Salı, Mayıs 15, 2007

Bana da birtürlü yaranilmiyor.
Hava güzel olunca, cok sicak diye yakinir dururum, kötü oluncada, biktim bu havadan diye yakinir dururum.
Ne istedigini bilmeyen bir insanin hali bu olsa gerek.

Sabah 8de manyakca bir mide agrisiyla uyandim, her an kusabilirm korkusuyla kendimi tuvalete attim,
nitekim kusmadim, ama mideme giren kramflardan dolayi ayakta duramadim, yere oturup sohuk terler döktüm. Bir ara agladigimin farkindaydim, manyakca agriyordu, demismiydim? Kendi kendime, acaba kan mi kusucam dedim, sonra da, yok canim, birde hastalik hastasi olmam eksikti diye, kendimin bazen nekadar abartabilecegimi farkettim, ve kendi kendimi sakinlestirdim. Sürüne sürüne gidip yattim yatagima, midemin icinde sanki kocaman bir tas vardi, ve o tas mideme sigmadigindan dolayi baski yapiyor ve midemi agritiyordu, agriyi busekilde iyi tanimlamis olurum sanirim. Ellerimi mideme bastirip, uykuya dalip uyandigimda bu agridan kurtulmus olmayi dileyerek vaktin gecmesini bekledim.
Saat 13e kadar uyumusum, telefonun calmasiyla uyandim. Ilk uyandigimda mideme kulak verdim önce, sonra acaba rüyami gördüm, aslinda midem agrimiyormuydu falan oldum, ama gercekten agridigini hatirladim yeniden. Simdi iyiyim galiba, arada bi sanci seklinde agri geliyor, ama nefesimi tutunca kayboluyor. Hatta aklima getirmeyince agrimiyor gibi bisey yani.

Kampüse geldim, bir ara Doga ile telefonlastim, aksam cay a gelmesi icin ikna etmeye calistim, fakat Doga herzaman cok dolu dur :) önce evet dedi, sonra aradi, Bisikletin tekeri patlak, önce onu yaptirmam lazim, aksam ise gidiyorum bide, en iyisi baska zaman geleyim dedi. Acikcasi benim cay davetimi hemen kabul etmesine sasirmistim, aahh vakti varmis falan oldum, o yüzden sonradan arayip iptal ettiginde cokta fazla üzülmedim :)

Eve gidesim yok bugün, Kampüs sinemasina gitmeyi düsünüyorum, 19da basliyormus, geceye kadar oyalanirim, eve gidince de uykum gelmis olur, iyi olur.

Hic tadim yok bugün, mide agrisindan da diil, bilmiyorum niye, bazi seyleri anlamaya basliyorum, ama anlamamayi tercih ederdim aslinda, evet cok sifreli konusuyorum, ne diye her biseyi dökeyim ki buraya, dökmiycem artik, neyse, bircok seyi kendimce yormaya, tercüme etmeye basladim, benim anlayacagim dile getirdigim seyler oldu, gözden gecirdigim, farkina vardigim, bir gözüm körmüs ama görmeye basliyormus gibi artik sanki, bazi seylere cok büyük önem ve deger vermisim, vermemem gerektigi halde.

Ne bileyim birtakim karisik durumlar iste, cik isin icinden cikabilirsen, hic tadim yok.
Ben yalnizmiyim? Gaffur dan duyup da cok güldügüm bir cümle bu, ama kendim icin kullandigim da hic de gülesim gelmiyor, gercek geliyor, sanki Gülse Birsel beni düsünerek senaryo ya koymus bu iki kelimeyi.
Ben Yalnizmiyim? Galiba Evet.

Anonim, bakarsin bi gelen gecen olur.. hii ne dersin? Beklemeye deger bence.

Cuma, Mayıs 11, 2007

yagmur ..

.. ve rüzgar .. ya iyi bir ikili, yada bir arada olmaya mahkum doganin iki parcasi.
Bilmiyorum.
Bir haftadir yagmurdan ve rüzgardan gözümü acamadim, hava cok sogudu, halbuki yaz gelmisti, simdiyse semsiyesiz sokaga cikamiyoruz, ceket sart oldu, rüzgardan ucacak gibi oluyorsunuz, hatta Firtina varmis gibi hissediyorum kendimi.

Suanki hava durumuda benim ruhsal durumumla birebir sürüyor, ya hatta iyiki günes yok ve hava sicak degil, havanin güzelliginden gönülleri cosagelen ve kendilerini sokaklara döken insanlari göresim ve cekesim hic yok, hatta benim kendime olan nefretim ve kizginligimdan dolayi evden disari cikmak istemedigim icin, o gönülleri ucari ve cosku dolu insanlarda cikmasin lütfen.
Anliyormusunuz? Hayir belkide anlamiyorsunuz, al sana, kendini zamanin modasina kaptirip bütün ruhsal ve psikolojik sorunlarini "günlük" tutmak adina internete döken bir zavalli daha diyorsunuz belkide icinizden.
Diyen anam diyin, hic umrumdami sanki suan? Ya biz yaziyorsak acaba niye yaziyoruz?
Niye yiginla insan, pek mahrem ve pek özel olan icsel dünyamizi buraya döküyoruzki?
Hic düsünmediniz dimi?
Isi sakasina vurursak eger, Psikologa gidecek paramiz yoktur belki, ve hatta Psikoloji okuyan ve baska insanlarin derdine derman olmak isteyen bir insanin kendi sorunlarini cözememesi pekte icler acisi degilmi?

Ya ne bu dünya böyle? niye kimseyle konusamiyorum/ uz? tabiiki akin akin blog acar size nekadar derin düsünceli ve nekadar da güzel laf yapabildigimizi göstermeye calisiriz. Günlük dedigin özel ve bir insana sakli bisey olur, böyle aleni her derdini dökersen ne olur halin?
Bilmem?
Belki burda baska insanlarin hayatini merak eden insanlar olurda, onlar beni dinler ve anlar bari diye düsünüyorum?

Hayat dedigin garip mesele, niye var olmusuz ve niye bazi seyleri bile bile cekiyoruz ve yasiyoruz, hangimiz bunu biliyoruzki? Kendini tanidigini düsünen insanlar, acaba kendilerini nekadar taniyorlarki?
Bir sürü elestiri yagdirabilirim siz kendini taniyanlara.
Hicbirzaman, evet, kendimi taniyorum diyemeyiz aslinda, insanoglu kundaktan tabut a kadar kendini tanimakla mesguldür, ve hatta son nefesini verdiginde bile kendini hic taniyamadigini anlar.
Bence hepsi bu.
Ben kendimi tanimak istemiyorum, hic birzaman buna dair bir caba harcamamisimdir.
Ben kendime olan elestirilerimle ve nefretimle ve kizginliklarimla var oluyorum. Kendimi tanimam belki bunlarin ortadan kalkmasi demektir, bu belki bir bosluk getirir arkasindan, ve belkide bu bosluk ya derin bir mutluluga yada derin bir mutsuzluga sebep olur. Yada elestirilerim, nefretim ve kizginligin o denli artar ki artik kendi icimde yasamak bile tahhammül edemeyecegim bir durum haline gelir. Bütün bunlari düsünüp, hesabini yapabiliyorsam, o vakit neden kendimi tanimak yolunda caba harcayayim? Bu düpedüz sacmalik olmazmiydi? Bir sürü tezat!
Ben kendimi tanimak ve kendimden neler istedigimi bilmek istemiyorum, kendimin en ucsuz bucaksiz derinligini kesfetmek istemiyorum, karsimdaki insanin hic bir derinligini ve benligini özüne kadar kavrayip tanimak istemiyorum, herseyin saf ve el degmemis halinin en güzel ve en masum hali olduguna inaniyorum, kimseyi cözmek ve tanimlamak istemiyorum, zaten haddime düsmeyecegini düsünüyorum, herkezi ve herseyi oldugu gibi, bana allah tarafindan ilk sunuldugu gibi kabul etmek istiyorum.
Ben böyleyim.
Beni cözmeye ve anlamaya calisirsa eger biri, o vakit kabuguma cekiliyorum, sir veremem, vermem, dogamda olmayan birsey bu, bu konuda nekadar cok üzerime geliniyorsa, bende okadar cok, hatta daha cok cekiliyorum, sIkInti duyuyorum, hemde ifade edemeyecegim bir sekilde.

Kendimi okyanusda seyreden bir gemi gibi düsünüyorum, Firtina ciktiginda dümdüz rotami degistirmeden o Firtinayi asmayi isterim, hicbirzaman yanindan gecemem, belki Firtina dindiginde büyük boyutta hasarlar olabilir, ama cekilmeyecek dert de degil bu.

Birgün, cözülmeye calisilmadigimi düsündügümde, karsimdaki insana herseyimi anlatip rahatlamak istiyorum, sadece dinlenilmek. Saatlerce konusayim, ben anlatayim o dinlesin, o dinledikce ben cosa geleyim.
Saatlerce konusayim. Ve sonra ne o benim nede ben onun derinine girip birbirimizi cözüp birbirimizden uzaklasmayalim.

O insani bekliyorum ben.