Pazartesi, Temmuz 04, 2005

...

Vakti geldi ayriligin, ne yapsak bos ..

...

bir türkünün ilk satirlariyla basladim bu yazima ..

Odami dideme teslim ettim, herseyi hallettik, butün isler tamam, son esyalarimi toplayip bugün saat 16´da trene biniyorum ..

cok özliycem sizi .. hatta cok .. cok özliyceklerim olucak ..

Ayrilik sonrasi kavusmalar olmasa dünya neye yarardi, diye geciyor icimden ..

Kendinize cok iyi bakin, geldigimde kaldigimz yerden devam edelim olurmu ...

Öpüyorum sizi ..

Cumartesi, Temmuz 02, 2005

KeLeBeK

...

Son istegin nedir?
Sorusu,
Çok, çok kolaydir,
Ilk istegin nedir?
Sorusundan.
Çünkü,
O soruyu
Kimse kimseye soramadi,
Korkusundan.

Özdemir Asaf

...

arayinca KeLeBeK´ler hakkinda nekadar cok siirin oldugunu gördüm :)
insan aramaya görsün ;)

Biz Sehir turuna cikiyoruz bugün :) aksam cok cok dolu olmadikca burda olurum herhalde ..
son günlerin tadini cikariyoz :)
Havada güzel bugün .. yagmur dindi ...

KeLeBeK ucurtmanin tam zamani ...

dem bu dem ..

Cuma, Temmuz 01, 2005

yemisler yawww..

inanamiyorum yaaa .. bi tepsi kiymali börek yapmistim, tarifinide Portakalagacindan almistim, söyle güzel mis gibi gülböregi diye, tepsiyi sogusun diye üstüne bez örtüp mutfakta birakmistim, demin alip bi kaba koycaktim, yarisi gitmis?!?!

sok oldum yaaa ..

artik böregidemi zincire vurcaz burda ya??
Didemler gelirse esya tasima olayindan sonra börek yeriz, yemek derdi olmaz diye düsündüm, yarisi yok simdi ..

ya ben hala soktayim .. olmaz ya bukadar ... acaba firlamami götürdü?
kalkip kim yedi diyede soramam ya simdi?

hayret bisiii yaaaa..

CigDem the one and only gicik ..

...

Aslinda cok insancil birisiyim ama kattaki portekiz firlama kiza karsi öyle bir nefret olustuki icimde anlatamam! Hani su benimle temizlik sirasini paylasayamayan varya .. hah iste o !

Pedagoji grubun kizlariyla Mangal icin mutfakta salata hazirlarken oda bir iki erkek arkadasla(yine yeni tanismis, bitanede yetmiyo kiza .. sosyal baglari cok kuvvetli masallah, rus kadinlariyla fazla yatip kalkti galiba) yemek yiyodu masada, biz tezgahin üstünde salata falan dogruyoduk, firlamanin bitane kurulama bezi var, pasak icinde herzaman dolabinin kulpunda takilidir, benim tezgahin üstüne birakmis o gün, bende bez pisli diye parmagimin ucuyla tutup kenara koydum, benim bunu yapmamla birlikte yerinden firladi firlama, aldi bezi (sanki hint kumasi mubarek) kucagina kuyladi oturdu yerine .. haydaaa oldum ... yanindaki cocuklarda bezin sanki cok kiymetli bisiimis gibi firlayip almasina bakakaldilar, döndüm kiza (aslinda bisey demiycektim ama alnima kadar geldi yani) "alloo" dedim, "noluyosun benim temiz bezlerim var, senin pisli bezinle yeri bile silmeye kiyamam ben" dedim, agzi acik kem küm gibicesinden bisii dedi, bakakaldi öküzün trene baktigi gibi! Sabine be Nadja´da sasirdi onun bu davranisina, yani onlarda sahit oldular, cidden benden kaynaklanan bi olay degil, aramizdaki negativ enerji ..

Bide ben dün Camasirlarimi asmak icin dolabtan camasir ipini aldim, bizim katta üc tane camasir ipi var, ortaklasa kullanmaya calisiyoruz, ipin biri baya eski, paslanmaya baslamis, genelde hep o bana denk geliyordu ve astigim seyler herseferinde pas lekesi oluyor ve cikaramiyorum bidaha, nedenide portekiz firlama bir ipi sürekli isgal halinde tutuyor, camasir astigindan diil, herhangi bi kiyafeti, ceketi pantolonu öylesine koyuyor üzerine, biz onun camasiri var üzerinde diye cekinip almayalim diye, bende dün baktim kapisinin önünde duruyor ip, üzerinde ceketi var, asmamisda ipe, sadece ceketi ipin üstüne koymus, aldim ceketi, duvardaki askiya astim, ipi aldim, kapisnin karsisindaki duvarin dibine koydum, güzel güzel astim camasirlarimi :)
Sonra bu kendi camasirlarini getirdi asagdan, bakti ip yok, bana bakti (o bakislari anlatsam size, kim bilir ne küfürler saydi firlama) ben hic istifimi bozmadim, islik calarak camasir asmaya devam ettim .. bu catladi oldugu yerde, gitti dolabtan pasli ipi getirdi, odasina girdi camasir asti ..


Firlama bugün temizlik yapti, taa haftabasinda gördüm sira onda oldugunun .. az diilimya ben, tam giciktim yani .. bütün hafta elimden geldigince pislik yaptim, ocagin etrafinda yemek döküldü (bilerek döktüm tabii) ocak yaninca kurudu yemek artiklari orda, baktim bugün bir saatini ocagi temizlemekle mesguldü :) icime buz gibi sular döküldü!
Sonra baktim banyoda lavaboyu yikamis, ve yerleri silmis, gittim bir fincan kahveyi yeni silinmis lavabonun icine döktüm, arkasindan su akitmadim tabii .. beyaz seramik kahverengi oldu, yeni silinmemis gibi :) ooohhh canima degsin .. ayakkabilarimla yeni sildigi banyoda söyle ferah ferah yürüdüm, yanima iki üc kisi bulsaydim halayda cekerdim kesin .. heryer ayakizi ve pislik oldu yine :) ohhhhh bidaaaa degsin!
Aynisini mutfakta yaptim, o sildi, bende hicbisii yokmus gibi ayakkabilarimla girdim ciktim iceri, bisey unutmus gibi yaptim bidaa girdim, biraz camin agzinda disariyi seyrettim, geri ciktim .. ohhhhh .. resmen catliyodu ... biseyde diyemedi ...

oooohhhh bana kafa tutarsin öylemi .... ooohhhhhhhh ...

yaaa kizim biz Anadolu cocuguyuz bügüne bugün, öyle her gelen kafa tutamaz, alirsin boyunun ölcüsünü ... sidik yarisi istiyorsan, alasini yapariz alimallah ...

okadarrrrrrrr ...

üzüntüye dair ..

.
.
Dolastimsa sokaklarda,
izini aradim ondandir sevdigim ..
biraktigin kokuyu soludum her adimimda,
yüregime ses verdi sevgin ..

hasretle kavruldu günlerim
ne durabildim ayakta,
ne tutunabildim sensiz ..
yorgunlugun tadinda gecti günlerim,
resmine sarildim sen diye, sensiz ..

agladigim vakitler - yoktu elin,
silen olmadi senin gibi, gözyaslarimi ..
hickiriklarim bogazimda kaldi,
yasini bile tutamadim bu askin,
haykiramadim acimi ..


öldürücü bu yalnizlik, kilitlendi yüregime,
vursun dedim, gitti giden, vursun gönlüme!

Biz sigaramiza sardik bugüne dek her aciyi,
her nefeste bir adim daha uzaklastik sevgiden ..
iste Ask bizi böyle yikar dedik ..

Sana yormustumya Yüreksiz, ben her güzelligi,
sensin demistim, iste bu güzellik sen,
benim askimla güzellesen Sen ..
Ama o dünyanin güzelliklerini yakistirdigim sen,
susturdun yürek seslerimi ..


CigDemCe
.
.

Vur bitsin

Orada masanın üstünde bir resim,
İkimiz denize karşı durmuşuz Üsküdar’da
Saçlarımızın üzerinde martılar,
Gözlerimizde acemi bir aşk
Ve tuhaf ve çocuksu bir mutluluk,
Senin sırtında sarı yağmurluğun
Kadıköy’de ucuzluktan almışız
Bende o siyah kazak hani bir kedi gibi sokulduğun
Şubat ve yağmur yağıyormuş meğerse,
Islatan her tarafımızı
Orada masanın üstünde bir resim,
Yak bitsin.
Orada kapının arkasında bir yazı,
Seviyoruz yazmışız birlikte,
Harfler nasıl titremiş meğer ellerimizde,
Bir pazartesi akşamı ben eve dönünce
Tutup öyle yazmışız nereden estiyse,
Hep gülüşün, hep sıcaklığın sinmiş harflere,
Ne yaptığın çorbanın, ne pilavın tadı
Sobayı yakmayı unutmuşuz ne gam,
Senin çiğdemler açmış yüzünde sıcaklığın
Orada kapının arkasında bir yazı
Sil bitsin.
Orada sehpanın üzerinde iki bardak,
Senin demlediğin çayı içmişiz birlikte
Nasılda dalgamızı geçmişiz dünyanın bütün dertleriyle,
Bir masalmış bir yalanmış gibi korkmuşuz,
Sıkı sıkıya yaslanmışız bahtımızın kara yıldızına
Ben tek sen üç şeker atmışın filiz çayımıza
Sonra açıp perdeyi gökyüzünden bir dilek tutmuşuz,
Mehtap gülümsemiş deli yürek çocukluğumuza
Orada sehpanın üzerinde iki bardak,
Kır bitsin.
Orada odaya saçılmış küçük hatıralar,
Ne yana dönsem bir parça bir şey senden
Belki minik kızgınlığın, belki bir gülüşün orda,
Böreğin altını yakışın, düğmeyi dikerken iğneyi eline batırışın,
Ve saçların hep o kan gülleri taktığın saçların, beni mahpus bıraktığın saçların.
Ne yana dönsem bir parça bir şey senden
Hep o kanepede oturmuşluğun, şu senin küçük yastığın, şu eşarbın,
İşte şu bir haziran akşamı gitmek için ayaklanışın
Ne yana dönsem bir parça bir şey senden
Orada odaya saçılmış küçük hatıralar,
Git bitsin.
Orada ayaklarının dibinde bir adam,
Adam bütün adamlığını dökmüş önüne,
Böyle kaç gün yada kaç gece, ayaklarının dibinde,
Öyle kolay mı öyle kolay gitmek,
Her şeyi bu İstanbul’u, o sevdiğin adaların kokusunu
Mısır çarşısını, Eminönü’nün balık ekmeğini
Beyoğlu’nun sinema salonlarını birlikte beklediğimiz 28 numarayı,
Unutmak öyle kolay mı, öyle kolay,
Orada ayaklarının dibinde bir adam,
Kov bitsin.
Orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,
Babadan kalma,
Hani bir bayramda saydırmışız havaya,
Sen biraz ürkek sokulmuşun omzuma,
Kuşlar havalanmış bütün kuşları İstanbul’un,
Giderken galiba bir beni birde bunu unutmuşun
Orada çekmecede yedi otuzbeş bir silah,
Ve burada zaten öldürdüğün bir yürek,
Vur bitsin.


Ibrahim Sadri
...

uzun evet ... ama bir okadarda güzel .. hatta cok güzel ..