Perşembe, Haziran 28, 2007

Ayisigi ..

Bundan yaklasik bir ay önce, bir gece, catidaki penceremden disari bakarken Dolunay oldugunu farketmistim, ve bir Lamba kadar parlak olan Ay in etrafini tül seklinde bir bulutun yavas yavas sardigini gördüm. Görüntü okadar muhtesemdi ki, resmini cekmeye calismistim. Bazi resimler güzel de oldu sanirim .. evet paylasima aciyorum :)


Bu gördügüm ilk hali, bulutlar ay i yavas yavas dolamayi basliyordu



Biraz zoomlayip cekmeye calismistim, güzel oldu galiba




Burda bulutlar ay i yutmak üzere iste





Ve Ay kayip, daha önce ay in bulundugu yerde sadece gri bir bulut bezi kaldi .. inanilmaz bir görüntüydü, tipki korku filmlerindeki gibi :)
Bizim evde aynen "Psycho" filmindeki eve benzedigi icin, gercekten korkunc bir manzara olusmustu.

Çarşamba, Haziran 27, 2007

ohh bee havalar sogudu benim de moralim yerine geldi.
Sicaktan daral gelmisti yani, sürekli sIkInti basiyodu beni, her sabah terleyerek uyanmak, sicaktan evde duramamak .. olmuyodu böyle .. umarim sohuk havalar biraz daha sürer.
Sanirim Türkiyede yasayamazdim, yaz aylarinda 40 derece ve üstünde sicaklar yasanan bir ülke bana ne kadar korkunc geliyor, anlatamam size. Ama kutup ta yasaya bilirim herhalde :) Norvec yada Skandinav ülkelerinde .. evet bu olabilir :)

Neyse ya, dün sinavlara kayit yaptim, toplam dört sinav vericem bu dönem, ikisi sözlü ikiside yazili, suan tek mesguliyetim sinavlara hazirlanmak, hepsini alabilmeyi umuyorum, cünkü ozaman dört dönem icinde bütün gerekli sinavlari vermis oluyorum ve rahat rahat Hauptstudium a (Türkcesi ne bunun?? bilmiyom) baslayabilirim besinci dönemde. Aaa bide Istatistik var, korkulu rüyam benim, onu simdilik rafa kaldirdim, eger bu dönem Istatistik II yide yapmaya kalksaydim geri kalan sinavlara yeterince calisamiycaktim, bu yüzden Istatistik sinavimi altinci dönemde vermeye karar verdim. Kafam karismadan hazirlanabilecegim ozaman.

Eylül ün ortasina kadar sürecek sinav zamani, ilk sinav 1.8. de, ikincisi 7.8.de, ücüncüsü 27.8.de, ve son sinavim 11.9.de, herhalde son sinavi verince giderim ailemin yanina, Ekim de yeni dönem basliycak, yani uzun bir sürede "tatil" olmiycak ama hic yoktan yine iyidir.

Gelecek dönem tatilinde staj yapmamiz gerekiyor, simdiden heyecanlandim, nerde ve nasil bir staj yapacagima karar veremiyorum, aslinda niyetim Hastane psikologluguydu ama ilerde is imkanlari cok iyi görünmüyor, Üniversite bitince birde terapist olabilmek icin okula gitmek gerekiyormus, okulda 5 yil sürüyor ve okul ücretlerini kendim ödemem gerekiyormus, bunu üniversiteye baslamadan önce bilmiyordum, saniyordum ki, üniversite bitince direk terapi yapabilecek uzmanliga sahip olacagim.
Yani evdeki hesap carsiya uymadi.
o halde baska napabilirim derken Insan kaynaklari (Arbeits- und Betriebsorganisation) geldi aklima, yani uzmanligima o yönde agirlik vermem mantikli geldi, Üniversiteden sonra iyi bir is bulabilecegimi de düsünüyorum, Uni bitince ayriyeten bir ögrenim görmem gerekmiycek, altinci dönemden sonra agirlikli olarak bu konuyla ilgili dersleri almam gerekiyor.
Iyi bir sirkette staj icin yer bulmam gerek simdi, bir yere saglam kapak attim mi, uniden sonra isim daha daha kolaylasir, yani anliycaginiz gercekten cok heyecanliyim, yeniden is hayatina atilmak, bu bir staj bile olsa sadece, cok heyecan verici bir durum.

Ilk önce su sinavlarimi vereyim de basariyla :) dereyi görmeden pacalari sivamaya basladim yine :) biraz fazla tezcanliyim galiba, birseyin hayalini kurunca hemen olsun istiyorum, bekleyip sabretmek iskence gibi geliyor. Cok ama cok fazla sabirsizim :)

Bugün gecen yaz türkiyede sürekli söyledigimiz bir sarki geldi aklima, Ankarada Anitkabiri ziyaret etmistik, Gökhan, Ilknur, öznur ve ben, sonra Taksiye binmistik, Takside de bu parca caliyordu, sabah kahvalti yaparken o an geldi aklima, Taksiciye radyonun sesini biraz acmasi icin rica etmistim ve bende söylemeye baslamistik, tabiiki kimse bana eslik etmedi :) bizimkiler bana gülüp durdu, Gökhan da Delikiz demisti :)
nerden geldi aklima durup dururken bilmiyorum :) ama bütün gün gülümsememi sagladi kafamin icinde o tatli hatira ..

Simdi o parcayi merak ettinizmi???? ehh iyi delikiz olduguma göre yine söylerim :))

Lay la lay la lay sen günes ben ay annemde seviniyor ..
ha ha ha ha hay gercek bir prens dizlerimde uyuyor ..

Gülben Ergen in süper parcasi :)) bayiliyorum bu parcaya, civil civil melodisi var, insana nese asiliyor :)
Gökbise bu parca beni cagristiyor, telefonunda bu parcayi benim numarama kaydetmis, yani ben Gökbisi arayinca bu parca caliyor, ve telefonu acinca Gökben kendini müzige öyle kaptirmis oluyorki, alo demeden bana bu parcayi söylemeye basliyor :))

Burdan da o Takside bu aniyi benimle paylasan canim arkadaslarima cok ama cok tesekkür ederim ..!

Cumartesi, Haziran 09, 2007

haydi bir soru daha, bir insan haftasonunda ne yapar sizce?

Derse girer desem simdide :) nalet olasi bir blokseminere katilmam gerekiyor, disarisi sicaktan kavruluyor ve bizler kös kös sinifta oturup hocayi dinliyoruz. Dünden yarina kadar sürecek, canim burnumda gercekten, uykusuzum bide, hic cekemiyorum, yarin aksami iple cekiyorum!

Bu arada Göttingende büyük misafirler agirlaniyor su ara :) Cansucuumun amcasi ve yengesi geldiler Ankara dan, Persembe gece den beri almanyadalar ve Pazar gecesi dönüyorlar geri. Ucuz bilet bulup 4 günlügüne gelmisler. Ikiside cok seker, hele amcasi bizi gülmekten kirip gecirdi dün gece :) Cansunun yurdun un bahcesinde gece öyle bir cay muhabbeti yaptik ki, degmeyin keyfimize, kahkahalarin ardi arkasi kesilmedi.
Gece bir Partiden gelen müzik seslerinden ilham alarak, Cansunun amcasiyla yengesini bide Partiye götürdük, ee taa türkiyelerden gelmisler, söyle yüzde yüz bir almanya gezisi olsun dedik, Ispanyol ritmleriyle nede güzel kiviriyordu ikisi :) bizde fena degildik yanee.
Güzel bir gece oldu, Dogaciim, Gökbisim, ve Senol da vardi, tekrar edilesi bir geceydi.

12.45 e kadar ögle molasi var, sonra ders devam edecek, bu sicakta yemek dahi yenmediginden, birazcik internete gireyim dedim, degisiklik olsun, dermisim :)

P.S.: Türkiyeden taze taze gelen yesil erikler, yeni dünyalar, kuru yemisler, tuzlu tatli pastalar afiyetle yenip ohhh bee cekildi :)

Salı, Haziran 05, 2007

Bir insan kütüphanede ne yapar sizce???

Benim ne yaptigimi söyleyim size ... dizi izliyorum :-)

Bilgisayarin basina gectim, kulakliklari taktim ve Yaprak Dökümü nün son 4-5 bölümünü izliyorum ... Insani bagliyor dizi resmen, Ferhunde nin cadiliklarini izlemeye doyamiyorum, izledikce gicik kapiyorum kendisine, bulmussun fistik gibi aileyi ama hala fitne fesatlik pesindesin! Hele o Oguza mikrobuna ne demeli??? Acayip dayak atasim geldi söylim yani! Hele o iki bacinin o sülük Oguz icin yaptigi rekabete ne demeli ... Yarabbim revami yaa ..
Arada bi ciglik atmak yada gülmek yada feryat etmek geliyor icimden, dizinin temposuna kapilip, kendimi zor tutuyorum, etrafimda bir sürü insan var, ayip olur herhalde :)
Bu diziye de annem alistirdi beni, kendisi hayranidir bu dizinin, onun sayesinde bende izlemek zorunda kalmistim, simdi de kopamiyorum!
Ama hos bir dizi, bikmistim bütün bu kösklü, villali, altlarinda pahali jeepli, janjanli masal tarzindaki, gercek hayattan kopuk dizilerden. Hayatin bazi gercek yönlerini aciga cikaran bir dizi olmus bence, romani da okuyasim geldi dogrusu.
Bu arada dikkatimi cekti, su anda Türkiye de oynayan cogu dizilerdeki kizlar gayri mesru yoldan hamile ler (simdi kesin bu son kelimelerde yanlis vardir, özür), hepsi evlilik disi iliskilerden hamile kaliyorlar. Cok ilginc bir durum bence.
Hala namus/töre cinayeti islenen, bir sevgilin in (veya sevgiliyle evlilik öncesi yakinlasmanin) günah oldugu bir ülkede, böyle seyler iceren dizilerin olmasi hayretler icinde birakiyor insani.
Yoksa türkiye gelistide, ben burdan göremiyormuyum acaba???
Nasil oluyor anlamiyorum. Pekte iyi örnek olmuyor bu diziler bence, özenenler falan olabilir yani bilmiyorum.
Haa bide dizilerin cogunda erkekler artik trasli degilde üc günlük sakal birakmis bir sekilde ler genelde, galiba bizi birseylere hazirlamaya calisiyorlar?!! Hani sakalli herifler falan, bilmem anlatabildimmi? Daha cok Taliban lara has bisii olarak görüyordum sakali yani.
Sevgili yapimcilar, Türkiyenin sakalli heriflere ihtiyaci yok, tercihimiz sinek kaydi .. lütfen!

Topluma iyi örnek olmak gerek. En cokta Türkiyenin yasadigi veya yasattigi bu son günlerde.
Neyse, aksam aksam alemin derdi beni gerdi.

Pazartesi, Haziran 04, 2007

Karanligin kucagi sanki ömür,
bir adim ileriye gidemeden, yasamak bir kuytunun icinde,
ne gökyüzü, ne yagmur, nede günes,
sadece yalnizlikla ve kendinle.

Korkularla örülü bir Hayatta yoksun olmak,
gülmekten, aglamaktan,
hayati doyasiya,
bütün renkleriyle insan gibi yasamaktan.

Hislerin ve duygularin insanin bogazinda,
henüz cok erkenken,
bir daha cözülmeksizin,
acimasizca dügümlenen bir devir bu.

Dönmeyen devran, nefretle, ihanetle,
yalanla süslenmis gülücüklerin arkasinda yatan alcak niyetler,
o an anliyorsunki,
kapali bütün yollar.

Kisir döngü icinde seyreyleyen Yasam,
ne ekersen onu bicersin,
yemin edercesine, cok zalimce,
iste böyle hain bir zaman.


CigDemCe

Cuma, Haziran 01, 2007

Almanyada ki havanin civisi cikti, son günlerdeki hava degisiklikleri hic hayra alamet degil kanimca.

Pazartesi gününün Almanyada resmi tatil olmasi sebebiyle, bende haftasonunu uzatarak ailemin yanina gittim, tabiiki yine cok kisa oldu, doya doya hasret gideremeden geri döndüm buraya.
Annemlerdeyken de hava öyle bi bozduki inanilmazdi, bes gün boyunca sürekli yagmur yagdi, firtina koptu, simsekler cakti ve gök gürledi. Korkunctu yani.
Simdi ise iki gündür hava güllük gülistanlik, sanki hic bozmamis gibi.

Hava sicakken mi güzel yoksa sogukken mi hala karar veremedim, hava nasil olursa olsun, benim moralimi bozmaya yetiyor. Acaba ben asiri depresif bir insanmiyim? Öylemiyim? anlayamiyorum.
Son zamanlarda sürekli moralim bozuk, hep sinirliyim, depresiflik icindeyim, niye böyle oluyor cözemiyorum.
Herkese kirilmayi, küsmeyi, alingan olmayi ustalikla basariyorum.
Su siralar herkezden nefret edebilecek bir yapiya sahibim. En ufak seyde icimde bir kizginlik büyüyor, ve üzerine gittigimde bu kizginligi nefrete dönüstürebilecegimi biliyorum.
Kahve fali gibi hissediyorum kendimi, yüregim koskocaman kabarmis, fincan in dibindeki kahve tortusu misali.
Ve ortalikta güzel ve iyi bir haber getiren kuslar yok, hayirli bir kismetin habercisi olan sahlanmis at falan da yok, balik olmasina da raziyim ama minik balikciklar bile yok.
Bi ben, bide kabarmis, simsiyah yüregim var, hepsi okadar.
Bugün aglamak istiyor canim, yataga uzanmak, yüzümü yastiga gömmek ve saatlerce aglamak, aglamaktan yorgun düsüp uyuya kalmak istiyorum. Uyandigimda da kus gibi hafiflemis hissetmek istiyorum kendimi.

Üzerimdeki bu agirlik, bu agresiflik ve depresiflik gitsin istiyorum. Gitsin artik.