Çarşamba, Haziran 30, 2010

TWITTER dan bir #NOtayyip gecti ..

Twitter da Aski Memnu dizi finalinden dolayi Dünya trendi olduktan sonra, bir grup #NOtayyip eylemi ile ayni sekilde bir Dünya trendi olusturmaya calisti.

CNNturkte bu Konu ile ilgili cikan
Haber

#NOtayyip in tumblr'daki blogu
böyle bir eylem olur da, Cigdem katilmaz mi hic? tabi ki katilir .. #NOtayyip ile ilgili Bendeniz, Yeksare den inciler buyrunuz ...:


no limit diye bi parca vardi bir zamanlar, Tayyibime iyi gider diye düsündüm .. no no.. no no.. no no.. no no.. there is no Tayyip#notayyip

no Tayyip no cry ..
#notayyip again :)

Aglamayi Ferdi'den, baglamayi Orhan'dan, dogramayi Müslüm'den, kivirmayi da Tayyip'den ögrendik :)) son bi ´kez
#notayyip yahuuu ..

ellerini cekip Türkiyem den,Tayyooom yoksa gider mi oldun??? Bütün Dünya buna inansa, Hayat Bayram olsa! sirf bu yüzden -->
#notayyip

Zurna ötmeden, zil takmadan, bu kadar güzel kivirdigin icin sana gelsin Tayyyoooom dansözlerin Sah´i ...
#notayyip

sayende agzi bozuk olmayan insan cizgimden kayidigim icin küfürsüz hayata evet ve sana -->
#NOtayyip

anlayana sivrisinek saz, anlamayana davul zurna azzzz .. Hössst denecek bicim de bi´ kalin kafa olduun icin
#Notayyip

kic ta cikan ve insanin kasidikca kasiyasi gelen ciban kadar fuzuli ve gereksizsin
#notayyip

Sevmiyorum seni Tayyip, köylüyü, analari babalari, kardesleri bacilari, tüm Halki aglattigin ve bizi caresizlige sürükledigin icin, senden nefret etse bu Halk yeridir!!!


Git bi agacin dibine cömel, nasil oldugunu biliyosun zaten, ve yaptiklarini bi düsün .. bi düsün derim ...

Pazar, Haziran 27, 2010

arkadas olsun isterim, yüregi dag gibi ..

iki cay söylemistik orda, biri acik // keske yalniz bunun icin sevseydim seni ..

Emre cok seviyorum senin sözlerini arkadasim, iyi ki varsin sen ya ..

seni böööyle cok sevmemin sebeplerinden birisi de, benimle bir gece vakti üsenmeden, sabahi getirene kadar, o cok sevdigim Dizi icin, bir dörtlük yazman .. ne de güzel bir is cikardik :) yüregimize saglik canimin ici arkadasim .. sen hep orda ol .. hep!

Feride´m yunan heykelleri gibin,
Meftunu çok imiş kızıl leblerin,
İlacı sende onulmaz dertlerin,
Aşkınla perişan oldu halimin ..



Cumartesi, Haziran 19, 2010

mutlu biten bir Masal ..

Bugün Isvec Prensesi Victoria ile sade Vatandas Daniel Westling´in Dügün törenine tanik oldu Avrupa.

aslinda her Kadin bir masalin rüyasini kuruyordur eminim ..

Prenseslik hayalini her kücük kiz bir kere kurmustur, erkekler Prens hayalini kuruyormudur peki cocukken?
Daniel Westling kuruyormuydu bilmem ama onun yasadiklari gercekten masalsi, bu kesin.

7 yil boyunca Kral Carl Gustav´in bu evlilige onay vermesini beklediler, bütün zorluklari asip, herkese karsi koyarak sevgilerinin ve asklarinin arkasinda durdular. Hic olmayan oldu, ve Kraliyet soyundan gelmeyen, sade bir Vatandas olan Daniel, sevdigi kadina, ve Kraliyete karsi gelen Victoria sevdigi adama kavustu. Yillarca bekleyip birbirlerinden vazgecmediler ve sahane bir Dügün töreni ile de mükafaatlandirildilar.

Bütün gün salya sümük modun da, televizyon dan Dügün törenini takip ettim ben de, birbirine bu kadar yakisan bir cifti görmedim uzun zamandir, inanilmaz güzel bir törendi. Victoria Prenses´e gelinlik cok yakismis ve mutluluklari televizyon dan dahi hissedebiliniyordu. Hersey muhtesem di!

En cok duygulandigim an, Victoria Prensesin halka yaptigi konusma aninda idi, beni duygulandiran sözleri:
"Isvec halki size cok tesekkür ediyorum, cünkü bana Prensimi siz verdiniz",
duydugu Sevgiyi bundan daha güzel bir sekilde ifade edemezdi bence, 7 yil bekledikten sonra duydugu mutluluk inanilmaz olsa gerek, ne kadar mütesekkirdi.

Insanlar mücadele sonucunda ve cabalayarak ve direnip savasarak elde edilen asklara ve sevgilere karsi her zaman büyük bir zaaf duymustur.

Umarim cok mutlu olurlar ve yakin zamanda bir veliaht sahibi olurlar!





Perşembe, Haziran 17, 2010

Dövün beni son kararim ..

yaaaa ... ben galiba bir tane dövme daha istiyorum.

Bir kac gündür ayak bilegime bir dövme yaptirsam nasil olur, veya nasil birsey yaptirabilirim diye düsünüp duruyorum. Aslinda hic aklimda yoktu bir tane daha ama nedense suan cok cazip ve cekici geliyor. Internette bir sürü foto aradim, ayak bilegine nasil dövme olur diye, kafam da belirli bir sekil yok, kah icinde günes olsun istiyorum, kah kelebek olsun istiyorum hala belirgin birsey oturtamadim acikcasi.

Foto ararken Internette, Kina ile yapilabilinecek gecici dövme ile ilgili bir kac birsey buldum, ebay den direk uygun birsey bulup ismarladim dayanamayip.
Mehndi, yani Hint kinasi yapabilinecek bir Sablon ve yaninda nasil yapildigini adim adim anlatan bir kitapcik. Gelir gelmez hemen elime bildigimiz Türk kinasi ile (türk diyorum ama nereden bilmiyorum aslinda) Mehndi Sablonlari ile türlü sekiller yapmak icin can atiyorum!


Bende inanilmaz bir kina sevgisi vardir, cocuklugum dan bu yana, elime kina yakmaya bayilirim. Arada bi canim ister, oturur elime kürdanla desen cizip kina yakarim, yada eski usul, avuc icine yuvarlak bir sekil de olabilir, yeter ki kina olsun, kokusuna hastayim ya, kinayi yaktiktan sonra hergün koklar dururum salak gibi :) bu hafta sonu yine kina yakicam elime ama dövme konusunda sanirim kararim kesin, bu yil bi dövme daha istiyorum!

Ilk dövmemi yaptirirken cok fazla düsünmemistim, sol bilegime bir Cigdem dövmesi yaptirmistim, ani bir karardi, sabah kalktigimda dövme yaptir diye bir ses duydum cidden :)

nicin sol bilegime yaptirdigima gelince, evde annemle yemek yaparken düdüklü havaya ucmustu, bende o sirada yakininda biseyler yapiyordum, icinde ki malzeme öyle bir hizla etrafa sicramisti ki, yeterince hizli kenara cekilememistim ve bilegimi yakmistim, yanik izi hala cok belirgindi bana göre, artik morluk gibi duruyordu, sanki dayak yemisim de, birisi sopayla bilegimi morartmis gibiydi, herkes soruyodu bide bilegine noldu diye, bu yüzden yanik izini en iyisi bir dövme ile kapatabilirim diye düsündüm ve sol bilegim de karar kilmistim, gayet te memnunum bu kararimdan.

Annemin dövme yaptirmis olmam hosuna gitmez diye düsünmüstüm, haber vermeyip emri vaki yapmistim, eve gittigim de gördü, o ne diye sordu, bende bak cigdem, demistim cok cekingen bir sekilde, annemin yorumu "güzelmis" oldu sadece, ne kizdi ne gürledi ne azarladi, hosuna gitti gercekten, bu tepkiyi hic beklemiyordum, ben kendimi iyi bir azara hazirlamistim oysa :)

En son annemler de iken, Derya ile bizim mutfakta oturuyorduk, Derya dövme yaptirmak istedigini ama babasinin izin vermeyecegini düsündügünü (bu arada Derya evli, evi barki da ailesinden ayri) anlatiyordu, annem kulak misafiri olmus ve Derya ya "emri vaki yap Derya, sen simdi sorarsan hayir diyecek ama yaptirdiktan sonra zaten kabul etmek zorunda kalacak, o yüzden gercekten cok istiyorsan git yaptir" dedi.

Ben sokumsu bi hale girdim, anne dedim ne diyorsun? sende öyle yaptinya dedi, bende önce sorsaydin hayir derdim, ama görünce hosuma gitti, ne var ki dövme de yani dedi.

Iste benim annem :) ikimiz büyüdükce, birbirimize daha da cok benzemeye basladik hem fiziki yönden hem de kafa olarak! seni cok seviyorum Annem yaaaa ;)

Bakalim bi bu ikinci dövmeye annemin tepkisi ne olacak???

Çarşamba, Haziran 16, 2010

inim inim inler vicdanim ...

vallaaada billaaaada öyle .. haril haril albüm indirdim netten son iki saat icinde, ya burda böyle alenen söylemem basima bi dert acmaz dimi?
Ya niye bana yakin bi yere söyle tam tesekküllü bir CD´ci falan acmiyor? eminim ki benim alacagim CDler sayesinde bile kirasini karsilayabilecek durumu olur, zira bütün maasimi, bir cirpida, gözümü kirpmadan yatiririm oraya, yeter ki secenek cok olsun!

Spor da dinlemek icin yeni albümlere ihtiyacim vardi acilen, hem biraz aktif, hem biraz pasif, hem eglenceli hem bazen dramatik hem fikir fikir hem de hüngür hüngür biseyler lazim di, buldum nitekim, Ibrahim Tatlisesin albümünü de indirdim valla, gözünün yasina bakmadim, sporda eminim cok iyi gider :) hemen hepsini mp3 e ekledim, heyecanla yarin olmasini bekliyorum, kendimi sartlarim üstelik, spordan önce dinlemiyceksin diye, siz düsünün artik icimde ki heyecani ;) Ibo Semmame diye türkünün notasini basarken ben ter dökücem :)

uzun zamandir Victoria nin nasil oluyor da her konuda bu kadar sansli olabildigini, sürekli dört ayak üstüne düsebildigini ve bunun sirrinin ne oldugunu düsünüp durdum, Victoria "The Secret"´e tamamen uydugunu ve ordan ögrendiklerini uyguladigini söyledi bana .. hatta bi kere acayip bisey olmustu, Victoria Carola ya telefon acip beni rüyasinda gördügünü söylemis, rüyasinda benim cok istedigim birseye sahip oldugumu görmüs, ve bu istedigim seyden haberi yoktu, Carola bana anlatti, sok olmustum, nasil bilebilir diye, ve Victoria nin rüyasina yakin bir sekilde oldu sonra, bu olaydan sonra Secret olayini daha sikca düsünmeye basladim, ve artik Kitabi almaya karar verdim.

Bu hafta icinde gelecegini umud ediyorum, evren den istedigim o kadar cok sey var ki, hani bide o kadar borcu var bana evrenin bunca zaman isteyip te alamadiklarim nolcak??
kurusu kurusuna isterim valla, hele bi sirri cözeyim, evrene dilek nasil yollanir, ve evrenden nasil istedigimi alabilirim bi cözeyim, elinden donuna kadar alacagim Evren, sen mi yaman, ben mi yaman, hangimiz daha büyük görecegiiiiiiz :))
Neler mi istiycem?? aaaaaah bi bilseniz .... ahhh ahhhh bi bilseniz .........

DÜNYA-KUPASI bize de dokunmadan gecmiyor .. tahmin etmisinizdir :) Gecen hafta almanya nin ilk maci icin evde boyandik, siyah-kirmizi-sariya öyle ciktik evden ve hep beraber izledik maci, az cok ise yarayan fotolar cekebildim, gec saat oldugu icin, e bide alkol seviyesini göz önünde bulundurmak lazim :) cekebildigim kadar artik :)




Maci izledikten sonra ki halimiz ... 1.


















Maci izledikten sonra ki halimiz ... 2.















Hizini alamayan Vatandas ...












Sehirin gözdesi, biricik Cesmesi "Gänseliesl" (Kaz´li kiz) genelde her mac sonrasi bir grup taskin ve ergen genc, üzerine tirmanir ve kocaman bir Almanya Bayragini sallar

Zavvali Gänseliesl ve Sagda Belediye binasi, simdi belli olmuyor ama Binayi zapt etmisti yukari da bahsettigim bir grup taskin ve ergen genc :)

Güzide kentimizin carsisi ... dikkatinizi cekmek isterim, siradan bir gün de bu Carsi yi hic bir zaman böyle kalabalik göremezsiniz .. Fotolari cektigimde saatler 23´ü geciyordu ve heryer tiklim tiklim, adim atilacak yer yoktu .. bazen almanya da güzel oluyor ...


Hepimiz Almanya yiz .. bu ay ki sloganimiz :))

Pazartesi, Haziran 14, 2010

yeni asbap = yeni ben?

basliktan anlasilmak üzere oldugu gibi ve tabi blogumun sahane yeni görünümünden, biraz degisiklik yapmam gerektigini düsündüm ve blog dan basladim ise, bu degisiklikle birlikte ben de belki biraz degisirim diye beyhude bir umud icerisine girmis bulunuyorum, haberiniz ola!
biri beni durdurmayi falan düsünüyorsa, iste simdi tam zamani.

Bir hafta önce Sevval Sam´in Has Arabesk isimli albümünü aldim, yani aslinda internetten indirdim de söylemeye utandim .. ama vallaha ben Istanbul da iken bulsaydim bir yerde alirdim, zira 20 yeni cd aldim geldim, bi Sevvalimin ki mi koyacakti bana, yok valla, ben orjinal hastasiyim, alirdim, ekmek kuran carpsin alirdim yani. (birden böyle fazla fazla kendimi müdafaa cabasina girdim niyeyse ..).. neyse albüm benim cok hosuma gitti, bende Müslümcü potansiyeli varmis megerse, nede olsa gurbetci ve Arabeskci bir kusaginin cocuguyum, anam babam Fabrika da calisirken biz alamanyalar da evden cikamaz, ööööle boynu bükük emrah modun da evi beklerdik, büyük sehirin tozu dumani icinde. (simdi bu yazdigimi, büyüdügüm o sirin alman köyünde ki almanlar okusa, yazik olsun sana harcadigimiz emeklere, zehir zikkim olsun dalindan koparip yidigiiin kirazlar diyecekler eminim ...)
Müslüm Baba zamaninda ergen olaydim kesin cilet atardim bilimum uzuvlarima, o dönemi sag salim atlatabilmem konusunda kendime cok güvenemiyorum.
Sizde aliniz, dinleyiniz efenim!!!

Türkiye den dönüste bir Karton sigara almistim, 1 Haziran da dönmüstük, bugün ayin 14.ü benim karton ucup gitmis .. Hayvan gibi icmisim yani, oha oldum cüs oldum, direk bu oha cüs moduna gectim, ne zaman nasil ictim bilmiyorum? Abi kim otlandi benden böyle anlamadim? tövbe billah hepsini ben icmedim, genelde bi yerde biri otlaniyor, bi masada birakmaya görim, aninda birileri belese icmeye kalkiyor, aksam a dogru bir baktim son sigara ya gelmisim, evde dolu paketim olsa aklimin ucundan bile gecmez sigara ama bitti ya, illa seytan dürtecek, "kesin canin istiycek, git al yeni paket" diye.

Ne de olsa seytan, sus otur da diyemiyosun, elim mahkum, ciktim o gazla, evin önünde sigara otomatik seysi vardi, bi ciktim, elimde para ve banka karti (banka karti yas kontrolü icin), bi de ne görim??? hic birsey göremedim aslinda daha dogru olur! Sigara otomatik seysini kaldirmislar, ama hangi ara ne zaman, anlamadim?!
Hah dedim, bi bu eksikti ... seytan yine dürtmeye basladi, hadi cigdem, atla bisiklete cigdem, benzinlik cok yakin cigdem, hadi cigdem ... diye diye ... aklimi celdi, benim sucum günahim ne dimi??? bi baktim, bisikletin üzerindeyim, nasil ve ne zaman ciktim hic haberim yok allah inandirsin! Benzinlige vardim, icimde bir güc, bir enerji anlatilmaz, sigara alicam ya, sinir sistemi Davul Zurna esliginde bekliyor, o bicim yani.

Ben öyle darmadagin bir halde iceri girdim, bi baktim kasa da o cocuk, inanilmaz hos bir tip ya, tam ben girerken iki kisi cikiyordu, o arada benim girdigimi görmedi, kasanin basinda durdum beni farketti, "pardon görmedim sizi" dedi, bende hemen en sirin halimi takinip "öyle gözden kacacak bir kisi de degilim ki" diye karsilik verdim, gülüstük, kendi kendime "acaba flörtmü ediyorum ben simdi??" sipayla diyorum, sonra "yok canim flört degil, alt tarafi sirinlik olsun diye dedim, ne var yani bunda, kendine gel cigdem, sigarani al git!!!" dedim ..

aldim paketi, verdim parayi, cocuk hala bakiyor bana "innasabirin" cektim icimden, "acaba gercekten flört etmek istedigimi mi düsünüyor??" diye de sordum kendime.. cocuk hala israrlagöz temasinda, hemen sigarayla beraber ciktim disari, bisikletin anahtarini ariyorum, kahrolasi anahtar nerde diye öyle bakinip dururken, cocuk sandi herhalde onu bekliyorum, bi baktim bana dogru geliyor, o an üzerime inanilmaz bir güc geliverdi, anahtari bulup, kilidi acip kendimi bisikletin üzerine atisim saniyeler sürmedi, atletik bir ziplayisla hooooop sag bacakla basi cekerek nasil, matrix havasinda nasil atlamisim üzerinde, yolda pedala basarken kavrayabildim ancak!

Sanki öyle korkup kacacak ne vardi, birak flört etsin nolcak sanki? valla bilmiyorum ama hep böyle oluyor, yasadigim kötü ve salak deneyimler sayesinde bir flörtzede yada bir flörtaptaliyim diyebilirim, yasa baaaak e bide basa baaaaaak ... icler acisi bir durum söz konusu yani. Karsi tarafin hakkimda kimbilir neler düsündügünü artik hic tahmin bile etmek istemiyorum.

Ya benim flört edecek yada birini tavlayacak kabiliyetim yok, annem babam biliyorum siz de okursunuz belki simdi bunu, ama bu da iyi, en azindan iciniz rahat olur, ben ömrü billah bir eyleme girisemem, bu kesin. (ben iciniz rahat olur diyorum ama belki "ahanda sictik, bu kiz coluk cocuga da karisamaz" diyosunuzdur)

Böyle biseyler oluyor, sonra ben korkup aniden bir fren yapiyorum, olmasin diye, cünkü olursa kimbilir ne olacak, garantimiz var mi? yok! o halde olmasin daha iyi, gayet düz bir mantik benimki si.
Ha bi´de söyle bir sorunum var, ben hayatta bir cocuk dan hoslandigimi gösteremem, genelde hoslandigim kisi, ondan nefret ettigimi ve hic hoslanmadigimi düsünür, sebebide gayet acik, öyle davraniyorum da ondan.
Kasap sevdigi postu yerden yere vurur hesabi.
Öyle bir hazir cevaplik, bi espirilik, bir standupcilik geliyorki üzerime sormayin, cocukcagiz benim ondan hoslandigimi anlamasin diye, onu yerin dibine sokup cikaririm, acigini bulup onla dalga gecer, sürekli tiye alir, herseyini malzeme yaparim, sirf o benim ondan hoslandigimi anlamasin diye. Baska zaman agir basli, iyi huylu, sessiz, sakin, güler yüzlü olan beeeen, aniden aslan kesiliyorum, Canavar oluveriyom bi anda, Dr.Jekyll ve Mr. Hyde.´in disisi gibiyim aynen!

En son böyle bir durumda kaldigimda, Carola da vardi yanimda, ve sonra onu tembihledim, "eger benim biriyle sürekli dalga gectigimi ve onu ciddiye almadigimi ve sürekli ona takildigimi farkedersen, anla ki ben hoslandim ondan ve o anlamasin diye yapiyorum ve lütfen cok gec olmadan durdur beni böyle bir durumda, cünkü ben kendim bunu basaramiyorum!!" carola nin cevabi ise "eger bunu türkce yapiyorsan, anlamam mümkün degil ..." hakli valla, bu son olaylar hep türkce yasandi. Zor bir durum yahu yaaaa .. ben kimse hoslandigimi anlamasin diye cocugu cidden yerin dibine soktum cikardim, soktum cikardim, türlü türlü dalga gectim, ismiyle bile dalga gectim ya, ben ne igrenc ne hayvanimsi bisiiyim yaaa??? sonra hic onun hakkinda ve onunla konusmadim, sanki o yokmus gibi davrandim, burnum havalar da, bi afra bi tafra sormayin, sanirsin ki dünya yi ben yarattim, aglamak istiyorum!!! ya benden nefret etse yeridir, ne diim, bana müstehaktir!

Hala büyüdükce olgunlasacagima dair ufak bir ümidim var benim ama... allah kerimdir..

Benim böyle olmama yol acan salak deneyim den birini anlatayim size.

Sene 2003 galiba, Gülsen ve o zaman daha kücücük olan kuzenlerim Esra ve Ebru ile Kölne Noel pazarina gezmeye gittik, benim ufak bir Fiat Punto´m var o zamanlar.
Gezdikten sonra Keupstrasse de Harran da dürüm ve Künefe yedik, biz Künefe yerken iceri biri girdi, ama nasil havali, karizmasi da tavan yapmis bir vatandas! Önce girisden bizim tarafa bakip durdu, sonra karsimiz da oturdu ve bakmaya devam etti, ben herhalde hoslandi benden falan havalarina girdim tabi, öyle bakismalar falan sürüyor, ama giki da cikmiyor.
Zaman ilerledi ve biz artik yola cikmaya karar verdik, o hala öküzün trene baktigi gibi bakiyor, dedim iyi gelip bisey demiyor, insan bi telefon numarasi falan ister dimi ama?! ben erkek olcaktim varya?!?!?!!!!

Ciktik biz mekandan, benim Fiatin önüne hiyarin teki hayvan gibi bir mercedes park etmis, nasil da girdiyse oraya, tikis tikis olmus benim arabayla, elimizde posetler vardi, bagaja yerlestirirken, o herifin icerden bana baktigini gördüm, bagajin kapisini kapatirken bi baktim bana dogru geliyor, aha dedim, simdi kesin gidecegimi anladi, son dakka gol atacak, öyle bi hali vardi.

Bu hayvan cikti disari, geldi bana dogru ve dedi ki "cikarken benim arabaya carpma haaaaaa" aynen böyle dedi, bu sonda ki "haaaaaaa" sanki kis uykusundan bir ayi dagdan iniyomus da, cevreye haber veriyormus gibi bir ses di, yok hayatim da bir ayi sesini duymadim, ama duysam kesin bu ses o ses di! bundan eminim!

Kölnün en büyük ayisi merhaba dedim icimden, oha cüs modun da donup kaldim, herifte ki tavan olan karizma, öyle bi düsüs yapti ki, ayaklarimin altinda ufalandi gitti.

Sok u atlatip arabaya bindim, topluca kahkaha tufani kopardik, ahanda reel hayat, ahanda maganda, abi ya secerek mi yolluyor evren sizi benim karsima?? anlamis degilim.. bende bir ayi sensörü var galiba, böyle beynimden teller uzayip potansiyel ayi var mi diye, cevreyi tariyor sanirim.

Kapsama alanimda parazit olsun lütfen, daha da cekemiyorum böyle ayilari!!!

Iste bir tarafta kendi beceriksizligim ve diger tarafta vay hayvan vay diyebilecegim ayar da ki erkek müsveddeleri!

Cumartesi, Haziran 12, 2010

cok sevdim ... cok sevdim ...

Mazlum Cimen den ISTANBULLUM .. cok güzel bir ezgi ya ..

Perşembe, Haziran 10, 2010

Çerez tabağı teoremi

Fatih ALTAYLI' DAN

Çerez tabağı teoremi-1

Galatasaray Lisesi'nden bir arkadaşım hâlâ evlenemedi.Geçenlerde yeter
artık evlen,evlen de çoluk çocuk sahibi ol dedim. Aşağıdaki teoriyi aktardı:
Bir kuruyemiş tabağı kalabalık bir grubun önüne geldiği zaman sırasıyla
önce antepfıstıkları, ardından bademler, sonra fındıklar gider. En sona
beyaz ve sarı leblebiler kalır. Eğer belli bir yaşa kadar evlenmemişsen de
durum farklı olmaz. Ya kalan leblebiler ve ayçekirdekleri ile idare edersin,
ya da olur ya bir fıstık bulurum diye tabağı karıştırır durursun..

Çerez tabağı teoremi- 2

Geçen hafta bir türlü evlenemeyen bir arkadaşımın, ileri yaşta evlenmekle,
çerez tabağı arasındaki benzerliğianlatan görüşlerini aktarmıştım.Bu yazı
üzerine, bazı okurlarımdan eklemeler geldi. Ben tabakta en sona kalanların
sarı ve beyaz leblebiler olduğunu yazmıştım.Mektep arkadaşım Merih
Tüzün şöyle yazmış: "Sevgili Fatih, aynı tabakta ucu açılmamış kabuklu
şam fıstıkları da kalır. Herkes bir eller, bakar ama kimse açmaya cesaret
edemez, tabağa geri bırakır. Onlara ulaşmak cesaret ister. Dişine
güveneceksin kıracaksın ki, içinde gizlediği lezzete ulaşabilesin. Ama
risklidir, dişini kırabilirsin."

Sevgimizin aşkımızın üstünden ..

... Sene geçti mevsim geçti ay geçti

Hülyamızın rüyamızın üstünden
Yağmur geçti dolu geçti kar geçti

Ne birleştik ne ayrıldık biz senle
Kış geçti, bahar geçti, yaz geçti

Bu aşkın, bu sevdanın üstünden
Hayat geçti, ömür geçti, yaş geçti

Sevgimizin, aşkımızın üstünden
Sene geçti, mevsim geçti, ay geçti

Hülyamızın, rüyamızın üstünden
Yağmur geçti, dolu geçti, kar geçti

bu gün "canim ailem" dizisinin Final bölümünü izledim .. türk televizyonun da onca tirt olan dizi halen devam ederken nicin bu diziyi bitirdiler???
Ey yapimcilar!!!!! nicin!!!! nicin!!!!

Herkes evlendi, mutlu oldu, Seyhanin bebegi dogdu, Refika Zeynep, cok güzel bir Final oldu .. bari güzel bitti, Selpagim tükendi bu arada, burnum tikanik, agliycam diye gözlerim sisti, Halim ve Feride kavustular, cok dokundu ya bana ..vallahi cok kötü oldum .. sadece bir dizi biliyorum ama ben kendimi kaptirmistim bu diziye, bile isteye üstelik, bitti artik, bitti, yönetmenler mutlumusunuz? devam edin tirt dizilere, ben izlemem haberiniz olsun!!

bir ara kendim le ilgili süpheye düstüm, Emre ye mail attim hemen, "cok kötüyüm, dizi bitti diye yikilacak kadar bos bir insanmiyim ben yaa" diye .. bana cok cok iyi gelen bir aninda cevap geldi:

"
İlk olarak şaka mahiyetinde yazmış olsan da "niye .... boş bir insanım" şeklindeki ifadene sataşmak istiyorum. Severek yaptığın herşeyin entel dantel işler olması gerekmiyor. İnsanın nitelik olarak mahiyetinin ne olduğunu bu belirlemez. İlgilendiği konuyla nasıl ilgilendiği belirler. Dolayısıyla ilk elde önemli olan şey severek yaptığın bişeyler olması"
Emreeee arkadaslarin en güzeli, seni cok seviyorum kardesim yaaaa :)) nasil üzüldügümü anlayabildigini sandigini da eklemis son olarak ;)

Begüm le konustum, o da ben le ayni durumdaymis, salya sümük izlemis diziyi, hatta final bölümünü beraber bidaa izliycez, hüngür hüngür aglayarak .. "gercek hayatta Halim ler nerede saklaniyorlar, biz nicin göremiyoruz onlari?" diye sordum ve Begüm "gercek hayatta Halim ler Fasulye de saklaniyor" dedi .. he gülüüm herkesin bakis acisi farkli :)
kendim icin bi de su tespite vardim ben ama:

yoksa agladigimiz kendi halimiz de, diziyi mi bahane ediyoruz?

bu diziyi niye böyle cok sevdim?

benim istediklerimi yansittigi icin mi? sahip olamadiklarima baskalari sahip olduklarinda, yasam nasil güzel olabiliyormus, bunu gördügüm icin ve sirf hayali degil de, böyle canli gördügüm icin, icim de hala bir umudum, sessiz ama yine de benim duyabilecegim bir sekilde "kizim bak belki gercek hayatta da yasanabilir böyle bir ask, sen inanmaya devam et" dedigi icindir belki de .. simdi dizi bitince, öyle bir ses de olmayacak, dolayisiyla umudu ayakta tutan bisey de olmayacak, dizi de Halim ile Feride yi gördükce, belki gercekten böyle seven bir adam var bi yerde diyebiliyordum, simdi gözümün önünde Halim de yok, ki Halim zaten hic yoktu ki ..

o Ilker Aksum du hep ve belki gercek hayatinda nalet bi herifin teki, nerden bilebilirim ama bana bir erkegin Halim olabilme ihtimalini sevdirmisti bu dizi ..

dedigim gibi basa döndük ..

Hayal aleminden cik ve merhaba Heeeyvanlar alemi ..

Bu dizi bi de benim icimde ki adana insani ruhunu körüklüyodu sanki anam babam .. ama simdi .. hayirdir insalaaah .. hayirdir insallaaaaah ...

dipnotum: Hayrina Selpak yollayan olursa, makbule gecer ... ahhh Halim aaahhhhh ..... gözlerim kurbaaaa gibin oldu sayende Haliiiiiiiiim ....

son dipnotum: suan saatimiz gece 3´ü bulmak üzere ..aksam dan itibaren baslayan yagmur hala araliksiz yagiyor, sürekli gök gürüldüyor ve simsek cakiyor (ikisinden de korkuyorum ben aslinda ...) ve gercekten felaket bir yogunlukta yagiyor yagmur .. sel olacak sanirim ..

en son dipnotum: Isyanim var benim kadereeeeeeee ...

Pazartesi, Haziran 07, 2010

çeşm-i çerağım ..

Allahim alsin benim ömrüm den sana versin gözleri boncugum, gelecegin hayirli ve ay gibi parlak olsun, yolundan her tür kötülük uzak dursun, sana art niyetle bakan karsisinda beni bulsun, nurum benim, gözleri mavis kizim, herseyin en hayirlisi seni bulsun ... !







icim eriyor, öyle bir eriyor ki .. kendi cocugum olsa birgün onu da Günesim i sevdigim kadar severmiyim bilemiyorum, öyle bir tutku ile seviyorum ben onu .. bir tanem senin icin ne dilersem dileyeyim, tanridan ne istersem isteyeyim, yine de en azini istemis gibi hissediyorum kendimi, öyle cok seviyorum ki seni, hic birseyi sana yakisir güzellige ve iyilige kilamiyorum ... sana olan sevgimi anlatmaya yeterli degil ki kelimeler, kimsenin kelime hazinesi bu kadar genis olamaz, anlatmaya calissam, zaten kimse anlayamaz ...

Günesim iyi ki varsin, iyi ki dogmussun .. bütün nazarlar senden uzak dursun ..!!!!

Sevgili günlük ..

birden bir mutluluk düstü icime, o yüzden böyle ergen gibi baslik atasim geldi.

Bazen Hayat hic beklenmedik bir anda bizi mutlu ediyor, yeni yollar görünüyor.

Mutluyum galiba, öyle hissediyorum.

Kuskulanmamaliyim sanirim, öyleyse öyledir, düsünmemeliyim, belki de.

Gercek bir günlük tutmayali da yillar oldu, asirlar gibi gecen yillar. Biri gelir de kendime bile söyleyemedigim en ama en kuytu fikirlerime ortak olur, bir bakis atar günlügüme ve o bakis benim felaketim olur diye .. diye .. biraktim günlük yazmayi, bes yil öncesinde.

Niye bes yil öncesinde mi? o korktugum bakisi atan oldu diye, ne gecmis biraktim ne de kederli bir düsünce, kendime saklamak icin karaladigim cicek böcekleri bile soldurup gömdüm, bir daha da acmasin ve acilmasin diye.

Öyle ya, bu gün de durup dururken cicek böcek cizesim geldi, sayfalarca cizdim hatta.

Sen cicek - ben böcek, bize baska ne gerek?

dipnotum: bu son cümle de kafiye oldu diye hosuma gitti, yok öyle cicek böcek, yanlis anlasilmaya mahal vermeyeyim, hala dalinda bitane kara üzüm vaziyetindeyim :)

anam babam ne yazsam da kafiye oluyooo :)

Istanbulum dan ve Ankaram dan ..



Sayili gün dedigin, cabuk harcanan, tadina doyum olmayan birsey .. ne kadar uzun olursa olsun, son gün gelince, tatil hep kisa gelmis oluyor .. sevmiyorum bu durumu.
650 civarinda fotograf cektim, secip anca bunlari yükleyebildim, gönlüm isterki hepsini paylasim ama blogspotu cökertmek te istemem :)

Günesim den fazla foto yüklemedim simdilik, evde onlari birlestirip yüklemeyi düsünüyorum ama, onun fotolari öyle cok güzel ki, paylasmasam eksik kalir bir yanim, yemin ederim öyle! Onu ben cok seviyorum ya, icim gidiyor bicir bicir konusmasini ciiiiideeeem diyisini düsününce!

ilk foto Ankara da, Ilknurlarin Balkonunda, kahvaltidan sonra, Istanbula dogru yola cikmadan cekildi .. herkes gayet mutlu, en cok ta Günes Sultan :)


alttaki fotoyu Emrenin yegeni Bahar in okulda cekindik, Bahar sinif arkadaslarina Dayimin almanya dan arkadaslari geldi diye anlatinca, sinifca almanlar la tanismak istemisler (bendeniz egreti alman ;) ), Avrupa Koleji oldugundan almanca ders görüyorlar, dolayisiyla hayatlarinda ilk kez bir almanla tanisacaklari icin cok heyecanliydilar ve hepsi inanilmaz sirindi!

Bu arada fotoyu gören herkes "hah cigdem, iste simdi tam ögretmen gibi olmussun" dedi, benim burada ki ögrencilerim maalesef böyle sirin ve tatli ve kücük degiller, keske böyle miniklerin sinif ögretmeni olsaydim, benim essek kadar ögrencilerim ne sinif ögretmenlerine karsi saygi biliyorlar ne de kendi sinif arkadaslarina karsi, sinif ögretmeni degil de sanki onlari hos tutmak icin gelen bir Komedyenim, kendimi öyle hissediyorum bazen ..

Almanya da ögretmenlik insani depresyona sürükleyen bir meslek, özellikle benim gibi iyi niyetli bir Ögretmen ve insan olunca (yok kendimi övmek icin söylemiyorum, neyse o, objektif bakabilmenizi saglayabilmek adina atlayamayacagim bir detay sadece) ciddiyim ne dinliyorlar beni ne ciddiye aliyorlar, bazen hah basardim simdi otoriteme saygi duyuyorlar diye düsünüyorum, sonra hemen arkasindan yine hobaaaa sinifda cingar kopuyor, bu yüzden Baharcigin sinifini cok sevdim,

özellikle en sag da, foto cekilirken, kizi sikistirmaya calisan Hiperaktif Süha yi ;)

gönlümü celdi diyebilirim


bu foto da, Istanbula henüz inmis ve Camlica da kahvaltiya oturmus bir vaziyetteyiz

Camlica dan Istanbul manzarasi


sirada ki fotolar Kapali Carsi, Eminönü, Misir Carsisi ve Topkapi Sarayi












Yerebatan Sarnici cok büyüleyici, mutlaka görmenizi tavsiye ederim


Ve ortaköy de Kumpir keyfi, her Istanbul tatilimin vazgecilmezi





Pierre Loti den Istanbul manzarasi

Emre ile Pierre Loti de


Bogaz turumuz dan görüntüler










Galata Köprüsünde Balik ziyafeti


Eren in ailesini ziyaretteyken ve Rahime teyzenin muhtesem Sofrasi .. ne yemistik allaaaam


Kumkapi olmazsa olmaaaaaaaaz ... deli gibi eglenilen bir gecenin kareleri





bizi Baglamadan nefret ettirmeyi basaran Dayi


Emre ve bizi gülmekten kirip geciren can dostu Deniz



ve bitti :(((

maalesef ..