Salı, Mayıs 18, 2010

Iyi ki dogdun günesim ...

Bundan 3 yil evvel, Halasinin bitanesi, benim pamugum, boncuk gözlüm, biricik Günes`im dünya ya geldi ..!

Iyi ki dogmussun biricigim, annen le babani bu üstün basarilarindan dolayi ne kadar tebrik etsem azdir :)


günesimin en son hali .. gecen yil Ekim de ankara da iken verilen bi poz efenim


evet benim Ankara da ki tek görevim Günesimin fotolarini cekmektir, baska bisey icin gitmiyom zaten oraya, ben Fotorafci o manken oluveriyor, hadi boncugum poz ver, hopla zipla, kahkaha at diye komutlar verince, ortaya yukarida ki fotolar cikiyor iste .. inanilmaz güzel vakit gecirmistik halasinin bitanesiyle, Kugulu Parkta yem sacarken, kafede kahve icerken, yolda yürürken, evde yatarken, kosarken, saklanirken, sakalasirken ... saymakla bitmez ki .. Günesim sen her faaliyeti her eylemi sölene ceviriyorsun ...

Tunali Hilmi de yürümekten bikan, nazlanan babaaaa kucaaaak diye söylenen bi Günes hanfendi :)

Anali kizli :D

Böyle baba olunca, Günes cosmayip naaapsin??? ben olsam bende cosardim :)
sizi cok seviyorum Günesimin ailesi ..


Altta ki fotolara dikkat 2008 yilinin yazindan .. ilk foto da günes kendi halinde oynarken, ilknur la benim ilginc biseylerle ugrastigimizi farkediyor .. öyle zaten ..Almanya dan getirdigim makyaj malzemesini incelerken yakaliyor bizi Günes .. Muhittin gaz vermesiyle kosup yanimiza geliyor .. ve fotolarin devami herseyi anlatiyor zaten :)))

Günes hemen kapar bi ruj :


isi erbabina birakin der gibi, onu alir, birini birakir, öbürünü inceler, siz ne anlarsiniz modun da havalar .. ben seni fena yiycem ya birgün :))


Hah bide bakalim bu renk benim tenime gidecek mi degil mi?? denemek kullanmak lazim, sonucta ben de genc bir bayanim der Günes:

son sorusu, nasil ooooolmusuuum ciiiideeeeeem????:

nasil olacaksin ki bitanem, sen zaten dünyalar güzeliydin .. senin icin dünyalari yakarim ben, satip savarim mali mülkü boncuk gözlüm :)

Seni cok ama cok seviyorum, iyi ki varsin minigim benim, halasinin göz bebegi!!!!
nice yaslarin da birlikte olmak üzere, sana uzuuuuun ve mutlu bir ömür diliyorum bir tanem ..

Pazartesi, Mayıs 17, 2010

beni de götür mardine ..



Emre bu Türkünün aslini, yani ermenice ana versiyonu nu, yollamisti bana messenger den ama onu video ya dönüstürmedigimden simdilik bununla yetinmem gerek burada ..




Mardin ... rüzgar esiyordu .. ellerimin üzerinden .. parmaklarimin arasindan .. kollarimin cikip boynuma dolaniyordu .. yanaklarima dokunuyordu sanki usulca .. saclarimi dagitip dalgalandirip .. ucup esiveriyordu her bir sac telinin arasindan ... dalgin dalgin uzaklara bakiyordum ... tenim de rüzgar i hissedince ürpermistim .. aklimdan o an o kadar cok sey geciyordu ki .. cok mutluydum ve de inanilmaz huzurlu .. kendimi öylesine özgür hissediyordum ki ..

bütün bunlari bir gök delenin tepesinde degil - bir ucakta bulutlarin arasinda degil - yüksek bir dagin tepesinde degil - Mardin de .. en yüksek yerine tirmandigim o Manastir dan, Suriye sinirlarina bakarken hissediyordum ...

saclarimin arasindan ucup süzülen rüzgar, o ana kadar icimde tasidigim bütün dünyevi kaygilarimi ve korkularimi da alip götürmüstü sanki beraberinde .. öylesine büyülü .. öylesine dingin ve huzurlu bir an yasiyordum ki ... gercek olamaz .. olamaz diye tekrar edip duruyordum icimden .. dalip gitmistim kendi icimde .. sinirlari geride birakip en uzaklara dalmistim ... bu ben miyim .. ve ben suan burdamiyim .. gercekten burdamiyim ..
o bendim ve ben oradaydim ..

rüzgar gittikce daha sert ve hircin esmeye baslamisti .. tenim de ki ürperti .. rüzgari hissetmek .. öylesine yalin ve sade .. sanki istesem beni de alip götürebilecegi hissi .. kopmustum o an .. dünya dan .. yasadiklarimdan.. bambaska biriydim o an .. öyle bir duygu idi bu .. ve öylesine büyülü bir an .. gözlerim dolup tasmisti .. gözlerimi kacirip saklamaya calistim .. birisi nedeni ni sorar ve o anin büyüsünü bozabilir korkusuyla .. kimseyle paylasmak istememistim .. sadece bana ait ti ..

ne sonrasinda ne de öncesinde, hic bu kadar huzurlu ve barisik, dünya ile ve kendim ile, özgür ve korkusuz hissetmedim kendimi .. hic .. hic ...
ve anladim, nicin Mardin´e gitme istegini bu kadar uzun zaman icimde büyüttügümü, gitmeliymisim meger se, eksik kalmamak icin .. ben olmak ve kendimi bulmak icin ..

bu Ezgi yi dinlerken .. hep o büyülü an i düsünüyorum .. unutamiyorum .. dinlerken gözlerimi kapadigim da cok az bile olsa, o anin bende yarattigi hissi animsiyorum, rüzgari hissediyorum, topragin kokusunu burnum da duyuyorum ve tekrar tekrar yeniden o duyguya dalmak istiyorum ..


asla unutamayacagim bir an gecti ömrümden ..


Cumartesi, Mayıs 15, 2010

Ömür gecer, göz acip kaparken !

peki acmayi unutursak? gözlerimizi acmayi unutursak?


Mayisin ortasini ettik nerdeyse .. Mayis en cok nefret ettigim aylardan birisi, hemen gelip gecsin istiyorum aslinda. Hatta takvimlerden silmek mümkünse o da kabul, yeter ki kaybolsun, onunla beraber bütün kötü seyler de yok olsun gitsin, sökülsün, silinsin, atilsin gitsin icimden.

Mayis ayinda ki o bir belirli gün, her yil ayni sekilde gecmek bilmiyor, her saniyesi bana hayatimdan calinan bir yilimi ve sonrasini hatirlatiyor, öyle kara bir gündü ki, bütün hayatimi etkiledi.

Ben her Mayis ayni seyleri tekrar tekrar düsünür muhasebesini yapar, ayni seyler yüzünden hayati sorgular, ayni seyler yüzünden kendimi suclar, safligima, aptalligima kizar ve kendime, artik insanlarin icinde bir "iyi" nin olduguna inanma diyerek söylenir dururum. Kafama girse ne ala, ama girmiyor iste, degismiyor kalin kafam bu saatten sonra, girecek kapasitede bir kafa olsa benimki si, 9 yil önce o Mayis gününü yasamadan girmisti, uyanmis ve bir hataya düsmemis olurdum.
Nasil bir hataya düstümse, öyle derin ki, 9 yil gecmesine ragmen hala canimi yakiyor, cok yakiyor, kimse bana yasanmasi gerekiyordu demek ki demesin, gerekmiyordu, bu sadece kabullenebilmek icin ise yarayan sacma sapan bir cümle, hayatta bazi seylerin yasanmasi gerekmiyor, yasanmamali.

Sanirim herkesin hayatinda böyle bir gün var, herkesin hayatinda "benim icin milat" dedigi bir gün, bir an, bir olay vardir, ben mi büyütüyorum? abartiyormuyum? cocukluk mu yapiyorum?

yapmiyorum artik zaten, yapmiyorum, yapmiyorum, yapmayacagim, sükretmek istiyorum, hayatim icin, bana verdikleri icin, sahip oldugum aile icin, sevdigim insanlar ve belki beni seven insanlar icin .. Mayis milat olsun istiyorum, ama sonrasinda herseyin güzel oldugu, sarimtrak degil, beyaz oldugu, bembeyaz oldugu.

Ben böyle bir hayalperestim iste.

son olarak ta, iki gündür cevire cevire, yaklasik 1000 kez dinledigim türküyü paylasayim, youtube dan indirip mp3üme yükledim, spor da bile bunu dinliyorum, inanilmaz ama gercek,
Malatya yöresine ait .. bir haftadir Malatya havalarindan takiliyorum, bir daha Türkiye de gezi yaptigim da Malatyayi da görmeye karar verdim, yöreye ait ezgileri dinledikce icimde Malatya ya karsi inanilmaz bir sempati ve sevgi olustu, keske bende bu kadar güzel ezgilerin ciktigi bir yörenin insani olaydim.. he Ankaranin da var ama Malatya yi daha bi sevdim ben :))


Kara Tren Gelmez M’ ola,

Düdügünü Çalmaz M’ ola

Gurbet Ele Yar Yolladim,

Mektubunu Salmaz M’ ola ...

Malatayaaaa Malatyaaaa ... bulunmaaaaz esiiiiiiin ... taktim Malatya ya niye bilmiyorum vallaha .. cok garip .. bence de ...

Cuma, Mayıs 14, 2010

Kücük Dünya ve büyük Aptal!!

ben ne zaman insanlari tanimaya baslayacagim? bilemiyorum ..

neden herkesin kayitsiz sartsiz iyi oldugunu ve herkesin özünde iyilik yattigini düsünüyorum hep? neden böyle saf, salak ve aptalim ben?
5 yil egitim gören ve Psikolog olma yolunda olan birinin, özellikle yeterince yasam tecrübesi edindikten sonra, insanlari daha iyi tanimasi gerekmiyor mu? ben kendimi anlamiyorum gercekten.

Kisa bir örnek düseyim.
Victoria staj icin baska bir sehire gitti, burda ki evini o arada kiraya verdi. Ben Paskalya da ailemin yanina gittigim de, sinava girmek icin buraya gelecekti, Carola kücük kuzenlerini evinde agirladigi icin, bana Victoria sende kalsa olurmu diye sordu. tabii ki olur dedim, ama ailemin yanindayim, ne zaman geliyor tam olarak, ona göre dönerim ben dedim.
Simdi aslinda evin anahtarini birakip, gelince gelsin yatsin diyebilirim (dünya malina bi bagliligim yok vallahi, her arkadasima gözü kapali herseyimi verir ermanet ederim), ama yapamiyorum cünki Victoria neden se benim evimdeyken her zaman cok daginik davrandigi icin. Ne zaman bana gelse elini tek bir ise atmaz, hergün bir arada olsak bile, misafir gibi davranir, ictigi su bardagina kadar, yedigi zeytinin cekirdegine kadar kaldirmaz koymaz bir yere, yani cok asiri titiz biri degilim, ama gercekten inanilmaz pasakli bazi konularda. Evimde onu yalniz birakirsam, geldigim de ortaligin görüntüsünden dolayi kalpten giderim diye, ona emanet edemedim evimi.
Telefonlastik, gelecegi tarihe göre ailemin ordan dönüs biletimi alicam bende, Carsamba dönüyormus trenle, aksam gar da bulusuruz diye sözlestik. Ben Persembe ailemin yanina gittim, öbür hafta carsambaya kadar kalacaktim, aslinda o hafta komple izinliydim ailemle kalabilmek icin ama arkadas hatrina, carsamba da dönerim önemli degil, yeter ki isi görülsün dedim.

Carsamba oldu ben ailemden ayrildim, ama cok kisa geldi zaman, zaten ayda yilda bi gidiyorum eve, doyamamistim acikcasi, cok üzüldüm ayrilik vakti geldi diye. Trene binerken Victoria ya mesaj attim, ben simdi trene bindim, sen kacta oluyosun Göttingen de, gar da mi beklim seni diye.
Yola ciktim, Gießen de bir aktarma yapiyorum, aileme yakin bir sehir, o an düsündüm, acaba bosverip dönsem mi geri ailemin yanina diye, icim cok buruktu anlatamam o derece de, victoria ya söz verdim, ne bicim bir arkadasim, yari yolda birakamam onu diye kizdim bide kendime.
Aktarma yapacagim tren geldi, ben bindim, yola cikti tren, aradan yarim saat gecti, Victoria dan mesaj geldi, "tatlim, ben sende kalmiycam bugün, Stefan da kalmaya karar verdim, beni bekleme, öptüm"
Tansiyonum bu mesajla aninda bir düsüs yapti ... gözlerim karardi desem yeridir!
Stefan denen sahis, Victoria nin eski erkek arkadasi, eski olmasina ragmen, Victoria hala onunla saglam iletisim icinde, Victoria nin egitim masrafini, ev kirasini arabasini hep o karsiliyor .. neden bilmiyorum .. yada karsiligi nedir hic bilmiyorum, ama herkes kendi hayatindan sorumlu, o yüzden hic bir zaman bu konuyla ilgili birsey sormadim Victoria ya.

yasadigim soku atlatma cabasindaydim, eger bu mesaji bana yarim saat önce atmis olsaydi, Gießen deyken dönerdim yine ailemin yanina ... üstelik ben ona mesaj atip dönüsünü sormasam, kendiliginden bana haber verecegi yok, ailemi onun icin ikinci plana aldigim halde .. arkadas hatri ya.
Trende ben sular seller gibi aglamaya basladim, öyle üzülüp icerledim ki, annemin keske kalsaydin diye üzülmesi, benim aktarma yaparken aklimdan gecenlerden dolayi, cok suclu hissettim kendimi, hüngür hüngür agliyorum tika basa dolu trende, herkes bana dönüp bakiyor, bi taraftan sümügümü cekip yanaklarimdan göz yaslarini siliyorum, sinirlerim cok bozulmustu.

Karsilik verdim mesaja .. dayanamadim cidden, nicin simdi cevap veriyor, niye daha önce söylemedigini, biletimi onun yüzünden bu güne alisimi, cok üzüldügümü falan ...
Cevap yazdi, bilmiyormus onun yüzünden bileti böyle aldigimi, üzgünmüs, gecen hafta Stefan teklif edince hayir diyememis (yani bir haftadir biliyordu bende kalmayacagini ve bana sadece ben mesaj attigim icin haber verme geregi duyuyor!!!) .. zor durumda kalmis, iste arabayi almasi gerekiyormus ya stefan dan, lastikler degisecekmis, stefan sabah yapcakmis bunu, daha iyi olur böyle diye düsünmüs falan falan.

Aptal ya cigdem, iki üc lafa kandi, alttan aldi, iyi dedi, yapacak bisey yok artik, istemeden olmus, bilse böyle yaparmiydi hic, yok canim yapmazdi, arkadasim o benim, aklina gelseydi benim durumum yapmazdi, ama niye aklina gelmedi .. diye düsünmedim degil .. insan düsünmezmi bir saniye bile, eger sorumlulugu varsa baska birine karsi? kim düsünmez peki? bencil bir insan düsünmez bence, o günden sonra Victoria nin bencil olduguna kanaat getirdim, her zaman kendini düsünen, hep kendi cikari icin ugrasan birisi, Stefan olayi da kanitliyor bunu benim gözümde, benim evim deki hareketleri de, o bana geldiginde, ben sürekli hizmet halindeyim, bir kere bile en ufak seye bile yardim etmisligi yok, gercekten yok, arkadasim ama o öyle biri.

ben bu olayi atlattim neyse ki .. ama icimde ki o sucluluk duygusu hala sabit duruyor.

Simdi olaylarin devami .. Victoria nin bu arada beraber oldugu birisi var, yani Stefan disinda diyeyim artik .. bu cocuk yurt disinda yasiyor, victoria da onunla ispanya da tanisti ama cocuk panama da yasiyor, bir ayligina oraya gitti simdi victoria
sali sabahi kalkti ucagi, pazartesi günü inanilmaz yogun bir gündü benim icin, sabah 6 da kalktim, önce meslek okulunda verdigim derse gittim, o gün uzattik dersi, sinavlar sonuclari geldi, ögrencilerim darmadagin di, onlar la ugrasmaktan canim cikti gercekten, arkasindan üniversitede ki isime gittim, aksam is cikisi spora gidecektim, spor salonu bana bir kupon vermisti bir arkadasim hafta ici bir gün boyunca bedava spor yapabilecekti o kuponla, bende Güncele söz vermistim kupon icin.
Victoria bu kuponun haberini almisti, bana telefon acti ve seninle ben gelsem olurmu, (bu arada Victoria zaten göttingen disinda ki bir spor salonunda kurs veriyor, step hocasi gibi bisey, yani zaten sinirsiz spor yapabiliyor orda bedava üstelik), ama yarin ucuyorum, ve bu hafta dogru dürüst egzersiz yapmadim cok makbule gecer olmaz mi falan dedi, bende güncele sorayim o vaz gecerse kupondan gel dedim, güncel de anlayisli madem cok istiyor o gitsin dedi.
Isten sonra bulustuk beraber gittik spora, yolda bana, aksama calisiyorum (yani ders veriyor spor salonunda), isten cikinca sana gelicem saclarimi boyarsin dimi .. dedi. O an beynim durdu, güncelden kuponu aldi, zamanim yok spora gidemiyorum diye, simdi de aksama zaten spora gittigini ögreniyorum ... inanilmaz sinirlendim ...
aslinda bugün ben cok yorgunum, spordan cikip eve gidip uyumak yada en azindan dinlenmek istiyordum dedim (gercekten ne misafir cekecek halim ve sinirim kalmisti söylediklerinden sonra). cok kisa sürer dedi israr etti bende yine evet dedim, hayir deme özürlüyüm ya.

Spor da yarim saat kas calisti gitti, yarim saat icin, günlük kuponu yedi yani, resmen yedi ne diyeyim .. bir insan nasil bu kadar bencil olur??? madem sen kendi spor salonuna gidiyorsun, niye cocuktan israrla kuponu aliyorsun? bencilligin daniskasi degil mi bu???

Eve gittim ben, Victoria Erene, ben aksam cigdeme gidiyorum, sende gel hem vedalasiriz demis, bu da ilginc, bana haber vermeden eve misafir cagiriyor, Eren tabii ki gelsin her zaman, sorun o degil, sorun Victoria nin davranisi ve benim hayatima saygi duymamasi..!

Eren geldi dersten sonra saat dokuzbucuktu, Victoria da o civarda gelecekti bana, saat on oldu hala eser yok ama, sonra telefon acti, tatlim ya bekliyorsun beni ama ben baya gecikicem, istemiyorsun yapma ama gercekten uzun sürmez isim biter bitmez gelirim diye israr etmeye de devam ediyor, ben nasil hayir diyeyim, diyemiyorum iste, dilim kilitleniyor diyemiyorum.

Telefonu kapattim aninda suratim düstü, Eren sordu noldu diye .. bende yukarida yazdiklarimdan baslayarak anlattim olanlari ...
Eren in tepkisi inanilmaz oldu, cok sinirlendi, bagirdi hatta, arada ben, tamam ama son anda belli olduysa stefan da kalmasi yani belki falan diye kekeleyince daha da cok sinirlendi, baslarim ben ona diye bagirdi, bi yanda sen, arkadasi, bi yanda eski sevgilisi, orda karar verecekti, seni niye öyle ortada birakti, seni trende aglattigindan haberi varmi, aileni ne kadar özlediginden haberi var mi onun, nasil kalkiyor vicdani altindan diye .. yeter artik bu ne anlayis sende ki, bu kadar da fazla, bu ne merhamet be, ne izin veriyorsun insanlarin sana böyle davranmasina diye diye kükredi durdu.
zor yatistirdim ereni, ben atlattim bu olayi, büyümesin sende kapat dedim, sadece birine anlatma ihtiyaci duydum hemde inanilmaz, cünkü kendimi cok kötü hissettim.

Eren de benimle ayni düsünceleri paylasiyormus megerse Victoria ile ilgili, o da bencil oldugunu ve hep kendi cikari pesinde oldugunu düsünüyormus.

Gece saat oniki de geldi Victoria, ve ben sustum, bisey demedim, boyadim saclarini.

Kisa bir örnek dedim, uzadi ama en kisa hali bu gercekten, elimden geldigince kisa tutmaya calistim.

Ben kendimi hep güclü, gözü acik, zeki saniyordum. Yillarca yanilmisim, kendimi kandirmisim megerse.

Aslinda kücük bir dünya da yasayan büyük bir aptal oldugumu cok sonra anladim ne yazik ki.
Bu saatten sonra kendimi istesem de degistiremiyorum, hep ayni hatalari yapip neden se beni ayni sekilde kullanmaya calisan insanlar la karsilasiyorum, hayir diyememe özürlüsüyüm, kimsenin bir ricasini geri ceviremiyorum, biri bana kötü davrandiginda yada bariz baskasi yüzünden zor durum da kaldigim da, aslinda bilerek yapmadi, aslinda özünde iyi bir insan, aslinda beni seviyor diye diye kendimi kandiriyorum.
Insanlara hemen güveniyorum, inaniyorum, kimsenin yalan söylemeyecegini düsünüyorum, kimseden kötülük gelmez saniyorum, kim bile isteye baskasina kötülük yapabilir ki? ben yapamiyorum iste, yapamiyorum iste!

Sevgi dilenmek gibi birsey bu belkide, insanlar beni sevsin diye ugrasiyorum ve bu arada zaaflarimdan yararlaniyorlar, iyi niyetimi görüp kötüye kullaniyorlar, anlamiyorum bunu ve anlasam dahi dur diyemiyorum buna, bana böyle davranamazsin diyemiyorum cünkü ben kimseyi kirmak istemiyorum, kiramiyorum, kimse kirilsin istemiyorum, benim elimden kimsenin cani yansin, ah etsin istemiyorum.
Bosuna dememisler, "kisi kendinden bilir isi" diye, herkesi kendimin aynasi saniyorum, felaket burdan doguyor, durdur sonra durdurabilirsen.

Bir insani üzebilmek, benim yüzümden üzüntü duydugunu bilmek kadar kötü birsey yok benim icin, nasil bir merhametse bu bende ki, vicdan azabindan sürünürüm resmen ve bundan dolayi hep ayni hatalari yapiyorum, yufka yüregime söz gecmiyor anam babam, söz gecmiyor iste.

-Kücücük bir dünya nin icinde kaybolmus büyük bir Aptal(im)-

Çarşamba, Mayıs 12, 2010

Batman da insanlik dersleri ..

mekân değişikliği .. her derde deva gelir ..

24.Mayis gecesi ucuyoruz, sunun surasinda kaldi bi hafta .. cok seviniyorum .. gercekten cok ama cok ihtiyacim var bu degisiklige!

Aslinda sadece Istanbul u gezme ve Emreyi görme olarak planladigimiz bu haftayi belki son anda yine bir Ankara ziyareti ile daha hareketli bir hale getirebiliriz :)
Muhittin ve Ilknur, Günes le beraber Bayram tatilinde buraya gelecekleri icin, Ankara ya onlari görmeye gitmeme gerek yok bu yil diyerekten, Ankara dan vaz gecmistim, zira bir hafta hem Istanbul hem Ankara cok yorucu olur diye.

Türkiye sinirlari icerisine girmisken, icim de uhde kalan ve yapmak istedigim birsey daha vardi, bize Batman da yardimci olan saygili abiye Kargo ile cam sakizi coban armagani birsey yollamak istemistim. Biz Batman dan ayrilirken vedalasip, tesekkür edememistik, nasil üzülmüstüm anlatamam, Eylül den bu yana aklimdan cikmiyor, en azindan bi tesekkür edebilseydik diye icim icimi yedi durdu.

Dün aksam Hasan a mail atmistim, Hasan Batman da bize inanilmaz sekilde misafirperver davranan ve ayni muhtesemlik te bize yardimci olan arkadasimiz .. ben Dogu gezisi ile ilgili yazilarimda sürekli "yürekten iyi ve karsilik beklemeyen insanlardan" - "koruyucu meleklerden" bahsederken, özellikle Hasan i ve arkadaslarini kastetmistim .. öyle bir agirlandik ve korunduk ki .. anlatamam ya mümkün degil gercekten, hala aklima geldikce büyük bir sevgi ve saygi ile aniyorum hepsini teker teker, ve burdan yineliyorum, sizlere kapim sonuna kadar acik ... ve her zaman basimin üstün de yeriniz hazir ... belki hak ettiginiz sekilde agirlayamam ama elimden geleni yapacagimdan hic süpheniz olmasin ...!

Evet Hasan a mail atmistim, biz geliyoruz, abinin ismini hatirlayamadim, mümkünse sen yardimci ol, ya sona yollayalim Kargo ile sen ver, yada adresini ulastir bana diye .. hemen dün aksam da maili okur okumaz msn de bulustuk ve Hasan in Haziran basina kadar Ankara oldugunu ögrendim! Tabii böyle bir durumda napmali simdi?
Hasan teee Batman dan Ankara ya gelmis, bizde teee Almanya dan Istanbul a .. bir sekilde bu kadar yakina gelmisken görüsmek sart .. valla affedemem kendimi yoksa, bu kadar mesafe de insan görüsemiyor tamam ama, ayni ülke de olup, bu kadar yakinlasip .. bilemem ama bizim oralar da gülerler adama :)
Hasan is icin Ankara da bulunuyormus, bir iki gün Istanbul da da olacakmis, ama galiba biz varmadan önce, eger Istanbul da olmazsa ben Ankara da görüsmeyi ayarlamaya calisacagim .. Carola ya henüz sormadim, ne düsür bilmiyorum ama en az iki gün bile olsa gidip gelmeye deger, Kargo masrafini otobüs biletine yatiririm .. mantikli bence.

Ya valla üzülürüm görüsemezsek, Hasan seni cok seviyoz yaaa :))

Biz Hasan la yillardir falan tanismiyoz, cok kisa bir süre, ama ne uzun ne kisa, insan "insan" olunca, zaman kavrami kalkiyor ortadan.
Batman garina gece indik, Hasan bizi karsiladi, geldi acsinizdir diye önce yemek yedirdi, sonra Batman da ki genclik evinin misafir evi götürdü bizi, üc gece kaldik orda.
Yorucu Suriye macerasindan sonra bize o misafir evi inanilmaz lüks gelmisti, ki zaten lüks tü, cok iyi bir otel den hic bir farki yoktu ve bizden haric hic kimse konaklamiyordu!!
Tertemiz banyolar ve odalar, temiz mis gibi nevresimler, mis gibi yataklar, allam ne uyku cekmistik, nasil yatakta yatmayi özlemisiz kac gün anlatamam ...
Hasan bize kurtarici gibi gelmisti o an :) odalari görünce sevincten sok olmustuk .. burda mi kalicaz diye sormustum, hani olamaz her halde dedim, ve o üc gün biz hep, acaba ne ödememiz gerekecek? acaba ücret ne kadar? ücretli mi? diye düsünüp durduk, aciklayim size: ücret ödemedik .. gayet güzel ve rahat konakladik, cok güvenli, inanilmaz düzenli ve temiz .. muhtesem, harika ötesi ... ya ne desem az kaliyor naaapim bilmiyorum .....

Batman da kaldigimiz süre boyunca Hasan bizimle ilgilendi, yardimci oldu, yanliz birakmadi, iyiligi o kadar cok ki, saymakla bitiremem, Hasan iyi ki varsin ve arkadasimiz olmussun, sana Almanya nin bütün Milka lari, Ritter Sport lari feda olsun!!! (kendisi cukulata hastasi da :))

Batman dan Mardin e gittigimiz de, Otobüs bizi kocaman Apartmanlar arasinda indirmisti, yok dedim burasi Mardin olamaz, ne bu ya .. sok oldum, ben merdivenli eski tas evler beklerken, sifirdan bir kente gelmisiz oysa .. Hasan i aradim, durumu anlattim, biz nerdeyiz neresi burasi napicaz diye .. (Hasan sende olmasan, halimiz harapti vallahi ya).. Hasan tamam panik yapmayin bekleyin dedi kapatti telefonu .. arkasindan aradi ve kuzenime haber verdim, o sizi gelip ordan alacak merak etmeyin, o ilgilenir sizinle dedi, aglamak istedim ya, öyle sevindim ki .. allah binlerce kez razi olsun Hasan yahu!
Sonra Hasan in kuzeni geldi, aldi bizi (öyle sansliyiz ki anlatamam ... gercekten), görmek istedigimiz Manastir vardi, oraya götürdü, aracsiz gidemezmisiz megerse, kuzen sayesinde görebildik Manastiri, arkasindan Kasimiye medresesini gezdirdi bize, arkasindan Mardini, yemek falan derken bizim yine yola cikmamiz gerekti, son dogu duragi Diyarbakir a.
Dolmus a bindirdi bizi kuzen, yine kavga kiyamet ücret ödendi, artik agzimi acmaya bile korkuyordum bu konuda, cünkü azar isitiyordum her defasinda, sanki cok kötü birsey söylemis gibi, insanlar bunu tamamen asagilanma ve küfür gibi algiliyodu, bu yüzden ceneme hakim olup oturuyordum hemen, bu konuda öncesinde yaptik tartismalardan boyumun ölcüsünü alarak.
Kuzen de tembihledi soföre, "kizlar sag salim Diyarbakira varacak yoksa tek muhattabim sensin" diye .. vaaay dedim, ne karizma ama yaa :))
daha anlatacak o kadar sey var ki ...

Simdi size bahsettigim abi ile ilgili bir olayi anlatim, neden bu kadar icime dert oldugunu anlarsiniz ..

Batman dan Hasankeyfe gitmek üzere sabahin erken saatin de dolmusa binecektik, ama dolmus duragi nerede bilmiyorduk, Hasan da bir gece önceden o Abiye "abi kizlar sana emanet, sen onlari götür bindir dolmus a " diye tembih etmisti.
Sabah saat 6da hemen kalktik hazirlandik, kostuk indik Misafir evinin avlusuna, abi bizi bekliyodu bile, orada hem güvenlik görevlisi, hemde baska bir is de daha calisiyor, aile gecindirmek kolay degil tabi ki. Bizi aldi kostura kostura pesinden Batman da zig zag cizerek Dolmus duragina kosuyoruz, atom karinca gibi de bi hiz var yani abi de :)
Duraga vardik, bizi Hasankeyfe götürecek Dolmus a vakit varmis daha, oturduk bi yere, her yer kapali daha, bizim karnimiz fena guruldamaya basladi, bi gece önce de bisey yememistik, gece cips yemistik yatakta acliktan uyuyamadigimiz icin.
Carola ile yutkuna yutkuna birbirimize bakip durduk, Abi anladi bizim o halimizden :) sordu kahvalti yaptiniz mi diye, vallahi dedim, cok erken ciktik ya, hemen indik seni bekletmeyelim diye, bisey yiyemedik (istesek yiycek bisey de yoktu gerci bizde), bekleyin dedi, viiiiiiz atom karinca gibi gitti, eli kolu dolu geri geldi, pogacalar, simitler, acmalar, allaaaaaaaaah benim mide de davul zurna Bayram havasi caliyor, o nefis, firindan taze ve sicak genel mamüller Halaya duracak midem de birazdan diye ic geciriyom :)) Carola desen ayni sekilde, agzinin sulari akiyor, aslan abi gitti bide cay cekti bize ücümüz beraber kahvalti yaptik ..

oooo hayatimin en güzel ve keyifli kahvaltisiydi :))) Abi ile yaptigimiz sohbet inanilmaz hos tu, Batman da gecen gencligi, yaptigi haylazliklar, ailesi, cocuklari, esi ..

Abi aciklama yapmisti firindan gelince bide, "aslinda yolda soracaktim bi yerde bisey yiyin öyle gidelim diye, ama beni tanimiyorsunuz, belki cekinirsiniz belki de yanlis anlarsiniz diye utandim, soramadim" .. anam anam varya, dedim olamaz, ne kadar saygili bi insan, inanamadim nu kadar düsünce ve itina, ne insanlarimiz varmis bizim ...

Dolmus gelince, abi bizi bindirdi, ücreti kavga kiyamet ödedi, bide tembihledi soföre, "bunlar benim bacilarim, gözün gibi bakacaksin karismam" diye.

Ve o abi ile vedalasmadan ve tesekkür bile edemeden ayrilmak zorunda kaldik Batman dan.

Icimde kaldi ve gercekten cok isteyerek ve icimden gelerek ufak birsey bizden hatira olsun istiyorum, önümüzde ki tatil de tek firsat bunun icin, o yüzden Ankara ya yol göründü sanirim.

Son olarak bir kez daha Dogu ya deginmek istiyorum, ben hayatimda gercekten böyle insanlar görmedim hic, bu kadar sicak, dürüst, iyi niyetli, misafirperver, alcakgönüllü ve tertemiz cidden piril piril insanlar .. Heryerden korkabilirsiniz ama Dogudan asla, bunu tekrar tekrar söyleme geregi duyuyorum, ön yargilari kirmazsak bu önyargilar bizi kendi icimizde bitirir ve böler buna izin vermeyelim, o insanlar bizden ve bizim parcamiz, biz sadece hep beraber bir anlam kazaniriz.

Ben Dogu yu cok sevdimi, mutlaka herkes bi kere gidip, gezip görmeli!!!!


not: bu gezi anilarini devam ettirmeli sanirim, bu sekilde bende unutmaktan kurtulurum .. ve okuyup hatirladikca yad ederim ..

Salı, Mayıs 11, 2010

Mah Cemalin Güneş midir Ay mıdır.. ?

Gece yaziyi biraktiktan sonra, türkü ararken, uzun zamandir bu Türküyü dinlemedigimi hatirladim, simdi de suyunu cikarana kadar dinlemeye basladim ..

Türkü de ki mahlas Mahmut Erdal´a ait, Internette kaynak olarak da o görünüyor, o yüzden bu ezginin Sivas in divrigi yöresine ait oldugunu düsünüyorum, yakisir da bence :) Divrigi´e karsi farkli bir sempatim vardi her zaman, divrigi´li arkadaslar saolsun :)

Bu ezgi olayi bitiriyor ama, sözleri o kadar kuvvetli ki, diyecek baska söz birakmiyor insana, özellikle bu kismi:

Canımı Sarrafta Gerdan Yaptırıp
Ak Göğsünün Üstüne Takasım Gelir ..

bu kismi dinleyince sanki ben ben degilim, o kadar etkiliyor beni.




Suan isdeyim ve aslinda bir sürü birikmis mail var, cevaplamam gereken, ilk bir saati daha uyku sersemi oldugumdan internette sagi solu dolasmak ve kahve icmekle ugrasiyorum, o arada, malum sabahin erken saati daha kimse benle konusmasin isterim, ben yeni uyaninca cok ters cok kil biriyim, cok gergin olurum, istem disi ama valla!

Hafta da bir iki kez Kampüsde ki Infobox da calisiyorum, normalde carsi meydaninda ki ofisde, bugün Infobox dayim, aslinda cok eglenceli burda calismak, sabah gelmek zorunda olmasam, ben haric Üniversite islerinden iki memur var bide, birisi Simona, digeri de Siggi.
Siggi ile arada bi laflar, önemli ve gerekli olan seyleri konusuruz, cok yüz verince sululuk yapmaya meyilli olan bir erkek Vatandas oldugundan ben mesafeyi hep ayni tutmaya calisiyorum. Simona cok tatli bir hanim, ama inanilmaz bir ceneye sahip, bazen allaam nolur sussun artik diye dua ediyorum icimden. Bu sabah gelir gelmez agzini bir acti hala kapayamadi, sular seller gibi konusur, dün tvde sunu izledim, esimle suraya gittim, ay bundan haberin varmiydi, ay bunu duymusmuydun ... sonu gelmiyor ... hayatta en nefret ettigim seydir bu.

Yilbasindan önce Siggi izinliydi, ben Simona ile yalniz calistim Infobox da, Siggi nin olmamasindan dolayi Simona bütün enerjisini bana dogru kanallastirdi sanirim, saatlerce kafami sisirdi. Anladim ki sonra, Siggi de celik gibi sinir sistemi olmali, ben hergün sabahtan aksama bu kadinla calissam, sinir krizi gecirir, cinnet gecirir, üniversite binasini tararim herhalde.
Tahammül sinirimi zorluyor Simona sabah sabah, aslinda diyesim var Simona bi birak, bi git, bi sus, bi kafami dinlim, isim birikiyor senin yüzünden .. alinir diye susuyorum.

Simona gurban gadaaan alam iki dakka rahat ver ama ... lütfen ama ...

Pazar, Mayıs 09, 2010

yaz mi gelmis? hani nerdeee???

bu ne yagmur bu ne Firtina?
diyorlar ki, Islanda da ki Volkan dan dolayi hava kötülesmis, göya havada ki tozlardan günes isinlari dünya ya kadar gelip bize yaz havasi yasatamiyorlarmis!

Cumartesi günü Erenin tasinmasinin serefine Mangal plani yapmistik, hazirliklar falan da tamam di ama hava sartlarindan dolayi iptal ettik, hem yagmur hem sohuk .. Göttingenin yerel havasi haline geldi bu artik .. cok bunaltici cok cok depresif bir hava.

Havanin bozuk olmasi derslere yaradi, makale ara, yazi oku, özet al, ezber yap .. vs. vs. ayrica bide evime yaradi, uzun zamandir gerekli olan büyük temizligi yapabildim, temizlikten sonra Carola oturmaya gelmisti, kizi iki dakka oturtmadim, aman dökme, aman bozma diye diye .. temizlik yeni olunca insan kiyamiyor be :))
simdi ferah ferah, temiz temiz yazin gelmesini bekliyoruz!!

Cumartesi program degistirdik mangal suya düsünce, Nörgelbuff diye Barimsi bir yer var Göttingen de, ünlü bir DJ müzik yapiyor, Balkan Beatz, yani esittir süper müzik :)) ben zaten uzun zamandir dinlemek istiyordum, her ayin ilk Cumartesinde yapilan bir Balkan gecesi oldugundan ayda bir kere gitme firsati olusuyor ve ben uzun zamandir gidip dinlemek istemistim. Shantel den girip Esma Redzepovaya ugrayip, Natash Atlas dan yola devam eden bir müzik ziyafeti cektik .. malum Türk müzigine cok yakin, tinilar cok benzer, bol bol da dans edip eglendik!

Tabii ben ve Elitza haric, kimse bu tür bir eglence ile yetinemedi, kimse derken, Carola, Victoria ve Ereni kastediyorum, Balkan gecesine Eren zaten katilmadi, kizlar gittik sadece, illa gece ordan baska bir yere gitmek istediler. Savoy diye bir kulüp var Göttingen de, sanirim burda kendi alaninda tek, ama benim kesinlikle sevmedigim ve gitmedigim bir yer.
Bes yildir buraliyim ama sadece bir kere gitmisligim var, onu da gecen yil Nisanda Annanin beni ziyaret ettiginde, Anna icin eglence olsun diye toplanip gitmistik, yani istem disi diyelim buna, bir kereye mahsus ve cok sIkIlmistim, hic eglenememistim.
Eren, Vic ve Caro nun en cok sevdigi yer, bu konuda her zaman tartisiriz ve fikirlerimiz ayrilir, oraya gitmenin tek bir amaci vardir, görmek/görünmek, götürmek/götürülmek, cok temiz bir ortam degil, insanlar ego tatmini icin gidiyor daha cok, yada artik her ne tatmini icinse ... ben üstü kapali söyleyim, siz anlayin.
Müzik türü de RnB ve HipHop, Erencik ve digerleri bayiliyorlar, bense o tür müzikten zerre kadar zevk alamiyorum, ne ruh bulurum, ne duygu, ne de anlam, yani o kadar bos birsey olamaz yarabbim (bu arada müzik konusunda da cok fikir zitliklarimiz vardir arkadaslar la).
Ayrica almanlar kesinlikle dans edemeyen, mese odunu benzeri bir millet, ellerinde birer kadeh, sagdan sola, soldan saga sallana sallana potansiyel manita keserler o kadar.

Güncel hasta oldugundan Cumartesi programina katilmadi, bugün ögleyin cumartesinin özetini almak icin bana ugradigi ve geceyi özetledik beraber, konu Savoy a gelince aynen benim düsüncelerimi dogruladi, tam senin düsündügün seyler icin gidiyor insanlar oraya dedi, orda bir benzetme kesfettim ben, Savoy türkiyede ki amele pazarlarina benziyor, bir sürü amele toplanmis, kim en düsük fiyata gidecek diye bekliyor .. canim arkadaslarim sözüm size degil, sizi katmiyorum o amelelere, ama yazik be size, öyle ortam da, benim canlarim cigerlerim .. büyük sözü de dinlemiyonuz ki ..

Neyse, laf uzadi, ben Balkan gecesinden hooob eve geldim, saat iki idi sanirim, onlar da direk Savoy a gecti, sabah bes e kadar orda kalmislar. Herkez istedigi gibi eglensin ne diim ..

Bir önceki Yazimda ben anlamam sevmem dedim, bu haftasonuda direk eglenceye .. cok mu tutarsizim ne? aman canim bunu sayamayiz ki ama, Balkan gecesi sonucta, yani disko misko degil :))
Güzel ve eglenceliydi, Elitza ile müzik konusunda cok uyumlu oldugumuzdan gerdan kirip göbek attik diyebilirim, yani kesinlikle :)

Bu hafta cok is ve cok ders var .. alllaaaaam sabir ver, sabir ver, sabir ver ...

Malatya, Malatya bulunmaz esiiiiin .. gönülleri costurur ayla günesiiiin ...

Pazar, Mayıs 02, 2010

iki ülke - iki Kültür arası - mutluluk ateş pahası

30 Nisan i, 1 Mayis a baglayan gece, almanlar icin cok önemli, niye simdi tam hatirlamiyorum, yani az cok biliyom, yalan yanlis bisey yazmayim diye aciklama yapmiyorum bu konuda.

Herneyse, o gece her yerde bir eglence olur, "Tanz in den Mai" Mayis a dans etmek anlaminda.
Carola gecen haftadan sordu bizde gidelim mi bir yere diye, valla dedim benim canim istemiyor, öyle disko olayina falan o kadar uzagim ki, hic ilgimi cekmiyor. Benim böyle olmami anlayamiyor, nasil cani istemez insanin diye sordu.

Sonra düsündüm ona bu soruyu cevaplaya bilmek icin. Eskiden cok heves ederdim, okul yillarinda, yani ergenlik cagindan, yetiskinlige gecerken. Allahim bütün arkadaslarim giderdi eglenirdi, öbür gün anlatirlardi uzun uzun okulda, ben hep dinlemekle yetinirdim sadece. Annem ve Babam hic izin vermezdi, sinifimda ki tek türk ögrenciydim, paralel sinifimda Selma diye bir arkadasim daha var, ikimiz o dönemin tek türk ögrencileriydik, ve ikimizin durumu ayniydi, hic birseye izin yok.
Sinif topluca alman olunca, onlar özgür, rahat bir genclik gecirirken, sen bir türk kizi olmanin agirligi altinda eziliyorsun ve dislaniyorsun, cünkü hic bir sosyal aktiviteye katilmaya izin alamiyorsun.
Bütün okul hayatim bu sekilde gecti, cok fazla birsey istemiyordum aslinda, yani sabahlara kadar gezim tozim istemiyordum, sadece arkadaslarimla birsey yapabilmekti istedigim.

Dogum günü olurdu, izin vermezlerdi. Arkadaslar carsida dondurma yemeye giderdi, izin alamazdim. Toplanip sinemaya giderlerdi, izin alamazdim. Birinde oturup müzik dinlemeye bulusurlardi, izin alamazdim. Hayatim okul ve ev arasinda gecti hep.
Bir süre sonra, hic bir davete katilamadigim icin, artik arkadaslarim davet de etmiyordu, ben onlarla sadece okulda arkadas olup orda görüsebiliyordum.
Sadece alman arkadaslarima karsi böyle degildi bu, genel olarak hic birseye izin verilmiyordu, Gülsen var, cok yakin arkadasim, onunla da görüsemiyordum, dogum gününe gitmek istemistim bir kere, sadece kizlar bir arada olacakti, günlerce yalvardim ama izin alamadim.
Evet, hayatim hep ev ve okul arasinda gecti.

Hayatimin ne kadar tadsiz tuzsuz oldugu hakkinda bir fikir edinmek mümkün mü acaba???

Ben gercekten genclik diye birsey yasamadim, dogdum, ögrenci oldum, sonra yetiskin oldum, bu kadar.

Sinifca geziler düzenlenirdi, almanya da bir ögrencinin hayatinda ki en önemli gezi, mezuniyet yilin da yapilan gezidir, bütün ögrenciler yillarca bu geziyi bekler.

Bende öyle.


Selma ile cok istemistik geziye katilmayi, bütün son siniflar beraber bir gezi yapacakti, zor bela ailelerimizi ikna etmistik, Selmanin babasi izin verince, bizimkiler de bana izin vermisti, Selma ile aylarca bunun heyecanini yasadik, inanilmaz birseydi bizim icin bu geziye katilmak, hayat gercekten degismismiydi ne?


Sonra ... amanin nede sürpriiiiz, Selmanin babasi vaz gecti Selmayi yollamaktan, bunu duyan benim ailem, benide yollamaktan vaz gecti, elalem ne derdi simdi beni tek türk kizi olarak yollarlarsa? sanirsin ki, orda topluca alem yapilacak.. töövbe töövbe.

Biz ikimiz kaldik, siniflarimiz güle eglene gitti, bari evde kalabilseydik ama yok, eger geziye katilmiyorsan, o bir haftayi baska bir sinifin dersine girmek zorundasin. Ceza gibi birsey bu sanki, o bir hafta hayatimin en berbat haftalarindan biriydi, herkezin alayli bakislari, yasadigim hayal kirikligi yetmiyormus gibi sanki, herkez arasinda konusuyor, türkler ya bunlar, aileleri yollamiyor o yüzden. Ne alakasi varsa sanki. Gencligim cehennem oldu okul yillarinda.

Günü birlik geziler olurdu, sabah gidip aksam dönülecek, arada bi izin verirlerdi, ama sakin bu duruma alismayim diye, kesinlikle bir gezi olacagi zaman ailem tarafindan bir ceza yerdim, muhakkak. Ya notlarim kötülestigi icin, ya derslerime kafa vermedigim icin yada her hangi baska bir sebepten dolayi, mutlaka o geziye gidememem icin bir sebep bulunurdu.
Allahim ne kadar isyan ettigim oldu. Insanin hayati böyle monoton ve renksizken zaten ne ders calismak istiyorsun ne de baska bisey, hic birsey umrunda olmuyor, motivasyon sifir yani.

Ögrenciligim her zaman dislanilmakla gecti, ben bir Türk ailenin kizi olmanin bedelini gercekten cok agir ödedim, iki Kültür arasinda ayakta durmanin bedelini cok cok agir ödedim.

Ne zaman, gidebilirmiyim, yapabilirmiyim, bulusabilirmiyim, alabilirmiyim .. ile biten bir soru sordugum da, "Evlenince kocanla gidersin" oldu hep cevap. Ben tek basina birsey yapamayacagima inandirildim hep, bir kadin sadece yaninda ki erkek kadar özgürdür, sadece onun kadar itibara sahiptir, kendi basina birsey degildir ve birsey yapamaz, Türk olmak böyle birsey, cocukluktan itibaren bunu beynimize isliyorlar.

-Evlenince kocanla yaparsin/gidersin/alirsin ... vs. ... Hayatimda en cok duyup, en cok nefret ettigim cümle olmustur!!!

Yok ben annemi babami suclamiyorum, bunlari anlatmam bu yüzden degil ki, allah onlari basimdan eksik etmesin ve asla onlarin acisini yasatmasin.
Annem ablami dünya ya getirdigin de 17 yasindaymis, benide 18inde dünya ya getirmis.
Babam annemden iki yas büyük sadece, yani biz cocukken, onlar bizden cok fazla büyük degildiler ki. Bizimle beraber onlar da büyüdü, cocuk nasil egitilir, nasil büyütülür, en zoru ise, farkli bir ülkede yasam nasil sürülür?
Babam cocukken gelmis Almanya ya, burada okula gitmis, cok zeki, cok aydin bir insan, ama almanyada ki türk toplumu her aydin i köreltir diyorum, baska birsey demiyorum.

Bizimle beraber onlar da büyüdü, neyi yanlis neyi dogru yaptiklarini onlar da bilmiyordu ki, simdi tabii ki daha farklilar, daha özgünler, bizi belki 5-6 yil daha gec dünyaya getirselerdi, belki daha farkli bir cocuklugum ve gencligim olurdu, bundan eminim. Gündüz ögrenci, aksam ev kizi olmazdim, millet gezer tozardi, ben 12 yasimda evde annemle sarma sarar yufka acardim, ne sacma aslinda, o yasta biz evi cekip cevirirdik, annemle babam üc vardiya calisirlardi, mecburen yardimci olmak zorundaydik, misafir gelirdi cat kapi, annem isde olurdu, mutfaga girer 4-5 cesit yemek yapardik, cay servisi yapardik, el öperdik, kolonya dökerdik, evin bütün isi bize bakardi. Bütün bunlari yine yapardim, ama arada bir bende arkadaslarimla yasima uygun faaliyetler de bulunmak isterdim, vallaha azmazdim, kötüye kullanmazdim, yanlis birsey yapmazdim.
Sadece dislanmaktan kurtulmak ve gercekten arkadaslarim olsun istedim, hic bir zaman hoobaaa özgür olayim, sevgili yapayim, her halti yiyeyim diye bir düsüncem yoktu, sinirlarimi biliyordum ve hic bir zaman ailemi zor durumda birakacak birsey yapmazdim ben yaaa .. yemin ediyorum yapmazdim.


Cok cabuk büyümek zorunda kaldim, cok cabuk sorumluluk tasimak zorunda kaldim, hep akilli, hep laf dinleyen, ona cizilen cizgiden cikmayan biri olmaya calistim.

O zamanlar heves ettigim o kadar sey vardi, hic birini yapamadim, simdi de o heves yok oldu, artik icimden gelmiyor, zamaninda olsaydi bende isterdim, ama gec gelen özgürlük birseye yaramiyormus. Yasamis oldugum o genclik benim simdi böyle bir insan olmamda büyük bir etken oldu tabii ki, daha farkliyim, belki daha olgun, belki daha geri kafali, ama cok farkli.

Hala cocuk gibiyim bazi konular da, hala ergen gibiyim bazi konular da, insanin icinde o kadar uhde kalinca, bazilarini illaki yasi kac olursa olsun yapmak istiyor.

Türk olmaktan nefret ettim ben. Neden allahim ben bir türk ailenin kiziyim diye cok isyan ettim o yillarda, niye alman olamadik bizde, yani niye? madem türküz, niye burdayiz, yada kimden sakindiklari icin bu sekilde hayatimi kisitliyor ailem? cevredeki türklerin lafi mi, yoksa almanlarin rahatligindan mi? bunu hic anlayamadim, ama sonra gördüm ki, cevrede ki türklerden kaynaklanan seyler di bunlar, laf edecekler, kötü konusacaklar korkusuyla ezildikce ezildik.
Kötü konusabilmeleri icin, aksam vakti beni bir yerde tek basina, yada yanimda tanimadiklari biri olmasi yeterli olurdu bile, öyle pis bir ortam di, insanlar birbirinin acigini bulup, leke sürmek icin pusu da bekliyordu sanki, yabanci bir ülke de birlik olacaklarina tam aksine davraniyorlar.

Hem utandim hem nefret ettim, ergenlik yasinda dislan, sonra görim ben, nasil bir piskopat olursun! türklük böyle birseyse, secim hakki taninmadi bana, böyle dogmusum ama kendi istegim degildi, ben türk olmak istemiyorum diye düsündüm hep.

Simdi bu duruma alismayi ve onunla yasamayi ögrendim, ama Carola beni anlayamiyor, neden isyan edip haklarimi elime almadigimi anlayamiyor, buna cevabim da: dediklerini yapamadim, cünkü ben türk bir ailenin kiziyim. ... ne tezat ama dimi ...

Ama ant ictim, ben bu zinciri kiricam, kimin ne düsündügü zerre kadar umrumda degil, bu benim hayatimsa, BEN nasil istiyorsam öyle yasayacagim, nasil mutlu oluyorsam öyle yapacagim herseyi.

Annem babam sizi cok seviyorum, yazdigim hic birsey sizi suclamak icin degil, iyi ki varsiniz, sizsiz hayatim cok anlamsiz bir hale gelir ve yasamanin bir degeri kalmaz ..