Cuma, Nisan 30, 2010

Bir Sitcomluk malzeme cikar bizden

Bu basliga yakisir sekilde seyler yazacagimdan hic süpheniz olmasin.

Arkadas grubu olarak, aile olma yolunda cok hizla ilerliyoruz , bunu son günlerde daha cok farkettim.

Mesela Güncelin yasadigi hayal kirikligindan, Eren in evini tasimasindan, Carola ile günlük beraber olmamizdan, kimsenin birbirinden cekinmemesinden ve artik aramizda hic bir sinir ve mesafe kalmamasindan.
Dün aksam Carola girecegi sinav icin benimle sözlü calismak icin aksam bana gelecekti, tam bana dogru yola cikmisken Elitza aramis ve bu aksam neler yapmak istedigini sormus, Caro da bana gelecegini söylemis, Elitzanin tepkisi de "aaah ne güzel olmus", Caro da sende gel istiyorsan demis, ve beraber geldiler. Onlar gelmeden önce Eren bendeydi, ki günde minimum 3 kere bana ugrar, sabahtan derse veya ise giderken, ders arasinda, aksam eve gitmeden mutlaka bir kez daha.
Tam Eren ciktiktan sonra Caro ve Elitza geldi, Elitza gelirken Ereni gördüklerini söyledi, bende evet demin burdaydi dedim, o da zaten sasirmadim, artik herkezin sende toplandigina alistim dedi. Aksam onlari yolcu ederken, Elitza sarilip, yine gelmek istedigini söyledi,
bende "tabii ki gel yine, arada cik gel sevinirim, davet etmemizi bekleme dedim, bak görüyorsun, günde mutlaka iki kere gelmen gerekiyor, benim evde kart basman lazim, bi carsiya giderken, bide eve dönerken", katila katila güldük beraber.

Elitza gercekten cok tatli bir kiz, cok zeki, cok agir basli ve anlayisli, inanilmaz hos sohbetli birisi ayrica, malum konusmayi da cok seviyorum :)

Benim yurdun Bodrum katinda Barracuda diye bir Bar var, Sali günleri acik oluyor ve ögrencilerin cogu eglenmeye geliyor.

Bu hafta Sali günü, gece saat 00:00´da dogru kapim caldi, allaaa bu saatte kim dedim, bide baktim Eren le Güncel gelmis. Barracuda ya gideceklermis, bende hazirlanip ceketlerini birakmak istemisler. Aynanin önünde sac bas kontrolü, ellerinde ucuz bira :) evin anahtarini verdim, ben uyurken gelip ceketlerini alabilsinler diye.
Sali günü de Kisir yapmistim, masada duruyordu onlar geldiginde, Eren hayatta Kisira dayanamaz, bogazina kadar tok olsa yine yer, Kisir i görünce heycanlandi, ama yok dedi, simdi agzim sogan kokar en iyisi yemeyim, ama bi taraftan resmen aci cekiyordu yiyemedigi icin. Ama bide, daha yeni yemek yedik tika basa, zaten yiyecek yerim kalmadi diye bahane bulmaya calisiyor.
Ikisi cikti gitti, aradan 45 dakka falan gecti, kapida anahtarin sesini duydum, bide baktim ikisi geri gelmis, eglenceli degilmis, bakmislar sIkIcI gitmeye karar vermisler. Bunlar oturdu, Kisira bir daldilar, sanki kitliktan cikmis, aylarca yemek yüzü görmemisler, sok oldum, bu ne naan dedim, hani siz toktunuz?? sanki önlerinden birisi alacakmis gibi, korkunc bir sekilde talan ettiler Kisir i marul u. Yedikten sonra biri koltugun bir tarafina, biri öbür tarafina yigildi, göbekleri kocaman oldu, bi taraftan göbek sivazlayip bi taraftan ahhh ohh cektiler, bense gülmekten yikildim onlarin bu haline. Eren de hem yiyo, hemde vaay kac zamandir yememistim, cok severim Kisir i diye tezahüratta bulunuyor, en son yine ben yapmistim yemistik beraber, onu anlatiyor.

Bu yemek esnasinda aralarinda ki su ilginc Diyalog olustu:

Eren: abi ya cok severim Kisir i ben
Güncel
: ne o lan sanki hic yemiyomuydun annen yapinca?

Eren: annem Kisir yapmazdi, en fazla Bulgur pilavi yapardi
Güncel: sen ona Anne mi diyorsun hala??

Bu Diyalog da koptum ben, ama yerlerde yattim gülmekten!
Anam dedim, yazin bi kenara bunu, cok komikti. Bizim buna benzer öyle cok Diyaloglarimiz oluyor ki, gercekten her birini yazsak, muazzam bir Dizi formati cikardi :)


Zaten Grupta herkez ayri bir Dizi hastasi, Eren "Lost" ve "friends" hastasi.
Bizi Friends de ki karakterlere benzetiyor, cogu seyi benzer yasadigimizi söylüyor, bazen oturup kurguluyoruz, Eren=Ross, Carola=Rachel, Victoria=Phoebe, Ben=Monica, Güncel=Chandler, Burak=Joe oluyor, tabii dizide ki iliskileri kendimize kurgulamiyoruz, biz daha cok eglence kisminda benziyormusuz, onun disinda sadece arkadasiz, o dizide ki gibi iliskiler agi yok.


Güncelin dizisi "how I met your mother", o da bizi ayri ayri karakterlere benzetiyor, tabii Eren kendini dizide ki Barney olarak görüyor, malum Barney womanizer ya :)) allaaam yaaa, her birimiz ayri bir garip, benim zaten hic normal arkadasim olmadi ki :)


Carola nin alman dizisi var, "Verbotene Liebe (yasak ask)" diye, ve ben hep dalga gecerim, bu dizinin nesini izliyosun diye, hatta baska insanlarin yaninda söyleme sakin, arkadasim bu diziyi izliyor diye utanirim ben, diyorum :)

Sanki kendim ondan daha iyiyim, Canim ailem i izlemeden yasayamam her halde, Yaprak dökümü nü izlemiyorum ama artik, kabak tadi verdi, kim kimle kafam karisti, olaylar cigrindan cikti, zevk vermiyor artik, ama Canim ailem de kendimden geciyorum, sanki Feride benmisim de, direk yasiyormusum gibi oluyor, Erenle bunu konustugumuzda, "aaa evet bende Lost izleyince öyle oluyorum" diyor, gercekten bazi civatalarimiz eksik galiba :)
Türk dizilerin yaninda, polisiye ler benden sorulur ama, CSI lar, Criminal Intent ler, Monk lar vs. vs. vs. :))


Eren in evini Badana yapma islemimiz cok iyi gecti, gecen Pazar saat 13 de basladik ve 16 gibi bitmistik, ama arada bir sürü bisey unuttugum icin eve gidip gelmem gerekti, Boya hala pitir pitir di, duvarda cok belli oluyordu, yine Blender le ezmek zorunda kaldik, hala incelmeyince, evden elek getirip boya yi bir kovadan öbür kovaya, kepce ile aktara aktara ezip eledik, inanilmaz uzun ve yorucu bir isdi, sonra boya kullanilcak kivama gelince, ben büyük fircayla duvarlari boyadim, erene kücük fircayi verdim, oda kapi kenari kuytu köse boyadi, cok eglendik badana yaparken, fotoraf cekinmek icin cok malzeme cikti, üstümüz basimiz boya oldu, en son da yerlere dizimizin üstünde boya lekelerini sildik kakilmis usulü.

Badana yaparken Erene dedim ki "biz kizli erkekli bir grubuz, ama badana ya ben haric kimse gelmedi", face de herkeze bildirmisti eren, evde badana yapicam, yardim etmek isteyen buyursun" diye, ve hic kimse yorum yapmadi buna, bence gercekten garip, bunu da aynen dedim Erene, sözde bazi arkadaslari var,
(bizlerin pek haz etmedigi diyeyim,... tiki bir grup kiz, bize karsida her nedense tavirlilar, Eren yanimizdayken, sanki bizi öldürecekmis gibi bakiyorlar, selam sabah zaten yok, inanilmaz saygisiz davranislar da bulunuyorlar) neyse, bunlar lafta 10 numaralar ama uygulamaya gelince, birden ortadan kayboldular, Erenle bunu badana yaparken konustum, yok suclamadim onlari, ben konuyu actim ve gerisini kendi getirdi, haaa dedi "sen simdi arkadaslarini tani mi diyorsun" dedi, "ben birsey demiyorum, sen kendin düsünüp anliycak durumdasin" dedim. yani akil var mantik var ... degil mi???


Dün 27 dereceyi buldu havalar :)
Balkon sezonunu tamamen acmis bulunuyoruz :) hatta Carsamba günü beraber aksam yemegi ve cay fasli yaptik Balkonda.
Carola nin mutfakla arasi pek iyi degil, yani bu güne kadar yemek pisirme firsati ve geregi olmamis, benimle tanisali ufak denemeler yapmaya basladi.
Bir yemek kitabindan corba tarifi bulmustu ve evde bir kac kere denemis tarifi, kazasiz belasiz yapabildigi birsey oldugu icin, bizim icin pisirmek istedi onu, gala yani :)) bende bulustuk, dedim karismiyorum isine, sen kendin bildigin gibi yap, güveniyorum sana.
Tabii sadece corbayla doymamiz (özellikle Erenle Güncel) mümkün olmadigi icin, Mercimek Köftesi yapmistim ben bide, koca bir Tepsi, Balkonda önden Caro nun corbasi, arkasindan Mercimek köftesi, Hayvan gibi yemek yedik desem yeridir ... Caro nun corbasi cidden cok basariliydi .. suan ögrendi ve yapabildigi tek sey oldugu icin daha sIkca ayni corbayi icecegiz gibi görünüyor.

Yemekten sonra cay da icince, corba ve mercimegin üzerine gelen sivi, hepimizde inanilmaz bir tokluga yol acti, oturdumuz yerden kalkamadik vallahi, hala üzerimde agirligi var, iki gün gecmesine ragmen :)


Havalar güzel, günler güzel geciyor...bol bol gülüyoruz ve beraber olmanin tadini cikariyoruz ..

Boya Badana pazarimizin görüntüleri :))

Cumartesi, Nisan 24, 2010

Lokum gibi / Boya Badana / MacGyver gibi Hatunum insallah

Daha önce Göttingen de bulunmus ve tasinmis olan arkadaslar icin, Bahar da Kampüs ve Göttingen diye bir Albüm hazirladik, fotolarin bir kacini da buraya yükleyim dedim, maksat muhabbet olsun.


Kisin cekilmez oldugu kadar, Bahar da veya Yaz da inanilmaz güzel oluyor bu sehir, iki ayri yüzü var diyebiliriz de buna! Keske gecen hafta hava güzel olsaydi, Kampüste ki bütün agaclar pembe cicekler acmisti, simdi eser yok, ama gecen hafta ki görüntü muhtesem ötesi idi!!

Cuma günü sadece kizlar olarak yemege gittik, Eren/Güncel/Burak, baska isleri oldugundan katilmadilar bize, sonra da yok biz yokken resim falan cekinmisiniz diye bir sürü tribe girdi Eren, iyi dedim bir kere de sirf senin icin cekim yapariz, elimize yapismaz ya, yetinmemis, gitmis Facebookda "bu albümü boykot ediyorum" diye yorum birakmis, peeehh cok umrumdaydi sanki benim de :) istedigi kadar etsin :)


Uzun lafin kisasi, Kampüs, günes, millet hep cimlere yayilmis, kahvesini kitabini kapan atmis kendini yerlere .. güzel oluyor beee :)

Altta gelen fotolar hep Central Campus, güzel bi Üniversite sanirim, yani :)









direkte ki o takili olan bir bisiklet .. evet evet ... bisiklet :)

Üstteki de Kütüphanenin girisi, daire seklinde ki yapit ise, Kütüphanenin Kafe si




Aha burasi da benim kaldigim yurt, tam ana kampüs alanin da, hatta benim kaldigim oda da görünüyor ama simdi tarif etmesi cok zor olur :)


Simdi gelen resimler harikalar ötesi yemekhanemizden, gercekten cok cok iyi bir yemekhane, hatta yemekhane denmesi yazik olur bence :) hem ic kismi, hemde güzel hava da acik olan teras kismi, gercekten severek gittigimiz bir mekan

He ya havam batsin :) sol: ögrenci kimligim, sag: Üniversite memur kimligim
Altta da sonunda Kampüsde ki is yerimin fotosu, Infobox diyoruz ama kisaca kümes de diyebilirsiniz .. bunun geyigini kendimize yeterince yapiyoruz, zira artik pek koymuyor:)


Altta görülen, Kampüs kafe si ve Kampüs binasinin ici



Dün aksam Begüm Türkiye den döndü, aslinda Sali günü dönecekti ama Islanda da ki Volkan dolayisiyla ertelenmisti ucusu, nitekim dün kavustu Göttingen e :)
Eren Hannover e karsilamaya gitmisti, Havalanindan direk bana geldiler, bizde Güncel le yemek hazirlamistik, hem o ac olur hemde beraber yeriz diye, derken yine sabahi ettik biz yaaa ..

Aynen gecen haftasonunda ki halimize döndük, muhabbet tatli geliyor, kimse kalkmak istemiyor ve sabaha kadar devam ediyoruz, kimse de ya yatalim artik uykumuzu alalim demiyor, bu sefer kimseyi evine yollamadim, dösek yorgan yastik ne varsa yiktik ortaya, baygin bir halde uykuya daldik.
Sabah taaa saat 11e dogru kalktik, kalktik denirse, herkez uyanmis ama kendince yatak keyfi yapiyor, sanirim bir saat falan yatak sohbeti yaptik, kimsenin kalkmaya niyeti yok gibiydi, hatta Güncel saat 13de falan artik pijamayi cikarip giyinme girisiminde bulundu, biz laf sokmasak ne bu halin diye, daha saatlerce Pijamayla keyif yapacakti.

Kahvaltiya Victoria ekmek alip geldi, havanin da muhtesem olmasindan dolayi, Balkona bir sofra kurduk ki degmeyin gitsin yani, bide masa keyfi yapinca, bizim dünya ya gözümüzü acmamiz saat 14i buldu .. sükür aksami etmedik yani.


Haftaya Eren evini tasiyor, nihayet özel evden yurt a geciyor, oda cikmasi cok uzun sürdü ama sonunda ulasti amacina, onun icin yarin onun evinde boya badana yapacagiz, bende yarim kova beyaz boya vardi ama kurumus, onu nasil eski haline getiririz, yada mümkün mü hala diye düsünürken, babami aradik oda sohuk suyla durultun belki olur dedi. Eldiven giydim ben, Eren azar azar su katti boya ya, hamur yogurur gibi ugrastim baya, sonra cok iyi birsey geldi aklima, Blender i kullanalim dedim, Eren yok olmaz, Blender ne alaka falan dedi ama ben olsun bi deneyelim dedim, ve hakkatten ise yaradi, Blender ile sirayla Boya yi ezdik (yorucu oldugu icin sirayla), Boya gercekten eski haline geldi, yasasin!!
Boya yi durultma islemi sirasinda sürekli yeni fikirler düsünüp nasil yapabilecegimiz hakkinda fikir yorduk, Eren benim oda da kiyida kösede ise yarar malzeme var mi diye arayislardaydi, sonra eli kolu dolu Balkon a cikti, ya cigdem dedi, sen MacGyver gibi hatunsun ya dedi, ne diyon nan dedim, yani dalga geciyor benle sandim, sonra yok kizma, iyi bisey dedim dedi, almanciyiz ya, aciklama yapiyor hemen. Sonra elinde kolunda neler getirdigini gösterdi, testereden matkapa, koli bandindan tornavidaya, degisik boy fircalardan, duvar alcisina kadar envai cesit tadilat malzemesi vardi ... Bak dedi, bu dedi benim alip getirebildiklerim, onun disinda, her durumda ise yarayan malzeme bulmak mümkün, nereye elimi atsam, aaa aaa diye diye sasirdim, dedi.

Haaa dedim öyle demek istedin sen, evet o halde MacGyver gibi hatunum dedim :)

Cok güldük, cok eglendik, arada bide Önder gecti Balkonun önünden, ona laf yetistirdik bide, yani inanilmaz geyik bir gündü.


Güncel Alman kiz arkadasina iki kere Lokum alip hediye etmisti, en son iki gün önce, kiza lokumu götürmeden önce bendeydik, bana göstermisti Lokumu, allahim o Lokum benim kabusum oldu, iki gündür gözümün önünden lokum gitmedi, dün gece yine söylenmeye basladim, bi lokum alip gelenim yok, bak elin alman kizina, ikinci paket lokumu yiyoo tek basina diye, sabah biraz daha duygu sömürüsü yapinca, Güncel dayanamadi, bekle ben alip gelcem dedi, gitti Arap marketinden bi paket lokum ve bi paket ay cekirdegi aldi, cekirdek de bonus yaneee :)

Amanin o Lokum ne lezzetli biseydi tanrim, antep fistikli, cifte kavrulmus mu neyse artik, dünyanin bütün pahali sosyetik tatlilarina bedel yani ...
ay nasil sevindim, kahveyle beraber Balkonda yedik Lokumu, arada Önderi de balkondan besledik Lokum la :)

Tuhaf bir grubuz sanirim, alman kizla olan tuhaf durum hepimizi sarsti biraz, kac gündür gündemimize oturdu bu konu, herkez bi fikir belirtiyor, bence söyle bence böyle diye, bundan sonra gereken adimlar ile ilgili tartismaya giriyoruz sürekli :) sanirim kendimizi bu kadar kaptirmamiz, grupca, ilk kez böyle bir olayi yasamamiz, yani birimiz ask acisi cekince hepimiz asiri bir sekilde üzerimize alindik, sahsi mesele olmaktan cikip, grubun ortak meselesi haline geldi olay :)

cok ilginc günler yasiyoruz anlayacaginiz :)))

Perşembe, Nisan 22, 2010

Aile boyu Selpak, bir sise Sarap ve sümüklü bir gece ..

alllaaam yaaaa ...
cok kaptirdim kendimi ben bu diziye, hüngür hüngür, salya sümük, gözyasim seller gibi akiyor ya, sanki o Feride benmisim de, bizzat kendim yasiyormusum gibi hissediyorum, üstüne bide üsenmeyip en dokunakli, en can alici sahneleri tekrar tekrar izliyorum!
allaam nasil bir hastaliktir bu, nasil bir illettir ya, aglamaktan zevk aliyorum sanicak herkez ama kendime hakim olamiyorum!

Bir haftadir Canim Ailem in yeni bölümünü bekledim dört gözle, izlememin tek sebebi Feride ile Halim in ask hikayesi, nooolacak, kavusabilecekler mi bu sefer? diye diye icim icimi kemirdi bir haftadir, diyorum cigdem kendine gel, sadece bir dizi ama olmuyooor, kendimi isdeyken Feride ile Halim i düsünürken yakaliyorum, öyle cok hosuma gidiyor ki hikayeleri ve masum asklari, icim sicacik oluyor ya, biliyorum sadece senaryo ama sanki ben misim gibi iste, sahici gibi geliyor, hee tuhaf ama öyle iste :(

diyecek bir tek söz kaliyor, alllahim bana Halim gibi bir koca nasip et :))
(amin demeyeni yakarim ona göre ;) )

sizin de benim gibi havaya girebilmeniz icin, dizide en cok sevdigim Parca ile yapilmis bir klip .. buyrun :



Halim ile Feride / haksizlik degil mi?


ve bu klip te manyak ötesi .. allaaaaam dayanamiyorum gercekten, cok dokunuyor bana, cok fazla icime isliyor ... offff ne aptalim yaaaa ..




Halim ile Feride / Söyleyemedim

izleyip üstüne bide Hüngür hüngür agladim .. pes cigdem pessss .. alti üstü dizi ama gel bide bana sor ..

aklimla ilgili süphelerdeyim .. haberiniz ola ..

güzel yasadik be ..

evet sözünü ettigim dogum günü aksaminin fotolari...
biraz matrak, gayet eglenceli ve fazlasiyla sosyal bir gece :)

Mr. Jones cikisi, fotofasli .. :) soldan sag´a: Carola, Eren, bendeniz, Elitza, Victoria, Laura, Güncel

yine ayni kadro .. hala fotoya doymamis vaziyette ..

Buna cok ugrastim ben, herkeze pos biyik cizmek beni bayagi yordu :) ama döktügüm her damla ter ve gözyasi yerini buldu :) son Osmanlilar :) bir hafta Facebook da Profilfotosu olarakta kullandim ayrica :)

Güncelin her zaman ki hali ... illa bi gariplik olcak ya .. yoksa biz biz olmazdik herhalde .. eller havaya olcakti ama bacaklar havaya oldu :)

ve Annecigimin deyimiyle Evlatliklarim, bendeniz, Carola ve Victoria, günümü gecemi gecirdigim canim arkadaslarim benim ..


Ciceklerim, solda ki cicekler bizim yurdun önünden arkadaslarim tarafindan calinan cicekler, sagdakiler Elitza nin armagani ...simdi soldular ama beni öyle cok mutlu ettiler ki ..


Efendim bu da aldigim en son Hediyem .. fotoraf kolaji, gözlerimi dolduran ve beni cok duygulandiran, cok cok ama cok mutlu oldum, ne mutlu bana böyle arkadaslarim var! Hayatima kattiginiz degeri ve rengi anlatmaya bütün kelimeler yetersiz kalir..
Iyi ki varsiniz ..!

Bir tutam Suriye ne hale getirir insani ?!

Suriye ye gideli beri, gönlüm arap müzigi icin atiyor, nerde birsey bulsam hemen kapip suyunu cikariyorum .. Su siralar LastFm de yogunlukta sadece Arapca dinliyorum sayilir, buldugumu en güzel parcalari cevire cevire dinliyorum, o kadar iyi geliyor ki, tinilar, sözler, ayri bir dünya gercekten!

Yükledigim parca da öyle, cok cok güzel .. ben cok begeniyorum, sizin de begenmenizi umuyorum caaaaani gönülden :)

Asfur - Kardes Türküler

Pazar, Nisan 18, 2010

gevezenin ömrü ne kadar?

hee geveze mi oldum ne birden?
cok yaziyom bende farkindayim, niye ne bilim, ilk blogcu yillarima dönmüs gibi hissettim kendimi ...

simdi yasli teyzeler gibi bir monologa girip "benim gencligim de ..." diye bir cümleye girisebilirdim ama yapmiyorum, zira yasli teyze degilim, aksini iddia edenin de alnini karislarim ayrica!

Valla da billa da diilim, yani dogum günümden dolayi yaslaniyormuyum simdi, acaba yasimi gösteriyormuyum falan diye kompleks vari bir takim garip düsünceler beslemeye basladim ama saniyorum bu her dogum günü sonrasinda yasanan bir sürec (amaninda Kilif hemen hazir).
Hangi ara coluk cocuga kariscam diye düsünüyorum fakat hemen icimden bir ses, daha cok zamanin var diye yatistiriyor beni, hele dur, hele bi dünyayi gör, hele bi hayatin tadini cikar, hele bi keyfince yasa diye diye yatisip mayisiyorum :)

Baskalari dogursun ben severim, önemli degil. Arkadaslarim ve akrabalarim bir sürü doguruyor zaten masallah, bana da yeter, geri kalan Dünya halkina da.

Anam sonra bakiyorsun, millet doguruyor atiyor cocuklarini, sanki hayvandan gelme degil de, hayvanin ta kendisiyiz.
Köpek yavrusu degil o
iki dakkalik zevk ugruna dünya ya getirip atip gittigin, o minicik, canli kanli, duygulari düsünceleri olan bir varlik (ki insan olan insan, köpek yavrusunu bile sokakta birakmaz!). Hangi cag da yasiyoruz, korunma dan bi haber, sag da sol da sen vurdur gez, sonra ay ben bakamam deyip at cocugunu keyfine bak.
Böyle karilari düsünündükce varya, aklimdan gecenleri bir yazsam, blog a yasak gelir herhalde. Pisligin önde gideni bu tür karilar, hangi hayvani arzu istekle bir prezervatifi bile düsünemeyecek kadar acizlesip aciyorsun bacaklarini tem otoyolu gibi boylu boyunca, beynim duruyor düsününce. Alacaksin eline makinaliyi, tarayacaksin bunlari, sürükleyeceksin saclarindan sürtükleri. Harbi sinirlendim düsününce, bozdum agzimi üstelik, ben hic böyle konusmazdim ama özellikle bugün Televizyonda izledigim bir Program da islenilen bir konuydu bu, nasil doldum, nasil sinirlendim, üzüldüm, anlatamam.
Ey kirk tas suyla yikansa bile arinmasi imkansiz insan müsveddeleri, sizin hak ettiginiz boyutta bir küfür yok, henüz olusmamis, öyle tiksinc varliklarsiniz!!!

Sen dogur cocugu, kendi haline birak, anasi varmidir? seveni varmidir? üsür mü? korkar mi? yalniz mi? ac mi? karanlikta uyur mu? hic düsünme, hala vurdurmaya devam et, aferin size, köpekler yapmiyor sizin yaptiginizi! Hayvanlardan utanasim geliyor, sizi insan sinifindan sayarken!

Birsey yapmali, elimden gelse keske, birseyler yapabilsem, ya bu cocuklari bir araya toplamali, (allahim bana bol kazanc ver, ver ki, ulu türk devletimizin israrla yapmadigini yapabilme gücüne eriseyim) yada bu pislik karilari toptan yakmali! Hepsinin rahmini aldiracaksin, ne kadinligi kalmali ne de insanligi, insan olamamissin, ana olmak neyine senin??? (Aslinda sizin neyi hak ettiginizi ben iyi biliyorum ama blogumu 18inden kücükler de okudugu icin kendimi frenlemek zorundayim, yoksa varya, gözümü karartip agzimi bir acsam, varya .. ama eminim 18in üstündekiler benim neyi kastettigimi cok iyi biliyorlardir!) Ikisini de yapmali aslinda, o minik varliklarin masumiyetini ve ahini aldiktan sonra, hangi dünya da huzur bulacaklarini saniyorlar? Tükürürüm böyle karilarin sifatina da, insanligina da.
Yok olun gidin bu dünyadan, cehennem bile almaz sizi, cehennem bile almaz!

ayyyy gerildim gece vakti. Icimi dökmem gerekti, yoksa kacirdigim uykuyu tövbe billah yakalayamam yarin geceye kadar.

Konu degissin, dün aksam benim evde toplandik yine, evet aslinda her aksam ki gibi. Göttingen ögrenci Üsü gibin bisey oldu artik evim. Güncelin ailesiyle internetten konustuk, ay ne eglendik sormayin, gercekten :) sira halinde benim koltuga oturduk, actik kamerayi, güncel bi taraftan bizi tanitti, biz de el salladik, bi taraftan da güncelin ailede kim var kim yok pc basinda, neyi merak ettiler bilmek isterdim aslinda :) onlar bize, biz onlara, onbes dakka falan el sallasip durduk, manyadik heee.
Carola nin Münihten arkadasi burdaydi, dün ki toplanmamizin sebebi yani, beraber yemek yaptik yedik, yine her aksam ki gibi, yani aslinda farkli bir aksam degil di, sadece bir fazlamiz vardi. Yemekten sonra cay demledik, aklimiza Önder geldi, bi kosu aradik gel cay demledik sensiz icmiyoz diye, cikti geldi o da. Sonra cay bayatladi, acaba bi kadeh bisey mi icsek olduk ama benim evde de alkol adina hic birsey kalmamisti, yilbasindan önce dibine vurmustuk biraz, ondan dolayi, topluca biraz az icelim diye bir karar almistik, ama benim moralim bozuktu ve icmeye bir egilim beslemeye basladigim farkindaydim kac gündür ve firsat kolluyordum acikcasi. Ne icsek derken, benim taaa aylar öncesinde cok cok özenip aldigim Whisky geldi aklima, Glenfiddich, 12 yillik, valla karartip gözümü 25 yuro bayilmistim bir siseye, neyine özendim pek hatirlamiyom simdi, ne de olsa gecmis zaman ama oldu bi kere. Actik siseyi (daha önce ben icmistim tabi, ama yalnizken pek acmadi beni) ince belli cay bardagina, ögrenci usulü doldurduk kadehleri.
Whisky di muhabbet ti derken sabah saat 6 oldu, günesin dogdunu görünce, artik Türkiyeyi de baskalari kurtarsin diyerek, evli evine, köylü köyüne uyumaya gitti herkez.

Unutmadan dün gece bir dogum günü hediyesi daha aldim ben, pek düsünceli, tatli ve caaaanimin ici arkadaslarim, bu güne kadar cekindigimiz resimlerden en matrak olanlarini secip devasa bir kolaj hazirlamislar ve bir sürü abuk subuk sey yazmislar resimlerin etrafina, gercekten cok komik ve basarili bir calisma olmus, dün bana verdiklerinde nerdeyse agliycaktim o derece duygulandim ben .. cok icten söylüyorum bunu. Cok cok sevindim, böyle sevildigimi görmek cok iyi geldi bana, en son depresif hallerimden sonra, cok mutlu oldum .. Kolajin fotorafini cekeyim yüklerim buraya, mutlaka görülmesi gereken bisey, yani bence :)

Sabah 11de kalkmam gerekti bugün ama, calismam gerektigini o arada unutmusum cünkü, sabah ki ilk faaliyetim, Önderin bir gece önce "hadi agzini ac .. hoooop" diyerek saga sola attigi Leblebileri süpürgeye cektirmek oldu, cok saol Önder, sabah sabah uykulu bir halde seni ne kadar cok ve ne kadar sevgi dolu andim bir bilsen ...
aksam 19a kadar full bir gün gecirdim, kanimdan alkolü hala atmis degilim, üstelik hala mucizevi bir sekilde, bir yerlerden Leblebi cikiyor .. neden bilmem ama hala uykum yok, o lanet olasi Programi da izledim, icim doldu doldu, suan da kusuyorum farkindaysaniz ...

Patlayacak yer ariyorum ...

Haa bide aksam Erenle patates yemegi yapip yedik, Almanya süperstarini ariyodu ya, bu gece finaldi onu izledik beraber, Mehrzad diye iranli cocuk kazandi, sevindik bizde, öbür sipanin sesi harbi boktan di yani, gerci hic birinin sesi biseye benzemiyodu bu yil ama olsun, gene iranliya karsi bir sempati besliyoduk.

Anlattim mi simdi herseyimi? son 24 saatimin özeti bu ... günlük tadinda bir blog olma yolunda büyük bir cabayla ilerliyorum kanimca .. nereye gider bu is hic bilmem, yakinda kac kere disimi fircaladigimdan, kac kez dus aldigima kadar yazarim her halde, malum cekinme utanma sifirin altina düstü, küfürlü de konustum bugün, büyüdükce akillanacagima, aptallasiyorum sanirim.
Ama günlük önemli, yaslandikca hafizamda zayiflayacak, ilerde okur okur hatirlarim fena mi? Cok mu kompleks yaptim ben ya bu yas olayini? bilmiyorum, olabilir gibime geliyor?! Hemen bi koca bulup cocuk coluga mi karissam acaba? ama bunun da kompleksimi gidermek icin yararli bir cözüm olacagini sanmiyorum, zira gecinmek zor, ne dedigimi biliyorum ben.

Amaaan ne sacmaliyorum ben yaa .. koca dedigin ne ki??? elimi sallasam ellisi, fistik gibiyim cok sükür, ne salak salak komplekse girip aptalca fikirler üretmeye basladim durduk yere ya? haydaaaa kendine gel kizim, adam ol, akilli ol!


Not: Venüs de satilik arsa bakiyorum, uygun bir yer bilen var mi?
en son Not: Yukarida, pislik karilara sinirimi kusayim derken, köpekleri asla hak etmedikleri bir kiyasa tabi tuttugumdan ötürü, bütün dünya köpeklerinden özür dilerim ve saygimi sunarim!

Cuma, Nisan 16, 2010

terfi ettim de noldum sanki?

basliktan da anlasildigi gibi Terfi ettim arkadaslar!
Ama iyi mi oldu yoksa kötü mü tam anlamadim ..
en basindan anlatayim isterseniz. Carsamba günü sabah okulda ki isimden sonra Uni idaresinde ki isime gittim. Iki isin ayni güne denk gelmesinden nefret ediyorum ama, dersden cikip kostura kostura ofise gitmek zorunda kaliyorum ve ögrencileri susturmaya calismaktan sesim kisik oluyor ve basim cok dolu oluyor, ama bu ayri bir yazi konusu olur.
Tirnaklarima oje sürmek istemisti canim bir gece önce :) aslinda hic yapmadigim birsey ya neyse, o sabah cantama oje falan atmistim evden cikmadan, ofisde is az olursa arada yaparim diye, cok sacma degil mi ? evet ! Hangi ara böööle kokos oldum anlamiyorum!
Neyse ise geldim, hakikaten is azdi, hemen mailleri hallettim, telefon da gelmedi fazla bende ojeyi cikardim ve tirnaklarima sürmeye basladim, cami da actim ama kokudan kimse süphelenmesin diye. Yarim saat sonra Patronum (ki dünyanin en seker patronudur) ofise girdi, yaaa dedi cok kimyasal bir koku var burda, sanki birisi tutkal kullaniyomus gibi ... is arkadasim hemen öttü, cigdem tirnaklarina oje sürüyor diye, (dedim tamam kizim, simdi feci bir azar isiteceksin) ben ojeyi saklamaya calisirken Patronum dibimde bitiverdi, uzun uzun bakti, ya dedim özür dilerim, kapattim yapmiyorum, kusura bakma .. yooo dedi yapabilirsin sorun yok, bakim bi nasil yapiyorsun diye devam etmemi istedi, e bende ikiletmedim, ne de olsa Patron dimi :) devam ettim, o da inceledi nasil yaptigimi .. cok komik ti ...
neyse, sonra öbür gün, sabah ise gec kaldim, bisikletin kilidi takildi, acamadim falan derken evden cok gec ciktim, sonra hizli hizli gidiyodum, insaat var bitane kampüsde, sollamak isterken, frenlerin tutmadigini anladim, cok cok zor atlattim durumu, az kalsin duvara cakiyordum.
ben annemlerdeyken eren benim bisikletin tekerlerini tamir etmisti, megerse frenleri yerine takmayi unutmus, bende hersey yolunda sanip bindim, böyle bir durum olustu iste .. neyse atlattim, 15 dakka gecikmeyle ofise geldim, özür diledim, neler oldugunu falan anlattim, tam bilgisayarimi actigim da Patron benim odama gelirmisin dedi ..
eyvaaaah yandim diye gecirdim icimden ... girdim odasina, kapiyi kapatip otururmusun dedi .. iyi dedim, sictik cigdem, dün kokoslar gibi oje yi gündeme oturttum, bugün de gec kaldim, bittim ben .. diye icimden panige giriyodum.
Oturdum ve sürprizle karsilastim, Patron, "artik benim yoklugum da, bazi isleri sen devralcaksin" dedi ... kulaklarima inanamadim ... ben azar ve ihtar beklerken resmen ödüllendirildim! Nasil yani dedim ... "bazi isleri yapabilecegini düsünüyorum o yüzden bilgisayarinda bazi haklara izin verecegiz, programlari kullanabilmen icin, simdi de sana neleri devralacagini gösterecegim" dedi ..
Agzim acik kaldi ... tabii ki cok sevindim, hakkimda bu sekilde olumlu fikirlere sahip oldugunu bilmiyordum ki, yani evet cok iyi anlasiyoruz ve cok ilimli bana karsi ama daha bir yil oldu ben orda ise gireli ve benden önce ise girip hala ayni pozisyonda calisanlar var, iclerinden benim bu terfiyi hak etmem beni cok sasirtti.
simdide kampüsde ki ofis de yeni is alanimin ilgin ve degisik oldugunu anliyorum ama daha yogunum yaaa ... daha önce ne güzel, isimi yapiyodum cabucak, sonra sigara molasi, kahve molasi, internette chat, yok facebookda resim bakma ... ooohoooo egleniyodum acikcasi, simdi ise yok onun derdi yok bunun sorunu .. ugras dur .. terfi etmek o kadar da süper düper bisey degilmis, sorumluluk yüklendi durduk yere üzerime, hepsi de iyi ve düzenli calismaya gayret ettigim icin oldu, Patronun gözdesi olmak gibi bir niyetim yoktu vallahi, sadece yaptigim isi en iyi sekilde yapmak istedim hep, biraz fazla iyi yapmisim ki, isime is katan bir Terfi ye uygun görüldüm.
hadi bana kolay gelsin ve hayirli olsun, basim simdi daha da cok agriyor .. is de bos oturup zaman öldürmek istiyordum halbuki, tek bir faaliyete bile motivasyonum yetmezken simdi bide bu.
ben nere gidim? ne edim?

Çarşamba, Nisan 14, 2010

...

Dünden bu yana cekilmez bir bas agrisinin etkisindeyim, iki gündür aldigim agri kesicilerin sayisi belli degil.
Dogum günümü arkadaslarimla Mr.Jones isimli bir mekanda kutladik, kokteyl icin happy hour sunuyorlar diye sectik orayi.
Aslinda hersey yolunda sayilir, aslinda. Bas agrisini dertten saymazsak eger, ki bas agrimin bir sebebi var, yani ben neyin sebep oldugunu tahmin edebiliyorum.
Hersey güzel gibi görünüyordu, bütün gün arkadaslarim bendeydi, sabahtan aksama kadar günü birlikte gecirdik, aksam beraber ciktik, gece eve döndüm sonra, cok fazla alkol de almamistim, sarhos degildim yani. Bütün gün sadece bir insanin aramasini ve en azindan dogum günüm de beni hatirlamasini istedim, her mesaj sesinde, her cagri geldiginde, hep o sandim, ama aramadi ve hatirlamadi beni. Gece eve geldigimde saat 2ye geliyordu, uykum yoktu bende oyalandim bir iki saat, sonra yataga yattim ve yine o nu düsünmeye basladim, o an bütün gün icimde büyüyen beklenti mutsuzluga dönüstü ve bir saat kadar agladim yatakta .. agladikca aglayasim geldi cünki telefonumda hala ondan bir haberin olmamasi, artik aramizda bir bagin olmadigini ve benim de bunu kabullenmem gerektigini gösterdi bana.
Cok kötü bir geceydi, sabah besbucukta erkek kardesimi aradim, birine dert yanmam, hislerimi anlatmam gerekti, yoksa cildiririm diye korktum bir an. Kardesim de dinledi beni, yapilabilinecek birseyi yoktu cünki.
Aglayarak ve bas agrisiyla uyumus kalmisim sabah.
Oysa biz onunla cocuklugumuzdan beri her dogum günümüzü birlikte kutlardik. Anne babamizdan gizli cam agzinda gizli gizli sigara icer efkar muhabbetleri yapardik göya. Bunlarin hepsi geride kaldi, benim hatirladigim seylerin onun icin bir önemi yok artik, ne siradan bir gün de hatirliyor beni, nede dogum günüm de. Acaba o artik kiminle dertlesiyor? kiminle gülüyor? kimi kardes diye benim yerime koyuyor? ben onun yerine kimseyi koyamamistim halbuki bu güne kadar, insanin kac ablasi olabilir ki hayatta? artik ne soracak sorum kaldi nede verecek cevabim. Solup silinmisim onun icinde.
Bütün bunlar zaten sürekli aklimda dolasip duruyor, hergün. Dogum günümden bu yana daha yogun bir sekilde, dokunsan aglarim, gözlerim doluyor sürekli, her yalniz kaldigimda istemeden aglamaya basliyorum yine ve artik daha niye agladigimi anlamiyorum, rahatladigim falanda yok, icimde ki mutsuzlugun yok oldugu da yok. Benim bir ablam var (di) sadece, baska bir ablam yok, simdi ise bir kardesinin oldugunu unutan onu özlemeyen ve o nasildir iyimidir, mutlumudur diye düsünmeyen bir insan oldu ablam. Sokakta ki herhangi biri.
Ama ben kimim onun icin? herhangi birimiyim? bunu bilmiyorum, bilmemin de beni daha cok mutsuz edecegini düsünüyorum, o yüzden bilmekte istemiyorum.
cok sey söz vermistik birbirimize, ben her sözümü tuttum abla, ama sen tutmadin, hic birini tutmadin, kardeslikte oyun bozanlik yaptin abla.
Kardesin.

Pazartesi, Nisan 12, 2010

iyiki dogmusum ..

Bugün benim dogum günüm ..

alttaki resim bu gece oo:30da cekildi .. Eren, Carola ve Victoria kapimda bir buket yurdun önünden araklanan cicek ve yas pastayla bitiverdiler :) üfledim mumlarimi ve kestim pastayi .. cok mutlu oldum ... hep beraber nice mutlu ve saglikli yillara!!

Pazar, Nisan 11, 2010

ben hep düsündüm,
bilmem kac kelimeyi kovaladim,
ama hep düsündüm,
seni, beni, bizi, onlari, hayati,
ben hep herkezi düsündüm

hayat akip giderken böyle,
sorgulamadim olanlari,
kabul ettim ya hep,
öyle ögrettiler, egittiler, büyüttüler,
hepsi ben düsünmeden önce idi

pembe yalanlara sigindim,
sen üzülme diye, kimse üzülmesin diye,
seni unutayim diye, sen beni unut diye,
unutulalim diye,
belki de sen beni düsünürsün diye

düsünürken kendimce,
neler kayip gitti avcumdan,
muhasebesini yapmadim,
carcur ettim, harcadim, dagittim en güzel anilarimi,
bir solmus resmini bile birakmadim

baktim geriye, ne var kalan elde
bos kalmis zaten sol yanim,
bombos, karanlik, yalniz ve kimsesiz,
düsündüm halimi korkmadan,
tuhaf, ben hic yalniz kalamazdim

ben hep düsündüm ki,
mutlu son mutlak bir olgu insan varligin da,
kücük bir kizmisim megerse, masallarda yasayan,
ayirdim hayatimi ikiyi -
düsünmeden önce ve düsündükten sonra.

cigdemce

Cumartesi, Nisan 10, 2010

kuzencikler ...

Paskalya gecti, ben Göttingen´e döndüm, hayat yine akip gidiyor.

Annemlerdeyken ilk Dogum günü Hediyemi aldim, yok aslinda ikinci sayilir, asil ilk Hediyeyi annemden almistim, eski toptancimda boya siparisi vermistim, (saclarim icin), 6 tüp boya ve 1 litre Wasserstoffperoxid (türkcesini bilmiyorum), toplam tutari yaklasik 75€ tuttu, annemde madem ihtiyacin var, ben alayim, sana dogum günü hediyesi olsun dedi, hayir demedim tabii ki :) cok cok tesekkür ediyorum Anne, bugün acilen gerekli olan dip boya isimi halledebildim sonunda :)

Gelelim ikinci Hediye ye, fotograf da görüldügü gibi bir Kahve Kupasi, kuzenciklerimin benim icin yaptiklari dogum günü sürprizi. Nasil sevindim anlatamam, gercekten cok sevindim, kullanmaya kiyamiyorum .. üzerindeki fotograf tahminen 2003den, yani baya bir eski, halimizden de belli oluyor :) kizlar o zaman daha cok kücüktü, ebru 12 yasindaydi, esra 8, ece de galiba 5.

Dogum günüm haftaya Pazartesi, yani 12 nisan ama daha erken dönmem gerektigi icin, dönmeden aldim hediyemi kizlardan.
Gercekten cok sevindim, cok mutlu oldum canim kuzenlerim, iyiki sizler varsiniz, iyiki Nebahat ablam sizleri dünyaya getirmis, hayatimdan hic eksilmeyin, sizi cok seviyorum ben!

... daha dün bebektiniz, emzikle dolasiyordunuz, emekliyordunuz, ne ara büyüyüp bana sürpriz hediyeler hazirlar oldunuz ... ???

Perşembe, Nisan 01, 2010

kendime de hayirli olsun caniiiiim ...

Bugün, 01 nisan itibariyle Üniversitenin Memur kadrosuna alinmis bulunuyorum!

Artik ögrenci kimlik kartinin yani sira birde Üniversitenin memur kimlik kartini tasiyorum. Bundan sonra, ayni maasla daha az saat calisacagim cünki saat ücretim de artiyor!

Keyfim cok yerinde :)) ard arda arayan insanlar bile bu keyfimi bozamiyor!

Iki gün önce, simdiye kadar Üniversite harcini yatirmayan ögrencilerin yasa geregi kaydi iptal edildi, dün ve bugün ellerine mektupla bildiri gectigi icin, sabahtan bu yana telefonlar susmadi, aglayan, zirlayan, kaydimi geri alin diye yalvaran bir sürü ögrenci ...
Üzülüyorum onlara, elimden birsey gelse hay hay ama yapcak bisey yok ... bir sürü evrak islem isi bekliyor onlari, kaydi yeniden aktiflestirmek icin cok ugrasmalari gerekecek, ama yeterince süre ve zaman tanindi onlara, benim de ayni harci ödemem gerekti, yani imkansiz birsey degil aslinda, isteyince oluyor ne diyeyim?!

Yinede keyfim cok yerinde .... ;)

Bugün aksam ailemin yanina gidiyorum, Paskalya dolayisiyla is yerleri bir kac gün kapali olacak, en son yilbasinda gitmistim, pek bisey de anlamamistim acikcasi, dayimin oglunun dügünü vardi Avusturya da, oraya gidip gelmekle gecti zaman, cok yorucuydu eglenceli olmasinin yani sira ama evden ailemden, memleketteki arkadaslardan hic birsey anlayamamistim.
Haftaya Carsamba gününe kadar kaliyorum, yani nerdeyse bir hafta sayilir, bu kisitli süreyi de en iyi sekilde degerlendirmeye niyetliyim :)

Herkeze güzel ve dinlenmeye firsat veren bir Paskalya tatili diliyorum!