Çarşamba, Temmuz 24, 2013

Öyle hayaller kurdum ki ..





.. birer birer Gerçekleşiyorlar sanki. 

19. Temmuz cuma günü ilk kez koro provalarına katıldım, evet buradan koroya kabul edildiğim anlaşılıyor a dostlar :) Köln konservatuarında çektiğim ilk foto ise üstte :) artık her cuma akşamı Köln konservatuarında provalara katılacağım! Çocukluğumdan bu yana kurduğum konservatuar hayali bu sekilde hayat bulmuş oldu!

Hala hayal ile gerçek arasında gidip geliyorum, bir yıl evvel, dünyadan bezmiş bir şekilde tezimi bitirmeye çalışırken, vaz geçmememi sağlayan, kuaförlükten psikologluğa bir köprü kurup geçmeye çalışırken destek aldığım ve onüç yıl boyunca aklımdan çıkmayan tek hayal, yolun sonunda Köln'e taşınacağımdı. Bu hayali gerçekleştirmiş olmamı hala idrak edememem bi yanda, öyle gönülden istediğim koroya kabul edilmiş olmam üstüne bal kaymak oldu. 

Aslında girmek istediğim konu farklıydı, evren teorisine inanıyorum artık ben, hemde tüm kalbimle! İşte bir yıl evvel bu zamanlar, göttingen de bıkmış bi halde Carola ile gelecekten ne isteklerimiz var diye bir göz gezdirmiştik, ve ben iki dilekte bulundum ve evrenden Köln'e taşındıktan sonra bana bu dileklerimi gerçekleştirme imkanı versin istemiştim. 

Bunlardan birisi koro idi. Oldu :) 

İkincisine gelince, o daha bi antin kuntin idi, şu an detaya giremeyeceğim, zamanı var detayları paylaşmanın daha, ama o da oldu ki :) 

Cuma günü koro geldi, ertesi günü Cumartesi ise ardından ikinci isteğim geldi. 

Hala bunun sarhoşluğu var içimde. 

Nasıl yani, nasıl yani diye diye şaşkınlığımı dile getiriyorum sürekli ama idrak kabiliyetim sıfır :) 

Allah'ın sevgili kuluymuşum meğerse :)

Uzun lafın kısası, hayat güzel dostlar! 

-Kalimeraba-





Pazartesi, Temmuz 08, 2013

kendini bulmak

Bir karar verdim, uuuu evet, yes, ja, son günler de sürekli bir karar verme havasındayım, sürekli birşeyler değişsin, yeni birşey olsun istiyorum.

En son kararım ise, kendimi bulmak. 

Kimdim ve kim oldum zaman içinde dedim kendi kendime, ha yok öyle bir iç yolculuk falan değil, daha bir yüzeysel sanki sanki :) 

Evet varılan sonuç ise, ben kendime, yıllar önce ki çiğdeme dönmek istiyorum geri, daha bir hayatı hafif ve pembemsi algıladığım günlerime, he ya vardı bir zamanlar o günler, inanılmaz ama gerçek, vardı.

O günleri bu kadar dayanılmaz ve hafif kılan faaliyetlerden birisi koro idi. 12 yıllık bir koro geçmişim var ki benim. Daha sonra hayatıma giren bir öküz yüzünden maalesef müzikle olan alakamı kestim fakat şu an çok pişmanım bundan ötürü. Yıllar önce albüm teklifi bile almıştım, o kadar işin içinde idim, müzik hayatım da anlamlı olan tek şey idi, sahnede olmak tarif edilemez bir mutluluk kaynağı idi benim için. 

Tas tamam 15 yıl oldu ben bu işleri bırakalı, en son 2003 yılında bir arkadaşımın albüm hazırlığı için stüdyo da iki parça için düet olarak demo kaydı yapmıştık, en son bi o faaliyette bulundum, ve yineliyorum pişmanım, tekrar kendime dönmek istiyorum. 

Evet böyle düşündükten sonra, imkanlarımı gözden geçirdim ve köln de bulunan bir koronun gelecek hafta düzenlenecek olan seçmelerine kaydoldum! 

Umutluyum ve hatta kendimden çok eminim, seçmeleri formalite olarak görüyorum hatta, bir an önce tekrar sahne de olmak istiyorum artık! Günlerdir düşünebildiğim tek şey bu!
Yine yabancı müziğe döneceğim, İngilizce ve Almanca eserler seslendiren bir koro, muhtemelen tek Türk olacağım, açık söylemek gerekirse bu da güzel :) 

Uzun lafın kısası, birşeyler değişsin çok istedim çünkü içimde beni, elimi, kolumu bağlayan bir mutsuzluk hakimdi uzun zamandır, ve o çözülmek üzere mi ne? 

Çözülüyor sanırım, çünkü ben beni buluyorum yeniden.

Öptüm kokladım sizi a dostlar!

Cuma, Temmuz 05, 2013

Güzel hatırlanmalı insan

Ben hep bi Türkiye özlemi taşıdım içimde, çocukluğumdan beri hemde. 
Hep biz neden buradayız, neden bizde Türkiye de yaşamıyoruz olması gerektiği gibi (benim kafamda olması gereken öyle gibi idi ..) diye sorguladım durdum ömrüm boyunca.

Hala bazen Türkiye de büyümüş olsaydım, çok farklı bir hayatım olur diye düşünüyorum. Burada çok mutsuz olduğum oldu, ama tabi çok mutlu olduğum da oldu, nankörlük etmeyeyim şimdi. 

Burada olmanın avantajları çok dışarıdan bakıldığında fakat dezavantajlarını kimse sormaz ki bizlere.
 
Bizler derken, Almanya da doğmuş büyümüşleri kastediyorum. 

Çok farklı bir çocukluk ve çok farklı bir gençlik yaşadık bizler. Bana şimdi orada ki hayat mı güzel yoksa Türkiye diye mi sorsalar, bence kesinlikle Türkiye. 

Kurulan dostluklar başka Türkiye de, ilkokul arkadaşlarını gördüğünde sevinebiliyor insanlar, aradan geçen zamana rağmen, lisede ki arkadaşlıklar ise benim gözümde başka dünyadan. Burada öyle bir okul hayatı yaşamak mümkün değil. Birlikte 7 yıl boyunca aynı sınıfta okuduğum ve hatta aynı masada oturduğum o yıllarda ki kankamla bile görüşmüyorum, çünkü Almanya da böyle. Dostluklar belirli bir dönemi paylaşmak içindir, ötesi yoktur, Türkiye'de ki gibi sıcak dostluklar kurmak mümkün değil ki burada. 

Yani anlayacağınız dostlar, burada insanın bir yani hep eksik .. 

Ben çocukken işte, hep bu özlem oldu içimde, ne gariptir ki Türkiye'de ki hayattan hiç birşey bilmememe rağmen oluştu bu özlem.

Müsebbibi belli ama, Kemal Sunal, nam-ı diğer inek Şaban ve hababam sınıfı.
Türkiye'de ki öğrenciliğin hababam sınıfında ki gibi olduğunu düşündüm ben hep, hayatın hep o tad da olduğunu düşündüm hep.
Öldüm bittim resmen Türkiye'de yaşamak orada okumak için.
Belirli bir noktaya kadar, annem ve babam yaramazlık yaptığımda, akıllı durmazsan Türkiye'ye yatılı okula göndeririz diyorlardı, sonra anladılar ki ben daha bir coşuyorum bu ihtar karşısında, zaten istediğim buydu ki! 

Ama göndermediler, ne kadar yaramaz oldumsa da .. 

Yıllar geçti bu özlemle, kavuşamadım türkiyeme ben, sonra bir de baktım ben buranın olmuşum, burası da benim olmuş. 

İnsan herşeye alışıyor dostlar. 

Bu konuyu başka bir yazıda biraz daha açmak istiyorum, şimdilik Nur icinde yat sevgili Kemal Sunal, mekanın cennet olsun .. Sayende kurduğum hayallerle çok mutlu olmuştum ben .. 


Cumartesi, Haziran 29, 2013

Teknolojiye yetişmek namümkün ..

İnanılmaz fakat bu paylaşımı cep telefonumdan yazıyorum! 
Google'ın bunun için bir uygulaması varmış, mis gibiymiş :) foto yüklemeyi de deneyeceğim hatta, çok sevdim ben bu işi :) bloğumda daha aktif olabileceğim bu sayede, ne güzel :) 

Eski evimde internet son bir aydır çok sorunluydu, hatta iptal ettirmeye kadar gitmişti, netcologne gördüğüm en saçma en müşteri memnuniyeti sıfır olan internet sağlayıcısı bence, yeni evime taa taşınmadan bir ay önce müracaat ettim ve hala bekliyorum, yani artık nasıl bir bağımlılık ise, internet olmayınca hayat duruyor gibi sanki.. ne kötü aslında ..

açıklamamdan da anlaşılacağı üzre, yeni evimde kalıyorum bir kaç gündür, geçen haftasonu eşyalarımı taşıdık, ailem arkadaşlarım, çabucak hallettik, herkes sağ olsun .. babam mutfağımı kurup monte etti, biz Yasemin ile bir hafta öncesinden dolapları kurmuştuk, ama asıl iş babama kaldı tabi, kurulması, bağlanması, üstünün tezgahının monte edilmesi vs. Aslan babam bir gün içinde harika bir iş çıkardı! Benim babam bir tanedir, elinden gelmeyen iş yoktur, hatta çocukken babasının Süpermen olduğunu düşünen bir küçük kızdım ben.. valla ha ya :) 
Süpermen değil belki ama süper bir insan benim babam, Allah onu ve anneme uzuuuuuun ve daha çok mutlu bir ömür versin, onları başımdan eksik etmesin inşallah ... 

yeni evim demişken, çok mutluyum ben yahu, öyle gerçekten bir evim oldu, bir artı bir, yetişkin büyük insanların yaşadığı gibi bir evim oldu, her odasını ayrı bir renge boyadım, çamaşır makinam var hatta artık, ben geçen yıl Kasım'dan beri elimde yıkıyordum çamaşırlarımı, iki ayda bir falan havlu ve çarşaf türü seyleri ailemin yanına geldikçe yıkıyordum hep, yani angarya işler, şimdi evimde çamaşır yikayabilmek bana inanılmaz lüks geliyor, ilkel hayattan günümüze merhaba dedim gibi gibi :))) 


-evin tadilat ve yerleşme şeyisinden iki karecik-

Hayat güzel dostlar, gök kuşağı renklerine bürünmüş evimde, yeni hayat, yeni huzur.. ama mümkün mü yeni huzur? 

Mümkün ise ben alayım ufak bir porsiyon, miniminnak da olabilir .. 

Çido'ya minnak bir porsiyon huzur lütfen .. 

Pazartesi, Haziran 17, 2013

yilin yarisi gecti ah ile vah ile ..

yan tarafta ki fotografa baktim da simdi, saclarim uzunmus ki o zaman daha, iki yil mi olmus ki o fotograf cekileli? nasil ve kim cekti onu bile hatirlamiyorum ..
Simdi hala kisa saclarim, inat ettiler uzamiyorlar, uzatayim diyorum, sonra bos bi animda yap bi cilginlik diyerek kendimi gaza getirirp kesiyorum elime makasi alip, egri bügrü, sanki kendimi cezalandiriyorum öyle makasi alip kör kör keserek. Demek ki benim buna ihtiyacim var, demek ki benim ilacim da buymus.

Niye buradayim, niye yaziyorum .. aman ne bileyim, aslinda her zaman söyledigim sey, daha fazla yazmak ve burayi unutmamak istiyorum ama sartlar zorluyor .. yeni is, ona alismak, farkli bir düzen, farkli alanlar, cok yordu beni gercekten. Hep diyorum ki, canta mi alip gitmek istiyorum, neresi oldugu önemli degil ama bilinmedik yüzler, beni ben oldugum icin kendine yakin gören insanlar tanimak istiyorum, kimseye karsi kendimi degistirmek zorunda kalmak istemiyorum, ben "ben" olamadim gitti.

Cünkü "ben" hep sorun yasiyor, hepte beklenmedik yerlerden, hep en güvendigi yerlerden.

"Ben" incinmez,
"Ben" kirilmaz,
"Ben" üzülmez.

-aslinda bütün bu "Ben"ler yok benim icimde, ama insanlar bana böyleymisim gibi davrandi yillarca, bende o "Ben"'i kabul etmek, üzerime giymek zorunda kaldim. Istemedigim, veya ziyadesiyle taniyamadigim bir insan olma yolundayim. Ben kimim diyebilecek duruma geldim.

Öyle ki, ne olursa olsun, karsimda ki insanlar rahat olsunlar diye, ben kirilmam ki, incinmem ki, üzülmem ki diyorum pesin pesin, ve sonra ben gercekten öylemiyim, öyleysem benim bu icimde ki aci neyin nesi diyorum. Anlayamiyorum. Keske kafamin icine bakip, isik tutup, hiii burada bir ariza var diye tespitte bulunup, o arizayi yaratan kismi söküp alsam kafamin icinden ve huzur bulsam. birazcik huzur.

Kimseden bir beklentim yok, ciddi anlamda yok, ailemden, arkadaslarimdan, is ortaminda birlikte oldugum insanlardan, kimseden yok, yillardir bana en yakin olan tek kisi kendim oldum. Beklenti olursa hayal kirikligi da olur, baska türlüsünü bilmiyorum ben.
Baskalarindan yardim bile isteyemem, hep icimde, ya rahatsiz ediyorsam kuskusu oluyor, sonra ne var kendim hallederim bir sekilde diye düsünür, hepte öyle yaparim, her alanda öyle oldu. Belki kimseye muhtac olmamakla da alakasi var bilmiyorum.

Dayanisma nedir, bunu bile bilmiyorum, hic yasamadim ben.

o yüzden, yalnizliktan söz etmesin bana kimse
cünkü bilmiyorlar heybemde ne agir taslar var benim.

kalin saglicakla, görüscez yine, umarim bu gün kadar sicak olmayan bir günde..

Perşembe, Nisan 11, 2013

bir varmisim bir yokmusum, e ben buymusum ..

Aylar gecmis, yeni bir yila girilmis, ve tekrar blogu hatirlar oldum .. hayirsizmiyim neyim ne bileyim, valla ne bileyim?

Tasiniyorum, yerlesiyorum, is ariyorum derken zaman su gibi akip gecmis .. her zaman oldugu gibi ..
Evet isimi de buldum ..

Blog yazmaya yeni basladigimda, bu mecrayi arkadaslarim ve ailemle haberlesmek, onlara uzakta olduklari icin hayatimda ki gelismelerden bilgi verebilmek icin düsünmüstüm bu yazim cizim isini .. sonra da bir baktim ben bu yazma isini sever olmusum, derdimi de sevincimi de buradan paylasir olmusum .. Ne vakit kalbim kirilsa, icim daralsa, üzüntü duysam, hep buradan yazdim yazdim yazdim ve icimde ki o nahos duygular ucuverdi kayboldu gittiler ..

Son günler de acaba artik bu blogu kapatsam mi diye düsündüm, hani ne bileyim, amacina ulasti zamaninda, bana uzun bir yol boyunca eslik etti, her kahrimi cekti demek üzereyim neredeyse .. Tabi bir arac görevi de gördü, cok tatli insanlarla tanistim, cok güzel cok degerli bilgiler edindim sayelerinde, hatta ve hatta cok depresif hallerdeyken destek oldular, moral verdiler, nasil ödeyebilirim ki, bilgisayarin öbür ucunda, benden belki cok uzakta, bilmedigim diyarlarda, benimle birlikte sevinip benimle birlikte üzülen o insanlarin hakkini?

bu mümkün mü? sanmiyorum.

Nasil bir ikilemse, ne yardan ne serden gecebiliyorum. Elim el vermiyor burayi birakip gitmeye.

Bundan bilmem kac yil önce burada bir yazi paylasmistim ve "cok iyi hatta en iyi bir cocuk psikologu olacagim" demistim bir cümle de, evren mi diyelim yoksa kismet mi diyelim, cocuk psikologu olarak ise basladim. Universiteyi bitirdikten sonra basladigim ilk isim ve ben cok mutluyum bundan ötürü. Psikiyatrik bir sorun yasayan 14-17 yas arasi zihinsel özürlü cocuklara yönelik hizmet veren bir klinikte calisiyorum Ocak dan bu yana. Cok seviyorum isimi, departmanimda tedavi gören cocuklari cok seviyorum öncelikle, onlarin o masumlugunu, ne olup biteni anlamadiklari icin neden kendilerini öyle hissettiklerini bilmedikleri icin yasadiklari o karmasayi ve ona ragmen sevgi dolu olmalarini .. cok baska bir dünyanin icinde buldum kendimi birden ve beklemedigim kadar cok sevdim bu dünyayi.

Dünyayi güzellik kurtaracak ve o cocuklar bu güzelligin bir parcasi olacak, bundan hic süphem yok. Icim sevgiyle dolu onlarla birlikte vakit gecirirken, gercekten böyle karsiliksiz ve beklentisiz bir sevgiyle dolu.

söyleyeceklerim burada bitmiyor .. kisa süreli bir ara olsun bu ..

sevgi basinizdan asagi seller sular gibi aksin emi ..