Çarşamba, Aralık 07, 2011

Bu gün varız, yarın yokuz.

Hayatta ki en büyük korkum, sevdigim bir insanin aci haberini almaktir.

Allahim bana o günü yasatmasin desemde, yasamak zorunda kaliyor insan. Eylül de Ahmet amcami kaybettik. Ahmet amcam, annemin kuzeninin esiydi, nur icinde yatsin. Tanidigim en kafa, en baba, en kral adamdi, her ne kadar Fenerbahceli olsa bile, bu aramizda ki tek anlasamadigimiz konuydu.

Ahmet amcami en son 2006 yilinda gördüm. Ilknurlarla yaptigimiz tatilin 3 gününü Didime gitmistim, Ahmet amcam ve Fadime teyzem Didim de yasiyorlar yillardir, Ahmet amcam görevle atanmisti Didime ve sonra oraya yerlesmeye karar vermislerdi. En son o üc gün icinde gördüm Ahmet amcami. Beraber Altinkum da denize girdik, plajda kahkahalar attik, Balkonda aksamlari amcam teyzem ve kuzenim Bengü ile Okey oynamistik. Insan hic düsünmüyor, belki birgün bir daha bir insani göremeyecegini. Herseyin bir sonu var, mutlak bir son yasanmak zorunda. Bu yil Ahmet amcamin Kanser haberini aldigimizda inanamadik, haberi aldigimizdan bir iki ay sonra Ahmet amcam ebedi yolculuguna cikti. O kadar cabuk oldu ki hersey, hani en son bir kez daha belki görebiliriz onu, belki bi vedalasma sansimiz olur dedik ama öyle bir anda aramizdan kayip gitti.

O an, simdiye kadar Türkiye ye her gidisimde, keske, ah keske bir kez daha Didime gitmis olsaydim, Amcami son bi kez görmüs olsaydim dedim icimden. Fadime teyzemi arayip bassagligi dilemek istedim, ama ben böyle konularda cok basarisizim ama aramayi basardim, aglamamak icin zor tuttum kendimi. Bengü ile de konustuk telefonda, konusmanin sonuna dogru ben agladim telefonda, ama cok sessiz agladim, ne hakkim var ki, böyle bir aci yasayan insanlari daha kirmaya? nasil üzüldüm ve üzülüyorum anlatamam.

Ahmet amcam dünyanin en tatli en seker adamiydi. Hep gülerdi, hep bi kahkaha hep bir saka, hep bi muzurluk pesindeydi. Enistelerim icinde en sevdigimdi. O cok iyi bir Adamdi. 
Seni asla unutmayacagim Ahmet amcam benim.

Bu yüzden, artik keskeler yasamak istemiyorum, her aklima sevdigim bir insan geldiginde, onu aramak, mesaj atmak, hatrini sormak istiyorum. Bugünden itibaren buna basladim, asla bir "cok yogunum", "vaktim yoktu", "hayat ve yasama telasi" beni bundan alikoymasina izin vermiycem.

Allah bütün sevdiklerimize uzun ömürler versin, annelerimizi babalarimizi basimizdan eksik etmesin.

Salı, Aralık 06, 2011

Para ile saadet olmaz mi?

Tamam olmaz belki ama bu Atasözünün temelini atan kisinin kesin bi eli yagda bi eli balda idi, yoksa bu lafi zor söylerdi.
Kabul, saadeti mutlulugu satin almak imkansiz ama onun disinda gayet ise yarayan birseydir para. En cokta parasi olmayan bilir bunu dimi? 

Simdi niye bu konu diye soracak olursaniz, Christmas ikramiyesini harcadim bile ben :) evet bi kac gün icinde harcadim hemen :) alismadik popoda don durmazmisya, o misal, geldigi gibi gitti Ikramiye :) 

Bütün parayla bi Iphone 4s aldim :) evet evet :) bu ay hattimin Kontrati bitiyor, bende firsat bu firsat, bi'de yeni telefon alayim dedim, baktim zaten iyi birsey almak istersem baya bi para vercem e oldu olacak bari yeni Iphone'u alayim dedim. Iyi etmismiyim? sanki öyle etmisim, bilemiyorum :)
Yeni Telefonum siyah bir Iphone 4s, 16 Gb ve bu hafta Postayla gelmesi bekleniyor tarafimca :) 
Aslinda o kadar cok pahali bile degildi, en son kontrat uzattigimda kiytirik bi nokia icin bile 240 Euro ödemistim, bi'de onu taksitle almistim, ama hayatimda aldigim en kötü Telefondu, aldigim ilk günden itibaren sürekli ariza verdi ve bozuldu, bu sefer de iyi birseyim olsun istedim. 
Yeni Kontrat yapinca, sadece 350 Euro ödemem gerekti Iphone icin, iki yillik Kontrat ama kondisyonlari cok iyi, hat icinde sinirsiz konusma, sabit hatlara sinirsiz konusma, internet sinirsiz, sms bütün hatlara sinirsiz ve 100 dakika yabanci hatlara var aylik, daha iyi bir Kontrat yapmam mümkün degil, fiyati aylik 27,50 Euro, yani suan ki ögrenci hattimdan bile ucuz .. vay yaaa :)

Tekrar telefon numaram degisecek ama olsun, bu katlanabilecegim bir degisim, karsiliginda aldiklarima bakilirsa .. ya simdi burda böyle yaziyorum ciziyorum Iphone aliyorum diye ama vallahi hava atma amacli degil, ben heyecan yaptimda, yani illa paylasmam gerek, sevincliyim babinda :) ve aslinda bakilirsa ben gercekten cok lüks birsey yapmiyorum suan, hani kendime son yillarda hic birsey almadigimi göz önünde bulundurursak, genelde sadece gecinmeye odakliyim, ay sonunu zor getiriyorum, 2-3 yilda bi kendime özel birsey almisim cok degil sanirim dimi? O kadar calisiyorum bi'de kendimi sevindirim dedim :) iyi yapmismiyim :)

insallah yeni Telefonum gelir ve hayirli ve güzel konusmalar yapmak nasip olur sadece .. buraya güzel güzel yazilar birakmak nasip olur insallah :) malumunuz artik cebimden de internetli olucaaaam :))

Görüsürüz arkadaslaaaar :)

Çarşamba, Kasım 30, 2011

Christmas'i seviyorum!


ay ne mutluyum bu sabah ne mutluuuuu :)Banka hesabima bir bakis attim ve sevincten ciglik attim, bu yil Üniversite maasin yaninda her yil sonu verdigi Christmas Ikramiyesine zam yapmis, neredeyse ikiye katlamis, yani cift maas almis gibi oldum!!!

Hala inanamiyorum, bu yil o kadar cok ihtiyacim vardi ki, ve dört gözle bu Ikramiyeyi bekliyordum :) Okulda bu ay cok derse girdim, bir sürü birikmis saatlerim var, onlari bir maasla alicam Aralik ortasinda, bu demektir ki bir büyük maas daha geliyor :) suan bi de her Yil oldugu gibi Noel pazarinda sicak sarap satiyorum, bide Ocak ayinda oradan full bir maas alicam, yani yeni yilda hic bir acigim kalmiycak! Bu yil sürekli bi Hastalikla bogusma ve calisamama telasinda gectigi icin, maddi durumumda o derece eksiye kaymisti, bütün birikimlerimi yemistim calisamadigim sürede ve bankaya borclanmistim, simdide bütün hepsini kapatmis olacagim, hala inanamiyorum, sevincten kalkip aha surada ziplayasim var valla ya :))

Christmas seni cok seviyorum, cok :))) hergün yaklasik 15 saat calisiyorum, üc is yerini ayni anda idare etmeye calisiyorum ama ona ragmen yorgunlugumu hissetmiyorum cünkü kendi ayaklarimin üstünde duruyorum ve herseyi basarabilirim, buna inaniyorum :)
 
Herkese mutlu bir Christmas diliyorum .. her ne kadar bizim icin dini Bayram olmasa bile, ben yinede cok seviyorum bu Bayram'i :))
 
Hayirli Christmaslar arkadaslar ...

Perşembe, Kasım 24, 2011

Canim Ailem'den sonra, Bizim Yenge

Canim Ailem dizisi yayindan kalkinca, nasil üzüldügümü, resmen aci cektigimi anlatmayim tekrar .. gülünc duruma düsücem yoksa ..

Ailemin yanindayken, tesadüfen Türk tvsinde "Bizim Yenge"nin fragmanini gördüm, ve sevincten agzim acik kaldi!

Halim'i almislar ve yeni adi Bahri ile bu diziyi koymuslar sanki! Canim Ailem dizisini o kadar cok sevmem Halim karakterine bagliydi, yani Halim Fan club'u kurmak üzereydim. o derece süper bir karakterdi Halim. Iste Halime olan hayranligimdan dizinin bitmesine cok ama cok üzülmüstüm! Ilker Aksum o kadar harika bir oyuncu ki, izledigim her karakteri o kadar inandirici canlandiriyor ki, Halime de o sekilde bi kisilik vermisti.

Bizim Yenge dizisinde Halim ile Bahrinin arasinda o kadar cok paraleller var ki, yeni bir karakter oldugunu anlayamadim basta, yani aslinda halen Halim'i izliyomusum gibi geliyor, ama bu durumdan sikayetci degilim, Halim'ci oldugum icin :)

Tabi ki bu tür karakterlerin sadece Televizyonda vs. oldugunu biliyorum, ama nedense insan yinede hayallere daliyor .. Ilker Aksum'un gercek hayatta nasil biri oldugu hakkinda en ufak bir bilgim yok, ama büyük bir ihtimalle Halim yada Bahri gibi degildir.

Ama .. ama keske gercek hayatta da Halimler ve Bahriler olsaydi, vallahi bundan da sikayetci olmazdim .. neredeler bilemiyorum?? Bu güne kadar bir Halim yada bir Bahri ile, gönlü zengin, kalbi temiz, kendi cikarini düsünmeyen ve yalan söylemeyen ve vefali ve sadik bir erkekle tanismadim, tanisan varsa beri gelsin!

Pazartesi, Kasım 21, 2011

Hacilarimiz geldi!

Suan yorgunluktan düsüp bayilabilirim ama su yaziyi da yazayim, öyle yaticam.

Büyük dayimin en büyük oglu ve esi bu yil hac'a gittiler, onlari hep beraber havalaninda karsilamak istedigimiz icin, bende Carsamba günü yola ciktim ve ailemin yaninda gecirdim son günleri.
Carsamba gece Avusturyadan kuzenlerim de yola cikip, gece bizde oldular. Söyle bi aile yapimiz var, biz bir araya gelince, uyumuyoruz, sabahlara kadar sohbet ediyoruz. Yilda bir falan görüsebildigimiz icin, beraber gecirdigimiz kisa süreyi olabildigince yogun yasamaya calisiyoruz. Kuzenlerim, yengem, annem, yorgun olmamiza ragmen sabaha kadar muhabbet ettik kahkahalar icinde.
Persembe günü bütüüüün aile bizim evde toplandi ve mangal yapildi. Evet hava soguk ama bizim evin kapali terasi var, bu kis olsa bile, mangal yapip disarida zaman gecirebilmemiz anlamina geliyor :) cünkü biz ailece mangal yapmayi cok seviyoruz :) genelde ailenin bayanlari soguktan rahatsiz olmuyor ama erkekleri cok bi nazlim .. teyzemin kiziyla ben  mangal basinda görev aldik, erkek kuzenlerimse, ay biz üsürüz cok soguk diyerek icerde kalmayi tercih ettiler .. coluk cocuk, kuzenler muzenler, yengeler dayilar, cok eglenceli bir gün gecirdik! Yengem kocaman iki tepsiye baklava yapip getirmis üsenmeden Viyanadan, bi tepsiyi isladik ama o kadar coktu ki, artan Baklavadan ben evime bile getirdim ve dün gece arkadaslarla cay esliginde afiyetle yedik.

Son günlerin asil olayi, yukarida da bahsettigim gibi, büyük kuzenim, Cafer abim, ve esi Hatice yengemin Hac'a gitmeleriydi. Cuma sabahi uykusuz bi sekilde sabahin kründe yola ciktik, Düsseldorf havaalanina saat 10.30da ineceklerdi. Konvoy halinde gittik, konvoy diyorum cünki bütün akrabalar, annemin amca cocuklari falan, rahat bi 10-15 arac olmusuzdur, biz büyük ve birbirine cok asiri bir sevgiyle bagli bir aileyiz :)

Evet öyle uykusuz uykusuz ciktik yola, bizim kaldigimiz sehirden Düsseldorf havaalani rahat 2 saat sürüyor, bizim arabada, annem, nebahat ablam ve Viyana dan kücük dayimin esi Yurdagül yengem vardi (hani su harika baklava yapan hatun) ve ben vardik. Giderken annem kullandi arabayi, bende biraz uyurum diye düsündüm, cünki ben kesinlikle uykusuzluga dayanamiyorum!! ama kesinlikle !! hatta uykusuz oldugum zaman cok gergin ve sinirli oluyorum .. neyse .. ben uyuyamadim tabi ki, arabada ki hatunlar masallah, yorgunluk bilmez ciktilar, sürekli bi muhabbet, sürekli bi kahkaha .. en sonunda tamam dedim, uyuyamayacgim bari bende egleneyim sohbet edeyim dedim :)


Öylece biz havaalanina vardik. Bi girdik ki ohoooo icerisi insan kayniyor .. normalde dügünden dügüne gördügüm bütün akrabalar orada, hatta iclerinde yillardir görmediklerim bile vardi .. mesela, annemin amca oglunun oglu var bitane, Ilhan, onu herhalde en son 1999da falan görmüsümdür, hic hatirlayamadim onu bile .. yani öyle tanidik geldi falan, ama o beni tanidi sonra .. böyle aaa sen misin? aaa kac yil oldu aaa aaa diye sasirip sarildik! Ilhanin dügününe de gitmistim ben ve suan üc cocuk babasi, hayatin icinde bi adam olmus :) cok tuhaf, hani cocuklugumuzu falan da beraber gecirmistik biz :)


yine uzatiyorum muahbbeti farkindayim .. yani o kadar dolu bi kac gün gecirdim ki .. ister istemez sürekli aklima yasadigim baska bisey geliyor :)

herkes de bi heyecan, insanlar yakinlarini bekliyor, ilginc bi iklimi vardi o ortamin, hani Hactan gelenlere olan sevincten mi desem ne desem tam bilemiyorum .. ama cok farkliydi ..
Sonra birden kapidan Cafer abimle hatice yengem girdiler :) ay bizde bi heyecan bi telas, Hatice yengem bizleri görünce gözyaslarini tutamadi, ciceklerle karsiladik ikisini, cocuklarini da görünce hüngür hüngür aglamaya basladi .. simdi böyle sogukkanli anlatiyorum ama o an benimde gözlerim doldu (baya doldu yani), dayanamadim baktim bende agliycam bi köseye cekildim, yutkundum durdum, hemen kimse görmeden göz yaslarimi sildim, simdiyse niye böyle cekindim anlamiyorum .. büyük kizi Betül ile sarildi yengem, sarilinca Betülde basladi aglamayi, ay o manzarayi görünce ben tekrar basladim aglamaya, cok duygu yüklüydü nasil anlatayim bilmiyorum, cok hüzünlü ve sevincli anlar di, onlar agladikca ben tekrar basladim aglamaya .. :) Cocuklari cok tatli bi Pankart hazirlamislardi, ben salaklik edip profesyonel kamerami götürmeyi unutmustum buradan, bu yüzden sadece cep telefonu kamerasi ile foto cekebildim, hala basimi duvara vurasim geliyor bu yüzden ..


Bahsi gecen pankart "Hosgeldiniz Haci anne, Haci baba" .. Abimle yengem ve cocuklari .. cok cok cok güzel bi Tabloydu !

Havaalanindan ayni coskuyla Cafer abimle Hatice yengemin evine geldik, bütün akrabalar civil civil heyecan icinde Hac hikayelerini dinledik, kocamaaaaan sofralarda, bütün aile yemekler yedik ve bir arada olabildigimiz icin sürekli sükrettik.. 
Büyük bir aile olmak güzel ama cocuk cok olunca cokta gürültü oluyor benden söylemesi :) kafam hala kazan gibi .. Cigdem ablaaaaaa .. cigdem ablaaaaaa...cigdem ablaaaa .. hala kulagimda yankilaniyor sesleri :))))

Dün Akrabalarin Avusturya kismi 12de yola ciktilar dönüs icin, bende aksam 18de evime dogru trene bindim. Annemle yola cikmadan lahmacun yaptik, annem illa burada ki arkadaslarima birsey göndermeden yollamaz .. illa yapalim, götür ve beraber yiyin diye israr eder .. benim "anne gerek yok yoruluyorsun dememe ragmen", böylece annem mutlu, arkadaslarim mutlu, daha ne isteyebilirim ki ?

Aksam hep beraber benim evde Cay demledik ve Lahmacun, icli Köfte ve Baklava esliginde "Hactan gelenleri karsilama maceralarimi" anlattim :) ufakta olsa, bizde burada aile gibi olduk artik .. :) Arkadaslarimi cok seviyorum.

Bu arada simdiden annemi ve babami özlemeye basladim .. cok seviyorum onlari.

Cumartesi, Kasım 05, 2011

Oktay Usta, sen çok yaşa ..

Eveeet ... Oktay Ustanin Sekerpare tarifini denedim ve ziyadesiyle memnunum!

Malzemeler:

  • 500 gr. un
  • 200 gr. Tereyag
  • 200 gr. Pudra sekeri
  • 4 yumurta
  • 1 paket kabartma tozu
  • 1 su bardagi toz findik ici
Serbeti:
  • 3 su bardagi seker
  • 4 su bardagi su
  • yarim limon suyu

  • Ilk öne serbet icin malzemeleri bir tencereye koyun kaynasin, kaynayinca limonu ekleyin, biraz daha kaynadiktan sonra ilimaya birakin
  • Tereyagini mikserle cirpip yumusak kivama getiriyorsunuz
  • sonra pudra sekerini ekleyip cirpmaya devam ediyorsunuz
  • ardindan teker teker yurmurtalari kiriyorsun, hepsini birden kirmayin, sirayla kirin ve cirpin, ve tekrar kirin tekrar cirpin
  • Un, Kabartma tozunu, findik icini karistirin ve azar azar ekleyerek cirpmaya devam edin ve böylece yavas yavas hamuru kivama getirin, unun hepsini birden katmayin, aynen yumurtada ki gibi, azar azar cirparak ekleyin, böylece hamurun kivami tam oluyor, katilasmiyor
  • hamurdan ceviz büyüklügünde parcalar koparin, yuvarlayin ve tepsiye dizin, üzerine hafif bastirin ve findik ici, ceviz, fistik vs ortasina yerlestirin, ve baya sikica bastirin ki, firindan ciktiktan sonra üzerinden düsmesin findiklar, cünkü bende öyle oldu ilk tepsi :)
  • 160 derecede, üzeri kizarana kadar pisirin
  • firindan cikan sicak Sekerparelerin üzerine iliyan Serbetten gezdirin
  • Serbeti hemen cekiyor icine, Sekerparenin kivamini biliyorsunuz sanirim, yani o kivama gelecek kadar Serbet gezdirin üstünde
Serbet size belki biraz cok sulu gelebilir, ama gercekten tam oluyor, Baklava serbeti gibi olmiycak, zaten Hamurun icinde Pudra seker oldugu icin, tad olarak Serbet tam yerinde oluyor!

Mutlaka denemenizi tavsiye ederim, cok kolay oldu, ben zorlanacagimi düsünmüstüm, bir tanesi bile catlamadi piserken, anladim ki, ne kadar kücük alirsanin bezeleri, o kadar catlama riski azalmis olur!

Tadini sorarsaniz, enfes :))) gercekten öyle, kendim yaptim diye söylemiyorum :)

Ve tekrar mutlu Bayramlar ..

Vukuatsiz Bayramlar dilerim ..

Bugün Hayatimda ilk kez Sekerpare yapacagim. Yarin bütün arkadaslarim Bayram yemeginde bende olacak, benim evin en büyük olmasi ve aramizda yasca da en kidemli ben oldugum icin, genelde Bayramlar bende toplaniyoruz.

Bu Bayram da öyle olacak ve her Bayram oldugu gibi bu Bayram da bi tatli yapmayi düsünüyorum, ve Sekerpareyi sectim. Tarifi Oktay ustanin tariflerinden aldim, eger güzel olursa hem tarifi hem Sekerparenin fotosunu burada paylasirim :) Baklavayi basardiktan sonra aslinda cokta basarisiz olacagimi düsünmüyorum ama yine de daha önce hic yapmadigim icin, bilmedigim püf noktalari oldugunu düsünüyorum ve bu yüzden heyecan yapiyorum ciddi anlamda :) Sadece bir yapimlik malzeme aldim, yani eger biseye benzemezse, yarin tatli falan yiyemiycez, Pazar oldugu icin yeniden malzeme alma sansim da olmiycak!

Bu yüzden Oktay ustanin tarifine güveniyorum ve birazdan mutfaga giriyorum :)

Bayrami ailemin yaninda geciremeyecegim icin, annemle babama cicek ve cikolata gönderdim, malum yarin Pazar oldugu icin bugün gecti ellerine, annemin telefonda ki hali nasil sirindi öyle, aaa niye böyle bisey yaptin ki, dogum günümüz de degil kizim, ne gerek vardi diye hosnutluk icinde söylendi :) Böyle seyler yapmayi cok seviyorum, onlarin beklemedigi bi anda onlara bir sürpriz yapmak ve mutlu olduklarini görmek, paha bicilmez birsey! Annnem Babam sizleri cok seviyorum, insallah daha cooook Bayramlar saglik icinde geciririz hep beraber!

Hepinize vukuatsiz, gözyasisiz, hasretsiz ve mutluluk dolu bir Bayram diliyorum!

Cuma, Kasım 04, 2011

Işıl Işıl, rengarenk Sonbahar


Ofisdeyim ve penceremden bakinca muhtesem bir görüntü ile
karsilasiyorum.
Sonbahardan ötürü agaclarin yapraklari rengarenk ve günes vurdukca isil isil isildiyor! Sonbahar ne kadar güzel bir mevsimdir böyle! en sevdigim mevsimlerden birisi, malumunuz yaz'i sevmedigimden, daha serin olan mevsimler gözbebegim oluyor :) Ondan bu baslik, cosa geldim renkleri görünce :)
Bu haftasonu Fotoraf makinasiyla cikip, rengarenk fotolar cekmeyi planliyorum, bu mevsimde Fotoraf cekmesi bile ayri bile güzel oluyor. (not: sagda ki foto bana ait degil)


Gecen hafta Üniversitenin düzenlemis oldugu Fotograf kursum basladi, katildigim ikinci kurs, yakinda Fotograf kulübüyle bi sergi düzenlemeyi düsünüyoruz. Kurs ne kadar eglenceli anlatamam, ne kadar cok zevk aliyorum hic anlatamam, o derece yani :) Fotograf cekmek dünyanin en eglenceli seylerinden bitanesi, insani müthis rahatlatiyor cünkü Fotograf cekerken, gercekten sadece bununla ilgileniyorsunuz, baksa bisey düsünmüyorsunuz, en azindan benim icin öyle. Bide mevsimlerden Sonbahar olunca, neyi cekecegine sasiriyor insan, bazen kendimi alamiyorum saga sola bakip uygun Obje arayisindan, her yerin fotosunu cekesim geliyor, kafamda hemen bi sonra ki kadraj beliriyor, cekene kadar icim rahat etmiyor :) öyle bi tutku iste :)

Iki haftadir baska bir seyin heyecanin yasiyordum, ama hevesim kursagimda kaldi. Burak la dans kursuna katilacaktik, adi Gesellschaftstanz, yani Sosyal dans, vals falan ögrenecektik. Nasil heves etmistim anlatamam, almanya da herkes gencliginin bi noktasina cift halinde dans kursuna gider, gelenek gibi bisey, tabi biraz gec kalmis sayiliriz buna (bide hayatima bu güne kadar sadece kazmalari soktugum icin hic kismet olmamisti) ama asla hic bir sey icin gec degildir dedik ve yazildik Kurs'a, Burak ta cok heveslenmisti. Maalesef ama katilamiyacagiz. Burak aksam okulunda türkce dersleri veriyor ve bu dönem verecegi dersin saatiyle dans kursu ayni saate denk geldi ve bunu dün gece farkettik ancak. Nasil hevesim kirildi anlatamam, Burakta üzüldü, hani sadece ben degil, o da aslinda cok istiyomus, ki ben onu zor ikna ederim diye düsünmüstüm ama megerse oda gönüllüymüs :) ama yapacak bisey yok, basvurumuzu geri cektik. 

Muhittin le Ilknurun gelmesine az kaldi, suan Aralik diye düsünüyorlar, bu yil gelmezlerse, Muhittinin Tübitak bursu yaniyor, o yüzden Araligin ortasina kadar mutlaka gelmeye calisacaklar. Bir kac haftadir yogun bi sekilde ev ariyorum ben bu yüzden, ama bu yil ev durumu vahim Göttingen de. Cok fazla ögrenci aldi Üniversite, bu yüzden bos ev bulmak namümkün bi hal aldi. Gecen Haftasonu bi eve baktim ve direk onay verip kira kontratinin hazirlanmasini istedim, aradan bi kac gün gecti ve red cevabi aldim mail ile, sebebide, ev sahibinin Alman vatandasi olmayan kiraci istememesiymis.
Sok oldum ya! 
Suan yogun bi sekilde bunun üzerinde calisiyorum, böyle bir red'i asla ama asla kabul etmem, artik ev falan umrumda degil ama böyle bir yabanci düsmanligina asla göz yummayacagim, elimden geleni de ardima koymayacagim. Carola Gazeteye haber vermemizi ve bu konuyu olabildigince aciga cikarmamiz gerektigini söyledi, suan onla beraber bütün yollari arastiriyoruz. Ciddi anlamda hala soktayim, bu zamanda böyle bir aciklama yapmak akil kari degil!

Tansiyonum cikacak simdi valla :))

Son günler böyle ev aramakla, Fotograf cekmekle, calismakla ve yine calismakla ve tez icin bir sürü Literatür devirmekle geciyor! Yakinda Tez konum icin deneylere baslayacagim, baslamadan evvel bütün literatürü ic etmis ve özet cikarmis olmam gerekiyor, sonra ise corap sökügü :) Söyle bir sorunum var, birseyler okuyorum ve sayfalarca yaziyorum sonra tekrar arastirmaya basliyorum ve cok daha ilginc cok daha enteresan yazilar buluyorum, onu da okim, sunu da okim, bunu da okim derken, benim tez neredeyse 200 sayfalik bi cilt olacak, hoca her seferinde abartmaaa diye frenlemeye calisiyor ama bir türlü ben kendimi frenleyemiyorum :)

iste böyle .. cok güzel bir Sonbahar gününe merhaba ve mutlu bir gün hepinize!

Salı, Kasım 01, 2011

...♥...

Elinde ne varsa hayata dair, ötesi hiç bir sey yada vesair. 
Hani demiş ya şair; "Mutluluğu sende bulan senindir, ötesi misafir".

Pazartesi, Ekim 31, 2011

sözde Baris Savascisi - görünürde bildigin Asalak

Yani su son günlerde, sinirlerim nasil gergin anlatamam.
Verdigimiz sehitlerin üzüntüsünü atamadan, Van da ki Deprem haberiyle tekrar ülkecek yasa bogulduk. Nasil bir ugursuzluktur bütün ülke üzerinde geziyor, tanri bizi kurtarsin.

Depremden sonra Duygu Canbas ve Müge Anli'nin yaptigi falsolara cok kizdim, nasil agizlarindan öyle sözler cikti anlayamadim. Bir anlik bos bulunmanin yasattigi talihsiz olay diye degerlendirmistim.

Buraya kadar hersey ok. Asil sinirlerimi geren olay Cumartesi günü oldu.

Türkiye de hala arama ve kurtama calismalari sürerken, bütün Halk birlik olmus, Van da ki insanlar icin akin akin yardim toplarken, sözü olmaz belki ama, ben bile kus kadar maasimla bagista bulundum, benimde katkim olsun, insanlar kis basinda caresiz kalmasin diye, ki kendim zor geciniyorum.
Iste Türkiye böyle bir durumdayken, depremde ölenlerin ve sehitlerimizin bedeni sogumadan, bir grup Alman ve siginmaci kürt, Göttingen de sehrin göbeginde, Baris Savascilariyiz biz diye Pkk yi överek, ellerinde Apo'ya özgürlük pankartlariyla, anti-Türkiye yürüyüsü yapti.

Tesadüfen Carsida bulundugum icin bu yürüyüse tanik oldum. Beynimden vurulmusa döndüm, hoparlörle, Türkiyenin ve türklerin canavar olusunu bagira bagira dört bir yana duyurmaya calisiyorlardi, sanki PKK sütten cikmis ak kasikmis gibi, Askerimize ve Atatürke ve ülkemize, saymadik laf kalmadi.

Yemin ediyorum, bi silahin olsa, katil olurdum o gün!

Deprem hassasiyeti nedeniyle Cumhuriyet Bayrami kutlamalari bile iptal edilmisken, bütün ülke birlik olup kürt "kardeslerine" yardim etmeye calisirken, bir grup asalagin bu davranisi sinirlerimi yerinden oynatti.
Yanlarindan gecerek hepsinin gözünün icine baktim uzun uzun, ki onlara bir saniye mi harcamama bile degmezdi!

PEKAKA li olup, yada PEKAKA ya yardim yataklik eden herkes ama herkes, her gün ölen, insanlardan ve askerlerden sorumludur! Kendinize yürüyüsler düzenleyerek, adinizi Baris savascisi yaparak, kimsenin gözünü kandiramazsiniz. Ülke bu durumdayken, o köpek suratli Apo'ya özgürlük diye yirtinmaniz, ne kadar nankör ve na kadar asalak oldugunuzun resmidir gözümde! 

Türkiye devleti, askeri, Polisi sizin götünüzü kurtarirken, kalkip sanki biz sizi ortada birakmisiz gibi, Apo'ya özgürlük yürüyüsü yapmanizi, Türk ve Kürt kardesligine saplanmis bir bicak olarak görüyorum.
Iki Halkin bir türlü bir araya gelememesi sadece ve sadece PEKAKA denen o soysuz toplulugunun ve her tür mensubunun sorumlulugundadir! 
Sizler, PEKAKA'lilar, iki halkin bir araya gelmesini istemiyorsunuz, cünkü asalak oldugunuz icin, baris icinde bir yasam sizin doganiza ters!

En son söylemek istedigim, Müge Anli'nin her ne söylediyse, suan arkasindayim, iyi günlerde, türk olsun kürt olsun, Polisi askeri taslayan sizsiniz, kötü günde ise, nerde polis nerde Asker?? oh ne alaaaa!!

Saygisiz bir millet bu bahsettigim, Türkiye de herkes, "Polis seni koruyor belki ama polisten seni kim koruyacak" diye dalga geciyor, dönün bir aynaya bakin, belki de sadece hak ettiginizi aliyorsunuzdur.

Ben cocukken, ailece 4-5 yilda bi türkiye ye gidebiliyorduk sadece ve Kapikule de karsilasacagimiz Askerler icin hediyeler alirdi annem yola cikmadan, Vatan'a ayak basar basmaz, Askerlere hediyeleri verirdi annem, ben böyle bir bilincle büyüdüm,  bugün bile, benim icin asker herseyin üstünde ve kutsal bir meslektir, bunun bilincine varsa artik herkes! Hele ki Türkiye de canini ülkesi icin feda eden askerlerden bahsediyoruz!!! 

ASKERLIK KUTSALDIR!!!!

Herkesi asker ve polislerimize karsi biraz daha saygili ve duyarli olmaya davet ediyorum.

Ve siz soysuz ve asalak PEKAKA'lilar, def olun gidin ülkemden vatanimdan, gidin herhangi bi yerde asalakca bi siginmaci hayati yasayin, cünkü sizin gibi itlere ancak bu yakisir!

Cocukken, igrendigim ve midemi bulandiran herseye tü kaka diyordum, artik onun yerini PEKAKA aldi, hem tiksiniyorum hem igreniyorum sizden!!

Pazar, Ekim 16, 2011

Öğrenci işi #5 "elmali Puding"


Ögrenci isi serisine bu gün ayak üstü uydurdugum bir tarifle devam edicem.
Iki hafta önce Carola rahatsiz oldugu icin, Güncel ve ben, ona sürpriz yapmak istedik ve evinde yemek hazirladik o evde yokken. Benim evde daha bir sürü elma vardi, onlardan bi poset aldik yanimiza, annemin her yil kendi elleriyle yaptigi ev tarhanasindan aldik yanimiza bide, tuttuk marketin yolunu.

Market alisverisi rahat 45 dakika sürdü, cünki neler alacagimiza bi türlü karar veremedik, sonunda nihayet tavuk gögsü, mantar, kirmizi biber, krema, yogurt ve salatalik, vanilyali puding ve süt alabildik. Evde de tarhana corbasi, mantarli biberli kremali tavuk gögsü ve cacik yaptik. 

Tatli olarakta getirdigimiz elmalari soyduk, dogradik ve tarcinla, limonla ve birazcik sekerle tencerede kavurduk. Iyice ezilmeden ocaktan aldik ve kaselere dagittik. Sonra pakette yazildigi gibi pudingi hazirladik, pakette yarim litre süt diyor ama yarim liter degil de 750ml kullaninca bence daha güzel oluyor puding, daha krema tarzi oluyor, ben öyle daha cok seviyorum, iyice donmuyor ozaman.

Pudingi elmalarin üzerine döktük, hatta biraz elma kenara koyarsaniz, kat kat da yapabilirsiniz, daha hos bir görüntü oluyor, özellikle kaseler camdan ise. Bir kat elma bir kat puding cok güzel oluyor. 
Daha sonra üzerine tarcin serpebilirsiniz yada bisküvi ile süsleyebilirsiniz, ikisi de cok güzel uyuyor tatliya.

Ayni tatliyi bugün tekrar yaptim cünki fotosunu cekememistim o gün :)

Carola icin cok güzel bir sürpriz oldu, anneside geldi, hep beraber cok eglenceli bir aksam yemegi gecirmistik. Tatliyi yapacak olursaniz, eminim cok memnun kalacaksiniz, yalanci elmali tart gibi bisey oldu diyebilirim :)

Simdiden afiyet seker olsun!

Pazar, Ekim 09, 2011

büyük konusmak mi? evet, buyrun ..

Herkes bilir, hayatta en sacma buldugum spor kosmakti bu güne kadar.
Defalarca her firsatta ne kadar sacma buldugumu ballandira ballandira anlatmisimdir. 

Evet büyük konusmusum. Bu gün sorsaniz bana, diyeceklerim cok farkli olur. Guinnes rekorlar kitabina girmem ama kendi özel rekorumu kirdim bugün, 5 ay önce kosmaya baslamistim ve ilk kez bugün bir saatte tastamam 9 km kostum. Kendimle nasil gurur duydum nasil böbürlendim anlatamam :) 

Spor salonunda hergün bilimum kurslara vs. katiliyorum, en yeni merakim Boks, üye oldugum spor salonunda boks kurslarida veriliyor, cok ilgimi cekmisti ve merakimdan bi gün katildim ve "manyak" eglenceli bisey oldugunu anladim. Suan ki en favori kurslarimdan biri haline geldi, mutlaka haftada iki kez katilmazsam o hafta biseyim eksikmis gibi hissediyorum kendimi.

Ama dönelim kosma meselesine, hep, niye kosar insanlar, baska spor mu yok, yada neden ve kimden kaciyorlar? insan sebepsizce kosar mi diyordum, hakikaten cok büyük konusmusum -aslinda iyi de olmus bi bakima- :) 

Ilk kosu deneyimlerimi, sehirin etrafini ceviren ve ismi "Wall" (türkcesi anlam olarak istihkam siperi) olan kosu ve gezi yolunda baslamistim. Wall'in uzunlugu 2,8 km (sagda ki foto Wall'a cikilan kismi gösteriyor), ilk deneyimlerimde, bir saatte ancak bu 2,8 km'yi kosabiliyodum, ve bir saat sonra pestilim cikmis oluyordu. Hergün sabirla o yolu kostum ve buna ek bide spor salonunda kurslar dan sonra kosu bandinda kondisyon calistim. Her gün biraz daha rahat kostugumu farkettim, böyle bir gelismeyi hayatta beklemiyordum, aslinda bi süre sonra bikar birakirim diye bekliyordum ama nedense azmim ateslendi, hergün daha iyi kostugumu farkedince dogal olarak, dur bakalim nasil olcak diye heyecanla ertesi günü bekledim, tekrar kosabilmek icin :) Sabah uykusundan bile feragat etmisligim var bu yüzden, ve bu hakikaten hic benlik bi durum degil. Her gün neredeyse 3 saat spor yapiyorum ve cok saskinim, bikmadigima, tam tersine, daha da cok motive olabilmem, gercekten bunu kendimden hiiiiiic ama hic beklemiyordum.

Artik cok rahat bi sekilde, 1 saatin icinde Wall'in cevresinde üc kere tur atiyorum, nefessiz kalmadan ve bikmadan, böyle bi kondisyona sahip olabilecegimi hic tahmin etmezdim. 

Göttingen'e ilk geldigim sene kosuya baslamistim daha önce, hatta o zamanlar amacim gelenksel sehir kosusuna katilabilmek icin antreman yapmakti ama kis gelince hevesim de kaybolmustu, suan cok üzülüyorum bu yüzden, zamaninda devam etseydim, daha farkli olurdum simdi, kim bilir bi maraton falan kosardim, o azmi görüyorum kendimde nedense.

Yarin icin hedefim, sehire yakin bi göl var, Kiessee, cevresinde ki kosu yolu 4km uzunlukta, salondaki kursdan bisikletle gölün oraya gidip üc kere cevresinde tur atmak istiyorum. Sirf bu yüzden suan heyecanliyim, kosarken dinleyecegim müzigi secip ipod'a yükledim, yeni bir list hazirladim.

Kosmakta ki en güzel olay, kosarken hic birsey düsünmüyorum, gercekten bagimsiz ve sorunsuz hissediyorum kendimi bir saatligine, müzikte uygun oldugunda, bambaska bi dünya da gibi hissediyorum kendimi, buradan ve bu zamandan kopuyorum, yanimda tlf falanda olmuyor sadece müzik dinliyor ve kosuyorum, tarifi mümkün olmayan bi his, inanilmaz bi huzur ve tatmin duygusu yasiyor insan.
Havanin kötü olmasi bile etkilemiyor, yagmurlukla bile cok rahat kosuyorum :) zaten cok sicak olmasini sevmedigimden bu hava tam bana göre, özellikle kosarken serin olmasi daha güzel oluyor, hem yagmurlu bile olsa, kosu bandindan cok acik havada kosmayi seviyorum.
Beni yakinda bi sehir kosusunda veya bi maratonda görürseniz hic sasirmayim tamam mi :)

Çarşamba, Ekim 05, 2011

ne kadar dogru ..

"Her insanın hayatında iki ağaç vardır biri mutluluk biri hüzün ağacı.
Hangisini sularsan onun meyvesini yersin..."

Pazartesi, Ekim 03, 2011

Ansizin dönen yaz ve keyfi cikarilan tatil

3 ekim Dogu ve Bati Almanyanin birlesmesi anisina Almanya genelinde Tatildir.  

Genelde böyle cumaya yada pazartesiye denk geldiginde tadina doyum olmuyor. Sanki iki Pazar günü arka arkaya denk gelmis gibi hani :))

Gece saat kurmadan yatmak, sabah calar saatin sesiyle uyanmamak, bence lüks budur iste. 

Haftasonu birden uzuyor iste böyle ne güzel :) 1989 da Berlin duvarini acmislardi ve bir yil gibi resmi bir sürecten sonra dogu tekrar bati almanyayla birlesti. Birlesmese daha mi iyidi diye sorarsaniz, genelde bütün almanlar, birlesimden önce daha iyidi der. 

Yapilan arastirmalar da bunu gösteriyor, Almanlar genel olarak cok memnun degiller bu birlesimden.



Simdi uzun uzun laf anlatmiycam bu konu ile ilgili, aslinda aklima eski almanyayla ilgili ve birden dogu almanlarin bati almanyaya gelisiyle ilgili bir sürü anim var, cocuklugumda cok ilginc seyler yasamistim, ama baska zamana sakliyorum simdilik :) bu ülkede dogup büyüyünce insanin anlatabilecegi cok seyler birikiyor, belki birgün cocuklarima "eski Almanya da ..." diye baslayan hikayeler anlatacagim, kim bilir :) 

Ama bu ülkenin bir parcasi olmayi seviyorum, burada gecirdigim ve gecirmekte oldugum hayati ve herseyi seviyorum, Almanlarla ilgili kötü birsey söylendiginde bazen üzerime bile aliniyorum, ilginc ama gercek ama bende bu ülkeye aitim, bir yanim öyle, bu da bir gercek. 

Hayatimin hic bir aninda yabanci düsmanligi yasamadim, hani olsa bile, bir iki insanin yüzsüzlügünü bir halka mal etmek cok sacma. 



Bazi Türk arkadaslarim hosuma gitmeyen tavirlarda ve söylemlerde bulunuyor almanlara karsi, o zaman, sizi burada yasamaya kimse zorlamiyor, madem öyle gidin Türkiye de yasayin, niye buradasiniz hala dedigimde, pisip kaliyorlar. 


 




Bu kadar rahat olduklari  bir yeri birakacak kadar aptal degiller ama almanlara saymadik laf da birakmiyorlar, sanki Türkler olarak cok daha farkliyiz. Kendi ülkemizde kendi insanimiza yaptiklarimiz bini asmis, ama hala baska insanlarin kusurlarinda gözümüz. 

Almanlar hakkinda herkes birsey söyleyebilir ama benim diyebilecegim seyler, insana deger vermeleri, saygili olmalari ve gercekten dürüst olmalidir. Hayatimda yedigim bütün kaziklari türklerden yedim. 

Ne ironi ama.

Neyse, uzun bir haftasonu gecirdik ve birden yaz döndü geri, mangali attik Balkona, sucuklar köfteler, közde kahveler caylar, sehirde cok güzel bir Park var, Cheltenham Park, bir günde piknige gittik, frizbeeli falan, yanimizda tavlalar vs. :)) yani gercekten ilk kez bu haftasonu yazi yasadik, yarindan itibaren hava bozacakmis ama olsun, bu hafta sonu bol bol günesin tadini cikarip fotograf cekebildim :)








Bu günlük bu kadar! Hepinize cok güzel baslayan bir hafta dilerim ..

Cuma, Eylül 30, 2011

'Big Bang theory'



Efenim baslikta okudugunuz dizinin hastasiyim, ve en cok ta almanca dublajli olani izlemeyi seviyorum.
Almanlar bu konuda gercekten harika, öyle bir dublaj yapiyorlar ki, aslini izlemekten tad almaz hale geliyosunuz. 
Google da diziyle ilgili sezon detaylari ararken, Wikipedia'da inanlimaz bisey ögrendim.





Dizide ki Leonard Hofstadter'e almanca dublaj da sesini veren kisi bir Türk! aaaa .. yaaa bende aynen böyle aaaa diye kaldim, hayatta tahmin etmezdim, dublörün (dublör mü oluyor simdi dublaj yapan kisi?) ismi OZAN ÜNAL ve bircok dizi ve Reklamda dublaj yapmis.
Gercekten mükemmel bir almancasi var ve kesinlikle türkce aksan duyulmuyor, türkce aksanla Almanca konusmayan cok az türk var bence almanya da, cogunda bir aksani duymak mümkün. Benimde almancam cok temiz, özellikle üniversite de ki isimde telefonla görüstügüm ögrencilerin cogu ismimi sorduklarinda, yabanci bir isim oldugunu anlayinca sasirip, alman oldugunuzu düsünmüstüm diyorlar, türkce aksanim olmadigi gibi, almancayi da aksansiz konusuyorum. Genelde Almanya da, kisilerin dogudan mi yoksa batidan mi vs. olduklarini konusmalarindan anlayabiliyorsunuz. Hic bir aksan sahibi olmaya o kadar cok özen gösterdim, türkceyi ve almancayi cok temiz konusuyorum, yani Hochdeutsch konusuyorum. Ne Yabanci oldugum anlasiliyor nede almanya da nereden geldigim. Tabi bu ailemin yanina gidince degisiyor, iki gün orada kalmam hem ankara agzi konusmama hemde yerel almanca "hessisch" konusmama yetiyor :)

Ama aslinda demek istedigim bu dublaj yapan kisinin beni inanilmaz sasirtmis olmasi, ben kendi diksiyonumun almanca da ve türkce de mükemmel oldugunu düsünüyordum ama evet evet, biraz fazla emin olmusum kendimden :) (türkce yazis seklimden hic bahsetmeyelim, yaptigim yanlislar ortada :) ) ama gercekten türk oldugunu hic bir sekilde anlayamadim, dizinin tekrarini izledim ve daha dikkatli dinledim ama inanilmaz bisey :)
Almanca bilen herkesin mutlaka diziyi almanca dublajli izlemesini tavsiye ederim!

Öğrenci işi #4 "Elmali alman Pasta"




Bu Pastayi yapabilmek icin tabi ki önce Kampüsünüzde ki elma agaclarindan elma toplamaniz lazim dermisim :)
tabi ki herkes bizim kadar sansli olamaz :)


Cok kolay bi tarif, cabucak hamuru hazir oluyor, sadece elmalari soyup dilimlemek ve üzerine dizmek kaliyor, lezzeti inanilmaz oluyor hakkaten tarif edilemez güzel bir tadi var, maalesef pismis ve servis edilirken ki halin den foto cekmeyi unuttuk, e sonra da kalmadi cekelim :))

Bidahaki sefere mutlaka firindan cikmisken bi foto cekerim, simdilik fotosuz buyrun artik :)

Malzemeler:

250 gr tereyag yada margarin (oda sicakliginda olsun)
200 gr tozseker
4 yumurta
yarim cay bardagi süt
375 gr un
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya puding (Dr. Oetker Vanille Pudding varya hani, sütü kaynatip yapiliyo, ondan)

4 yemek kasigi esmer seker (esmer seker yoksa, tozseker de olur)
2 yemek kasigi tarcin
  • Malzemeleri yazdigim sekilde sirayla kullanin
  • ilk önce yag'i cirpin, yumusayana kadar
  • ardindan sekeri ilave edin ve cirpmaya devam edin, homojen ve yumusak bi sekil alana kadar
  • yumurtalari teker teker ekleyin, yani bir yumurtayi kirin, yarim dakika kadar cirpin, sonra ikinci yumurtayi kirin ve onuda tekrar yarim dakika cirpin ve 4 yumurtayi o sekilde teker teker kirin
  • yumurtalardan sonra süt'ü ekleyin
  • ayri bir kapta unu, kabartma tozunu ve vanilya puding tozunu karistirin, bu karisimi eleyip öyle eklerseniz sivi karisima, daha güzel kabarir kekiniz
  • Hamurunu ben, elmalari Pelin hazirladi, sizde iki kisi yaparsaniz, daha eglenceli olur :)
  • Hamuru firin tepsisine yada büyük ve genisce bir Borcam'a dökün, tepsinin her yanina yayin, ardindan elmalari soyup dilimledikten sonra, hamurun üstüne dizin, biz elmalari göz karari ayarlamisti, fazla gelmisti o yüzden dizdikten sonra kalan elmalari gelisigüzel sigdigi sekilde ikinci bi kat olarak ekledik üstüne
  • en son 4 yemek kasigi esmer seker ve tarcini karistirin ve üzerine serpin
  • 180 derece de alti ve üstü kizarana kadar pisirin

Evet firina sürer sürmez bi foto cekmek geldi aklima, daha sonra unutuldu yukarida yazdigim gibi :) ama elmalari yumusacik, hamuru vanilya kokulu ve kabarik ama bulgur bulgurdu, mis gibiydi yani daha ne diyeyim :) parmaklarimizi yaladik valla ya :)

Deneyecek olursaniz eger, afiyet seker olsun simdiden :)

An apple a day, keeps the doctor away

Mis gibi elma topladik gecen hafta, gecen günler icinde iki kere elmali tart yaptik ve hala bir sürü elmamiz var :)
Kampüsün agaclari cok bereketli cikti, hayatimda yedigim en lezzetli elmalardan diyebilirim, neredeyse organik denebilir, nede olsa evimin önünde, gözümün önünde yetisiyorlar :) 


Agacta ki kisi komsum, o elmalari indirme, bizde toplama ve tart yapmakla ugrastik :) 
Agactan elmayi taze taze koparip yemek o kadar hosuna gitti ki, inmedi baya bi süre, öyle oturdu agacin tepesinde, fazlasiyla eglenceli bi gündü diyebilirim :)


Bu fotoyu da apartmanin hemen arkasinda cektim, bi anne ördek calilarin icine yuva yapmis, micinik üc tane de civcivi ile yaylana yaylana kampüsün orta yerinde geziye cikmisti :)


bu da yeni dönemlerin "Orientation Week" inden bi kare :)  bilmem ne kadar belli oluyor fotoda ama, ögrenci adaylari donlarina kadar soyunmuslar, amac nedir bilmiyorum, ilk kez bu dönem böyle bisey gördüm, kiyafetlerini yanyana serit halinde yere sermislerdi, kendileri de yariciplak yerde yatiyorlardi, dedigim gibi hic bir fikrim yok amac nedir :) 
ilginc oldugu asikar ama :)



Sali günü harika gecen bi sinavim oldu, cok sükür araliksiz ders calismanin mükafatini cok iyi derecelerle aliyorum. 
Hem okumak hemde calismak cok zordu, simdi neredeyse Diplomami almak üzere olduguma inanamiyorum. Yillardir iki ise gidip gelip kosturuyor ve arada kalan zamanda derslere girip, geceleri sinavlarima calisip, bogazimdan biriktirip kenara koydugum iki üc kurusla da dünyayi görmeye calistim, yok yok hic lüks tatil falan degil, param bitene kadar ve yollarin götürdügü kadar. 
Simdi bütün bunlarin yakinda gececek olacagina, 5 yildir yasadigim bu hayatin artik degisecegine inanamiyorum. 

Gercekten cooook garip duygular icindeyim. Bu aksam Carola ile gecmis sinavi kutlamak icin uzun zamandir yapmadigimiz birsey yapip, disarida yemek yedik. Normalde cok asiri önemli ve özel bir durum olmadigi sürece benim yapmadigim birsey, cünkü iki isde de calisiyor olsam, üniversite harci, kira, saglik sigortasi vs, bunlari ödedikten sonra aylik cok fazla birsey kalmiyor elime, ve disarda yemege cikmak benim icin hala lüks birsey, yani özel durumlar icin sakli :) Bu aksam öyle özel di iste benim icin, beraber güzel bir mekanda, hic bir sikintiyi düsünmeden zaman gecirdik ve gecen son 5 seneyi konustuk.

Benim icin cok zordu yeniden okumaya baslamak. Daha önce "sadece" kuaför olarak meslek egitimi görmüstüm, aslinda cok sevdigim bir meslek ve halen bazi aylar, evde sac kestigim icin gecinebiliyorum ancak, ama belirli bir süre sonra bana artik cok yavan gelmeye baslayan bir meslek oldu. Insanin kendi gelistirmesi icin hic birsey engel olmamali bence, yas'i ve maddi olanaklari da engel olarak görmemeli, ki insan gercekten istiyorsa, yapamayacagi birsey yoktur. Bence herkes icten istedigi sürece herseyi yapabilir.

Hep böyle düsündüm ve o sekilde hareket ettim. Kuaförlükte ustalik almak icin okula gittim, iki sürdü, aksam okulunda aldim diplomayi, bu benim icin iki yil boyunca tüm gün full calismak ve aksamlari ve haftasonlari okula gitmek anlamina geldi. Iki yil böyle gecti ömründen, ardindan bu kadarini yapmisken devam edeyim dedim, üniversitede okumak icin tekrar okula gidip diploma aldim ve meslek okulu ögretmenligini okudum. Suan iki isimden birisi de bu, meslek okulunda haftanin iki gününü derse giriyor, ve bu cok ama cok sevdigim bir meslegim.
Daha sonra, bu kadarini yapabiliyorsam, daha fazlasini da yapabilirim dedim ve psikoloji okumak icin Üniversite basvurularinda bulundum, Göttingen den direk kabul aldim, hic beklemiyordum acikcasi, simdi cogunlukta herkes benim daha önce kuaförlük yapmis oldugum icin lise diplomasi ortalamamin kötü oldugunu düsünüyor ama degil, kuaförlerle ilgili genelde bi önyargi var, cok zekali olmadiklarina dair, bu önyargiyi insanlar kirabise iyi olur bence :) benim not ortalamam cok yüksekti, 1,3 le almistim diplomami, bu da zaten direk kabul almami sagladi.

Ve bu sehire geldim, ve bir sürü yeni insanla tanistim ve matematikle ve istatistikle tanistim ve hayatim karardi :) bi ara sirf istatistigi kafam basmiyor diye acaba biraksam mi üniversiteyi, acaba cok mu fazla uctum, belki bölümü bitiremem diye kaygiya düstüm, ama o zaman da istiyorsam yapabilirim dedim, ve yaptim, istatistigi de gectim, geri kalan bütün baska sinavlari da, cok istedim ve yaptim.

Gercekten zordu, yeniden ögrenmem, ve daha önce hic duymadigim o kadar cok yeni bilgiyle karsilastim ki, inanilmaz caresiz hissettim kendimi bazi zamanlar. Ama o da gecti iste.

Insan birsey basindayken, karsisinda ki seyler ona dag gibi geliyor, sanki o dag'i hic asamayacakmis gibi hissediyor kendini, ama sonra bi bakmissin, o dag'i da asmissin, baska daglari da asmissin, ve daha ne daglar olursa olsun, bir kere basardiysan, bir daha basarabilecegin demektir.

Hic bir dag gözünüzü korkutmasin, insan neler yapmiyor ki, bir dag'i asamasin?

Cok iyi bir cocuk psikologu olmak istiyordum, ve bir an bile bu hayalimden vaz gecmedim.

Hayallerinizden vazgecmeyin, cido öper sizi ;)

Cuma, Eylül 23, 2011

kimsesiz Elma agaclari

Dün öglesonu komsum Can ve Pelinle bizim Apartmanin park alanindan eve dogru yürürken, yesil cimlerin orada ki elma agaclarini farkettik. Elmalar nasil güzel, kocaman kocaman, bi yanlari kirmizili, gel beni ye diyorlardi.
Elma agaclarinin bi sahibi yok, üniversitenin alani oldugu icin, kimse ilgilenmiyor, ayda bi bahcivan geliyor yere düsen ve cürüyenleri topluyor ve agaci buduyor, yani elmalari kimse yemiyor ve cöpe gidiyorlar. Elma agacina süs gözüyle bakiyor herkes.
Elma agaclarinin etrafinda biraz dolandiktan sonra, hadi bir iki tanesine toplayalim dedik. Can agaca cikti, o indirip düsürmeye, biz düsenleri toplamaya calistik. Nasil nefis, sulu ve tatli ve lezzetli elmalar anlatamam size, markette dahi böylesini almis degilim bu güne kadar. Elmalarin tadindan öyle bi mest olduk, mutlu olduk ki anlatamam :) Can dan gelen ilk öneri, "bunla turtami yapsak biz yahu?" oldu. Fena fikir olmadigi icin, Pelinle bende hemen "evet evet" diye karsilik verdik :)

Haftasonu elmali Turta yapimina girisecegiz biz :)

Perşembe, Eylül 22, 2011

ilmin yetersiz kaldigi yer ..

ümitsiz vakasin. Allah islah etsin.

Çarşamba, Eylül 21, 2011

Almanlar ve kurallari

Ya bazen anlayamiyorum gercekten, neden bu kadar kuralci olurlar, neden hic bi kurali birazcik bile esnetmezler, hakikaten kurallar yüzünden halden anlamaz bi haldeler.

Konu bisikletim. Apartmanin koridoruna park ediyorum, koridor kocamaaaaan ve cok genis, katta ki herkes bisikletini park etse, yine kimseyi rahatsiz etmez, öyle genis yani düsünün. Kis kapida, disarda birakinca, gelecek yaz'a bisikletin hali nolur bilemiyorum?! Gecen ay, Apartman görevlisi bisikletlerin sepetine bi yazi birakmis, koridorlar park alani degildir, ya bisikletleri buradan götürün yada biz imha ederiz diye. Yaziyi ilk gördügümde pek sallamadim acikcasi, bir hafta sonra tekrar ayni yazidan buldum sepette, tamam dedim, cikarayim bisikleti, havada cok kötü degil, kis gelene kadar idare ederim bi sekilde. 
Bodrum katinda bisikletleri park etmek icin bi oda var ama yer yok, o kadar dolu ki, yer bulsam bile, ardindan bisikleti bi daha cikaramam, cünkü direk ulasimi baska bisikletler engeller, o kadar dolu yani. Bisikletimi sadece 1 gece disarda biraktim, ertesi gün hem zil'i hem de ayakta durmasi gereken icin bi seysi varya hani, altta oluyor, onu acinca bisiklet destek alip ayakta duruyo (türkcesi nedir o zimbirtinin hic bilmiyorum), herneyse, hem zil hem o zimbirti yoktu artik. Allahtan sepeti vidalamistimda, sepet yerinde duruyordu, daha önce iki kez sepetim calinmisti. 
Baktim disarda olmiycak, iki gün daha biraksam bisikletin iskeleti kalacak sadece, geri getirdim bisikleti koridora. Bu sabah tekrar bisikletin sepetinde yazi buldum ...napicami bilemedim, simdilik Balkona aldim bisikleti, umarim görevli buna bari ses cikarmaz, bisikleti disarda soyup sogana ceviriyorlar diyorum, adam anlamiyor, bisikletsiz bi hayat düsünemiyorum acikcasi, ise gidip gelebilmem icin tek aracim.
Gecen hafta tekeri inmisti, komsum sagolsun, yamadi ve yeniden sisirdi, üc gündür de zinciri düsüp duruyor, bugün Burak tamir edecekti ama gerekli edevat olmadigindan yapamadi, artik umarim yarin Carola dan gerekli mazlemeleri getirip tamirat isini halledicez.

Iste öyle bi Bisikleti park etme sorunsali var elimizde. Ilerleyen günlerde ne olacak merakla bekliyorum. Bi arkadasim degisik renklerde boya alip bisikleti karman corman boyamami önerdi, böylece uzaktan dahi eski bir bisiklet görüntüsü verir ve kimse biseyini calmaya kalkmaz diyor. 

Öyle yapmayi düsünüyor, suan favori renklerim pembe ve yesil :) belki mor'u da alabilirim icine, üc renge boyasam diyorum, kis'a renkli bir giris yapsam :) 

Bu yilin basindan beri para biriktirmeye calisiyorum, ek islerde kazandigim her kurusu kenara koyuyorum, gelecek yil basinda uzun bir tatil yapabilmek icin. Ne kadar biriktirmeyi basarabilirim bilmiyorum ama ucak bileti cikar diye umuyorum :) babam da destek cikar belki belli mi olur, Diploma hedaaayesi babinda :)) bu yil üniversite de ki son dönemim, o yüzden bu son dönem istedigim sekilde dag tepe gezebilme sansimi son kez kullanmak istiyorum, daha sonra yeni bir sehir, yeni bir düzen, ne zaman tatil yapabilecegim belli olmadigi icin, bu dönem son firsat .. 

Diplomami alir almaz sirt cantami alip yola cikmak istiyorum! Görmek istedigim ülkeler Amerika ve Avustralya, sehirler ise, New York, Chicago, New Orleans, Boston ve Philadelphia. Avustralya da da ne kadar gezebilirsem artik, Suriye de yaptigim gibi Backpacking yapmayi düsünüyorum, o yüzden gercekten her kurusu kenara koyuyorum, param bitene kadar gezmek niyetim :) simdiden rota cikarmaya basladim, ne kadar hayalini kurarsam, o kadar cok gercekleseceginden eminim. Bu güne kadar hayalini kurdugum ve gercekten istedigim herseyi yapabildim, bu sefer de kendimden eminim :) 

olacak olacak :))

Bu arada, 1 ekimden itibaren Fransizca kursuna basliyorum, hayalini kurdugum is hayati icin gerekli bir adim .. insallah hersey cok güzel olacak .. Hayal kurabildiginiz sürece herseyi basarabilirsiniz, buna gercekten inaniyorum. Hayalini kurdugum hersey oldu bu güne kadar.
Hayatin, siz ondan güzel seyler istediginiz sürece, size o istediklerinizi vereceginden eminim. Yeter ki hayata olan inancinizi kaybetmeyin.

Bisiklet park etme sorunsalini da bi sekilde cözecegimden eminim :)

Cido öper sizi ;-)