Çarşamba, Temmuz 16, 2008

rrring rrrriinggggg ..

Bu baslik sinav sezonu nun baslamis oldugunu belirtilen zil sesidir :)

Bu sabah sekizbucuk itibariyle resmen acildi sayilir "sevgili" sezon .. ehem ehem ... Klinik Psikolojide ilk sinavimi verdim bu sabah, agirlikli kronik agrilar, artik bu konuyla ilgili herseyi ögrenmis bulunuyorum (sanirim). Tabi bir sinava girip de, söyle güzelce rahatlayip kici yaymak olmuyor, haftaya sali günü ikinci sinavim var, Istatistik, ögrenim hayatim boyunca beni birakmayan korkulu rüyam, matematikten zerre kadar cakmayan ben, yine Istatistik sinavi vermek zorunda olucam, tez yazma asamasinda bile Istatistiksel bilgilere gerek oldugundan, daha uzunca bir zaman bu sekilde devam edecek hayatim, rakkamlar la olan kavgam la, kabusum la, korkum la. Allah kerimdir diyorum :)
Neden se üzerime tanimlayamadigim bir güc, bir motivasyon un yayilmasi söz konusu kisa bir zamandir :) sanki her sinavi cooook cool ca atlaticakmisim gibi geliyor. Hatta sanki su sira el attigim herseyi yapabilirmisim gibi bir duygu var icimde .. hayirdir insallah ... bence de :) Bu haleti ruhiyem in bir süre de daha böyle sürmesini umuyorum, insallah haftaya sali günü sinavdan sonra ayni sekilde hissediyor olucam :) cok umutluyum bu konuda :) evet yine hayirdir insallah .. :) bende anlamadim noldu bana? depresyonu atlattinmi ne cigdem? galiba evet :)

Kara düsünceler, karanlik bulutlar, benden uzak durun, ders calismam gerek :)

öperim :)

Salı, Temmuz 01, 2008

Elveda Rumeli ve yasak diye ögretilen Asklar

Bu ay Kalan Müzikten Elveda Rumeli Dizi Müzikleri albümü nün cikmasina cok sevindim, mutlaka almam gereken Albümler listesinde en üst siraya yerlesti
Dizi den 10. bölümden sonra kopmus olsamda, müzigine asigim. Özellikle bu parca cok güzel.
Beni diziye kilitleyen de bu parca olmustur. Dinledigim zaman bunun eski bir parca oldugunu düsünmütüm, savas marsi gibi bisey sanmistim, zamanimiz müzisyeni tarafindan "yeni" bestelenmis bir parca oldugunu bilmiyordum, ögrenince hakikaten sasirdim.
Almanlarin tabiri ile, "kulak kurdu" olan bu parca, uzun bir süre kafamda dolasip durdu, bircok kez basarisizca mirildanmisligim vardir :) Eger diziyi hic izlemediyseniz, simdi bu parcayi dinlemenizi tavsiye ederim, gercekten cok basarili!





Dizi aslinda güzel, konu ve yapim cok basarili, kostümler ve mekanlar cok gercekci, hafife alinmayacak bir calisma bence.

Alex ve Zarife olayina sinirlerim cok bozulmustu, sanirim o yüzden izlemeye devam etmemistim. Büyük bir askin masum hikayesi, kavusamamalari beni cok üzmüstü :) cok sinirlenmistim, cünkü hala bu tür olaylar yasaniyor, Türkiye de veya burda, farketmiyor, üstelik sorun yasayan genelde kizlar oluyor. Erkeklere herzaman ki gibi hersey serbest, türk kizi yabanci bir erkegi seviyorsa, genelde evden kacmasi gerekiyor sevdigine kavusmak icin, toplum olarak toleransimiz sifir bu tür birlesimlere. Ama is erkek olunca degisiyor, gurur duyuyoruz oglumuz, abimiz, kardesimiz yabanci bir kizi koluna taktiginda. Tüküreyim ben böyle bir anlayisa, bunu konusurken dahi sinirlerim geriliyor. Kadin olarak Savas vermek ve direnmek gerekiyor, aileye karsi, topluma karsi, oturmus düzene karsi. Tamam belki degisenler var artik, zamana ayak uyduranlar ama sayilari okadar düsük ki, korkunc aslinda.

Evet belki hemen sahip olmamali herseye, nede olsa insanoglu cok ac, ve hemen sahip olmayi istiyor, sahip oldugu seylerin degeri düsüyor sonra, istedigi seyler hedef olmayi yitiriyorsa, degerinide kaybediyor, ama böylede olmamali. Olmamali bence.

Ben Realschulede iken, son sinifta cok sevdigim bir arkadasim vardi, Selma, kendisi ayni zamanda hemserimdi, cok iyi anlasiyorduk, dünyalar tatlisi bir kizdi gercekten, uyumlu, sessiz, anlayisli, kücük bir cocuk gibiydi, bir kez bile ailesin in sözünden ciktigini hatirlamam, bizler ergenlik cagina girip deli caglarimizi yasayip evde ebeveynlerimize terör estirirken o hep masum ve sessizdi, sanki onun icinde degisen birsey yoktu, onu hep boyun egen biri olarak hatirladim yillarca. Mezun oldugumuzda hepimiz dagildik, Selma REWE marketler zincirinde meslek egitimine basladi, baslar baslamaz ailesi onu türkiyede ki amcasinin ogluna nisanladi, öyle diyorum cünki Selma ya kimse sormadi, gönlü varmi yokmu diye, aile karar verdi ve Selmayi sattilar (satmak- bizim orda kizi nisanlayinca, sattik derler, eski zamanlar dan kalma bi tabir, tabi baslik parasi kalkti artik -saniyorum kalkti?!- igrenc bir tabir, aslinda kullanmam ama Selma nin durumunu en iyi bu anlatiyor). Selma yi bazen calistigi markette görmeye gidiyordum ve soruyordum mutlumusun, dügün nezaman falan diye, hayatindan okadar bezmis bir hali vardi ki, icler acisi gercekten. Zaten sessiz olan Selma iyice icine kapanmisti, cok degismisti, meslek egitimin in bittigi yil türkiye de dügünü de oldu, evlendi geldi Selma, döndükten sonra gördüm onu ve nasil oldugunu falan sordum, sadece "en azindan ismim degismedi" (Amcaoglu olunca soyisim ayni malum) dedi, onun disinda ne bi mutluluk ne bi sevinc hic birsey yoktu kizda. Onun icin ne kadar üzüldügümü anlatamam. Aradan zaman gecti ve esi geldi Türkiyeden. Allahim insan bukadar mi birbirine yakismaz?!? Herifde surat desen Mahkeme duvari, Selma cici, bebek gibi bir kiz, kocasi yaninda kalas gibi duruyordu. Neyse o da allahin bir kulu diyerek, önemli olan Selma ya olan davranisi diye düsündüm.
Amcaoglu tam bir Asalak mis megerse, Selma gece gündüz calisiyordu (sanirim kocasiyla bir arada olmamak icin yapiyordu bunu), herif ne bir ise girdi ne gecime katkida bulunmak icin bir caba gösterdi, hergün cafede gazete okur kahve sigara icerdi, Selma da cani cikana kadar calisirdi. Derken milletin kulagina dedikodular geldi, Asalak amcaoglu, kizin canini cikardigi yetmiyormus gibi birde kiza dayaktan nefes aldirmiyormus, herifin tek amaci yurtdisina kapak atmakmis megerse, bunu basardiktan sonra da kizin hayatini cehenneme cevirmeye baslamis. Kaldigimiz sehirdeki bütün hemserilerimiz Selma ile Amcaoglu nun evliligine tepki göstermeye basladi, belki ailesi de ayrilmalarini istiyor ama cevre nin tepkisinden korktuklari icin böyle bir adim atmiyorlardir diye düsündü herkez.
Sonunda nihayet, aile Selma yi geri eve getirdi, amcaoglunu da türkiye ye birdaha dönememek üzere postaladilar.

Nisanlilik ve evlilik süresince bir insan dan hayalete dönüsen Selma ya hayat geldi, ciddiyim, cok degisti, toparlandi, öyle bir güzellestiki, sanki bütün bunlari geride birakinca üzerine bir isik yayildi kizin, zaten güzeldi, ayri bir güzellik geldi kiza. Meslek egitimini yaptigi markette Kariyer yapmaya basladi, bölge marketler sorumlusu oldu, cok güzel bir yere geldi.
O arada bide asik oldu, bilin bakalim damat adayi kimlerden?? Ayni Firmadan market sorumlusu olan bir alman cocuga asik oldu. Saniyorum bir süre gizlice sürdü bu ask, evlenmek istediler, ama Selma nin babasi izin vermedi, uzun süre ugrasti, direndi, ama babasini razi edemedi, sonra evi terk etti Selma. Babasinin rizasini almadan evlendi, cokta iyi yapti bence. Bu durumda baska birsey haketmiyordu babasi.
Duyduk ki Selma cok mutluymus, sanirim bebegi de oldu sonra, bu anlattigim olay rahat 5-6 yil önce oldu, Babasi hic affetmemis Selmayi, gerci bence babasinin Selma dan afdilemesi gerekiyor. Selma sadece annesiyle ve kardesleriyle görüsüyormus artik, belkide barismistir babasiyla, benim haberim yok son gelismelerden. Anne alman damat tan cok memnundu, Selma mi cok seviyor, gözünden sakiniyor yavrumu diye diye aglaniyordu yillar önce gördügümde.
Umuyorum mutlulugu hala sürüyordur, hakettigini biliyorum cünkü, aslinda herkez hakediyor, allah dogruya düsürsün herkezi :)
(aslinda Selma nin hikayesinden de iyi dizi malzemesi cikar) Eminim bu anlattiklarima yakin cok sey oluyordur hergün, Selma nin durumu istisnai bir durum degil, hala bazi engelleri asamiyoruz, icimzden herseyi oldugu gibi kabullenmek gelse bile, topluma ve cevreye ayak uydurmaya calisiyoruz, baskalarinin ne düsündügü, kendi mutlulugumuzdan daha önemli bazi zaman. Millet olarak, insan olarak daha cok calisip, cok yol katetmemiz lazim. Yanlislar yapmadigimiza dair kendimize güvenmemiz lazim. Birsey bizi mutlu ediyorsa, nasil yanlis olabilir? Benim dogrum size yanlis gelebilir, sizin dogrunuz benim yanlisim olabilir, bu hata degil, yanlis degil, iki ayri fikrin karsi karsiya gelmesi, birbirimizi oldugumuz gibi ve bizi mutlu eden seylerle kabul etmemiz gerekiyor, isin sihri burda.


Evet ne demistik?
Savasmali evet, direnmeli, bunada evet, ama sonunda kavusmak olsun, yoksa bir hedefin ne anlami kalir? Kavusamadiktan sonra, bütün cabalar acitmaz mi canimizi sonra? Her nefes alisimizda icimiz yanmazmi? Bir ise yüregimizi koyudugumuz zaman zaten cok degerli degilmidir bizim icin? Yüregimizle bagli oldugumuz zaman hic birsey o hedefin degerini düsüremez ki. Düsürememeli! Degeri düsüyorsa, bu tamamen bizden kaynaklaniyordur, demekki yürekten baglanmamisiz ve kalpten inanmamisiz!

Neyse, laf uzadi, siz iyisi mi izleyin su klibi :)

Bu arada, Anne Baba, iyiki sizin gibi anlayisli bir ailem var, sizi cok seviyorum.