkinda yazimi sunucam orda .. insallah iyi gecer :-)

Sabah erkenden kalktim, odami topladim, yazi yazcam diye heryer kagit kitapla doldu .. daglar olustu resmen ;-) simdide cantami falan hazirlarim .. bide yazimi unutuyomusum giderken .. iste felaket bu olurdu ..

Neyse, somagizlilik etmiim, akilli akilli cantami hazirlim ...

Özliycem sizi, sizde beni özleyin ;-) cok cok cabuk görüsmek üzere ..

öpüldünüz ..

yiiippppppiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii......

..
almanyada cok sevinince bunu derler ..
hatta cok cok sevinince masa üstünde dans edilebilinir :-)

dans kismini ben atliyorum .. size bu eziyeti cektiremem ..

Saat tam 1´de yazilarim bitmis bulundu .. Printerde bide sinek kaydi bastim onlari .. artik Seminerde milletin agzi acik kalicak ben onlari güzel güzel okuyunca ..
ne havam olcak yaaa ...

ohhh beee üzerimden yük kalkti yaaa ... hatta bundan sonra Tolstoi´un t´sini ve Libanon´un l´sini siliyorum defterimden .. hele hele Tolstoi sen hic görünme gözüme ...
seninle yollarimi ayirdim ben .. kardesim git ne halin varsa gör, revolutionmu, vizyonmu ne halt yiyceksen ye .. ama bana bulasma bidaaa .... mümkün mertebe uni bitene kadar yollarimiz kesismesin bidaha ... cekemem yaa ... benimde kahrimi kimse cekmiyor ...
ben niye elin rus´unun kahrini cekim???

Allahin tokadi yokya .. okadar car car öttüm ben ruslari sevmiyorum diye .. tabii bakin getirdi rusu burnumun dibine koydu, tutturdu bide yazi yazdirdi ... ben bi rus hakkinda yazi yazacak kizmiydim yaw???

vaahh vahhh .. ama simdi dahada cok sevmiyorum onlari .. en cokundan sevmiyom .. Wizzy sorry sen ordasin .. sen sev onlari .. hatta benim hakkimi verim sana, benim yerimede sev .. ama benim yoluma cikmasinlar .. cok feci seyler olabilir ...

sanirim artik uykuyu hakettim ben ... rüyama girmese bari .. rus .. mus .. Tolstoi ... Moskova ... allahim sen beni koru ....

*yattim-allah-kalkarim-insallah-yattim-yanima-döndüm-sagima-melekler-sahit-olsun-dinime-imanima*

.. bunu ablam bana cocukken ögretmisti, oda türkiyede kaldigi yil ögrenmis orda, bunu söylersem uyumadan, kabus görmezmisim, annemde onaylamisti ... anacim ablacim güveniyom size ..

gözlerimi yumucam ve bunu tekrarliycam simdi icimden ...

hepinize iyi geceler ... sizede melekler ..

Perşembe, Haziran 16, 2005

Günün Türküsü

...

Kar mı Yağmış yüce Dağlar Başına

kar mı yağmış yüce dağlar başına
merhamet eylemez gözlerimin yaşına
daha değmemişti ondört yaşına

vurdu felek kırdı kollarımı dalından
nerelere gidem arz edeyim halimi

Şu dünyanın vefasını görmedim
geçti cahil ömrüm bir murada ermedim
eller gibi demidevran sürmedim

Yorum : Yavuz Bingöl
Derleme : Neşet Ertaş
Yöre : Kırşehir

...
sabahtan bunu dinliyordum .. günün Türküsü olsun diye sonradan düsündüm ... Neset Ertas´in bircok derledigi ve yazdigi Türküler cok güzel .. saolsun yüregine ..

...

Dünki yazilarimi hala bitiremedim .. gece sIkIldim sonra yatip uyudum .. sabah erkenden kalktim biraz devam ettim, ama konsantre olamadim birtürlü .. yarim saat yazinin basinda oluyorum, sonra sIkIlIp yataga uzaniyorum on dakka falan .. böylede bitmezki hic ..
Sonra yaziyi üzerinde calisicagima, yaziyi yazmam gerektigi kagida siir karaliyorum .. hadi kaybolmasin, arsivlensin diye buraya yaziyorum .. sevgi ve ask üzerine düsünüyorum saatlerce .. yani herseyi yapiyorum,
ama sadece yazilara gereken önemi vermiyorum .. nolcak benim bu halim?
aklim bir karis havada, düsüncelerim cok daginik .. sebebinide biliyorum ... ama bu sebebi ortadan kaldirmak icin birsey yapamiyorum ..

Yataga uzandigim bir an uya kalmisim, iki saat miskinler gibi uyumusum .. odaya bir sinek gelmis, kolum ve belim üzerinde gezip beni gidikladigi icin uyandim, yoksa uyanmazdim herhalde .. kalktim, sabahtan makineye attigim camasirlarimi getirdim odaya, gittim büfeden bi paket sigara ve dondurma (cok canim cekti, rejimin cani cehenneme) aldim geldim ..
simdi dondurmayi yemis (ve vicdan azabi cekiyorum yedim diye) bir sigara icmis vaziyette bilgisayarin önüne gectim, yazilar bir tarafta, Word dosyasina aktarip, gözden gecirip düzeltmeler yapmam gerekiyor .. ama elim gitmiyor .. akimi fikrimi toparlayamiyorum ..

niye baska insanlara (burda aslinda sadece bir insani kastediyorum) verdigim ilginin ve degerin aynisina layik görülmüyorum? Bunu düsünüp duruyorum .. konuyu fazla acamiyorum .. tanidigim biri okurda icinde bulundugum durumu anlar diye ..

neyse .. burdayim .. yazi yaziyom .. ama yinede burdayim .. iste öyle ..

Ask´in Hikayesi ..

....

Bir zamanlar, bütün duyguların üzerinde yaşadığı bir ada varmış:
Mutluluk, Üzüntü, Bilgi, Kibir, zenginlik ve Aşk.

Bir gün, adanın batmakta olduğu, duygulara haber verilmiş. Bunun üzerine hepsi adayı terk etmek için sandallarını hazırlamışlar.

Aşk, adada en sona kalan duygu olmuş çünkü mümkün olan en son ana kadar beklemek istemiş. Ada neredeyse battığı zaman, Aşk yardım istemeye karar vermiş.

Zenginlik, çok büyük bir teknenin içinde, geçmekteymiş.
Aşk, "Zenginlik, beni de yanına alır mısın?" diye sormuş.
Zenginlik, "Hayır, alamam. Teknemde çok fazla altın ve gümüş var, senin için yer yok." demiş.

Aşk, çok güzel bir yelkenlinin içindeki Kibir'den yardım istemiş.
"Kibir, lütfen bana yardım et!", Kibir "Sana yardım edemem, Aşk.
Sırılsıklamsın ve yelkenlimi mahvedebilirsin." diye cevap vermiş.

Üzüntü yakınlardaymış ve Aşk yardım istemiş: "Üzüntü, seninle geleyim."
Üzüntü "Of, Aşk, o kadar üzgünüm ki, yalnız kalmaya ihtiyacım var" demis.

Mutluluk da Aşk'ın yanından geçmiş;
ama o kadar mutluymuş ki Aşk'ın çağrısını duymamış.

Aşk, birden bir ses duymuş. "Gel Aşk! Seni yanıma alacağım..."Bu Aşk'tan daha yaşlıca birisiymiş.
Aşk o kadar şanslı ve mutlu hissetmiş ki, onu yanına alanın kim olduğunu öğrenmeyi akıl edememiş. Yeni bir kara parçasına vardıklarında, Aşk'a yardım eden yoluna devam etmiş.

Ona ne kadar borçlu olduğunu fark eden Aşk, Bilgi'ye sormuş: "Bana yardım eden kimdi?"
Bilgi "O, Zaman'dı" diye cevap vermiş.

"Zaman mı? Neden bana yardım etti ki?" diye sormuş Aşk.

Bilgi gülümsemiş:
"Çünkü sadece Zaman Aşk'ın ne kadar büyük olduğunu anlayabilir"

...

yaa öyle iste .. Ask´in da hikayesi var tabii .. herseyin ve herkezin oldugu gibi ..

Ask dolu günler dilerim hepinize ..

(biricik Seldoshum´ada tesekkürler .. bu hikayeyi ilk ondan duymustum .. canimsin benim ..)